Ruh sağlığı randevularında rekor: Uzmanlara göre nedeni yılların yükü

Ruh sağlığı randevularında rekor: Uzmanlara göre nedeni yılların yükü
DoktorTakvimi’nin 2025 verileri, ruh sağlığına yönelik randevunun rekor seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Verileri Ulus’a değerlendiren Uzm. Psk. Sümeyye Özcan, bu tablonun yıllardır biriken toplumsal tükenmişliğin görünür hale gelmesi olduğunu belirtti.

Dijital sağlık randevu platformu DoktorTakvimi’nin 2025 verileri, Türkiye’de ruh sağlığına yönelik talebin rekor seviyeye ulaştığını gözler önüne serdi. Yıl boyunca 50 milyon ziyaret alan platformda, 99 bin randevu ruh sağlığı alanında gerçekleşirken, bu randevular toplamın yüzde 34,5’ini oluşturdu. Verileri Ulus’a değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Özcan, bu tablonun yıllardır biriken ve ertelenen toplumsal tükenmişliğin görünür hale gelmesi olduğunu belirtti. En sık başvurulan sorunların anksiyete, depresyon ve tükenmişlik olduğuna dikkat çeken Özcan, yardım istemenin zayıflık değil, güç ve farkındalık göstergesi olarak görülmeye başlandığını söyledi. Bu değişimin, toplumda ruh sağlığına dair algının olumlu yönde dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti.

RUH SAĞLIĞI RANDEVULARI REKOR SEVİYEDE

Dijital sağlık randevu platformu DoktorTakvimi, 2025 yılına ilişkin sağlık sektörü verilerini paylaştı. Yıl boyunca 50 milyon ziyaret alan platformda, 99 bin randevu ile Türkiye’de dijital sağlık randevularının odağında yine ruh sağlığının olduğu görüldü. Bu alandaki randevular, toplamın yüzde 34,5’ini oluşturdu. Verilere ilişkin konuşan Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Özcan, Türkiye’de insanların psikolojik desteğe yönelmesinin geçici bir heves olmadığının altını çizdi. Özcan, bu sonuçların yıllardır biriken, ertelenen ve önemsenmeyen toplumsal bir tükenmişliğin gün yüzüne çıkması olduğunu belirtti. Madalyonun öteki yüzünde, Türk halkının artık dinleyici konumunda olmak istemediğini aktaran Özcan, bu durumun artık dinlenen taraf olma arayışına doğru evrildiğini kaydetti. 2025 verilerinin ise topluma bu yönde çok şey anlattığına dikkat çeken Özcan, “Psikoloji branşının en çok talep edilen alan olması, sabır ve metanet gibi kavramların artık kolektif bir yetersizliğe dönüştüğünün kanıtı sayılabilir” dedi.

ruh-salii.jpg

Uzm. Psk. Sümeyye Özcan, en yaygın başvuruların başında anksiyete bozuklukları, depresyon ve tükenmişlik sendromunun yer aldığını kaydetti.

“HAYATTAYIZ AMA İYİ DEĞİLİZ” DÖNEMİ

Türkiye’de gündemin zirvesinde yer alan ekonomik istikrarsızlık, gelecek endişesi ve art arda yaşanan toplumsal travmaların, bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin etkiler bıraktığını ifade etti. Özcan, bu sürecin insanların sinir sistemini uzun süreli bir “savunma moduna” soktuğunu ve bunun zamanla kronikleştiğini söyledi. Yaşanan bu durumun sadece fiziksel sağlığı değil, zihinsel ve duygusal yapıyı da olumsuz etkilediğini aktaran Özcan, “İnsanlar hayatta ama ‘iyilik hali’ dediğimiz olaydan uzak bir hayat. Bireyler artık psikolojik rahatsızlıkların en az fiziksel hastalıklar kadar önemli olduğunu da fark etmeye başladılar. Psikolog, psikiyatri algısı toplumda iyi yönlü bir değişime uğradı” şeklinde konuştu.

İLK ÜÇ SIRADA ANKSİYETE, DEPRESYON VE TÜKENMİŞLİK VAR

En yaygın başvuruların başında anksiyete bozukluklarının geldiğini vurgulayan Özcan, “Hatta halk bunun tanısını kendi kendine bile koyabiliyor” dedi. Belirsizliğin arttığı toplumlarda kaygının da arttığını ifade eden Özcan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü, “Panik ataklar, sürekli tetikte olma hali, kontrol ihtiyacı ve bedensel belirtilerle seyreden kaygı bozuklukları oldukça yaygın. Bunun hemen ardından sırayı depresyon takip ediyor diyebilirim. Depresyon ise çoğu zaman sessiz ilerliyor. Özellikle genç yetişkin yaş grubunda umutsuzluk, motivasyon kaybı ve değersizlik duygusu dikkat çekiyor. Biliyoruz ki Türkiye afet ülkesi. Travma sonrası stres bozukluğu ise afetler, kazalar ve çocukluk travmaları nedeniyle giderek daha fazla karşımıza çıkıyor. Tükenmişlik sendromu artık yaş gözetmeksizin, özellikle genç nesli etkisi altına almış durumda. Her an kendini kanıtlama çabası ve dijital dünyadaki pürüzsüz hayatlarla yapılan kıyaslamalar, bireyleri erkenden tüketiyor. İnsanların zihnini en çok meşgul eden ve onları yoran temel duygu ise ne yazık ki yetersiz kalmak” dedi.

ruh-salii1.jpg

“HERKESTE VAR” SUSKUNLUĞU KIRILIYOR

Türkiye’nin, travmatik deneyimlerin sık yaşandığı bir ülke olduğunu kaydeden Özcan, bu deneyimlerin çoğu zaman zamanında ele alınamadığına dikkat çekti. İşlenmeyen duyguların yıllar içinde birikerek açığa çıktığını kaydeden Özcan, “Toplumun uzun süredir biriken yükünün görünür hale gelmesi de diyebiliriz” diye konuştu. Bu noktada yardım istemenin zayıflık değil, ruhsal farkındalık ve güç göstergesi olduğunu vurgulayan Özcan, “Bir şeylere dayanmak tahammül etmek yerine yardım istemek daha da meşru hale gelmeye başlamalı. İçinde bulunduğumuz toplumda kolektif bir kabullenişin arkasına saklanmayı bıraktık Artık dertleri 'herkeste var' diye geçiştirmiyor, kendi kırgınlığımızı dürüstçe ilan ediyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak:Rüveyda Aslıipek

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.