Ahmet Sandal
En büyük savaşlar ülkeler arasında değildir!
Yalnızca Ülkeler savaşmaz. Ve en büyük savaş Ülkeler arasında değildir! İnsanlar arasındadır.
En büyük savaş “bir toplumun kendi içinde yavaş yavaş, sinsi sinsi, her gün her gün her an her an devam eder.” Şaşırdınız değil mi?
Öyleyse maksadımı ve ne demek istediğimi biraz daha açayım.
Önce şunu belirteyim. Yavaş yavaş ve sinsi sinsi insanları birbirleri ile savaştıran Toplumlar, İslami olmayan Toplumlardır. İslami bir Toplumda, İnsanlar birbirleri ile kardeşçe yaşar. Ancak kapitalist Toplumlarda, insanlar birbirileri ile savaşır. (Bu hususu böyle baştan açıkça belirtelim.)
Kapitalist yani İslami olmayan Toplumlarda, kötüler, iyiler ile savaşır. Suçlular, suçsuzlar ile savaşır. Topluma zararlı olanlar, toplum için faydalı olanlar ile savaşır. Kaybedecek bir şeyi olmayanlar, kaybedecek çok şeyi olanlar ile savaşır.
Ve bu dört kısımda tasnif ettiğimiz savaşlar diğer savaşlara benzemez. Tarihlerden bu yana yapmış olduğunuz tüm savaşları aklınıza getirin. Hangisini aklınıza getirirseniz getirin. Kötüler ve iyiler, suçlular ve suçsuzlar, zararlı olanlar ve faydalı olanlar ve kaybedecek bir şeyi olmayanlar ve kaybedecek çok şeyi olanlar arasındaki savaşlarda daha ağır, daha fazla can kayıpları vermiştir kapitalist Toplumlar. Milyonlarca kişi bu kapitalist bir Toplumda bu savaşlarda, yıllar içerisinde, asırlar içerisinde ölmüştür. (Savaş derken bunu bazıları kişiler arasında, gruplar arasında kavga, husumet, çatışma vb gibi kavramlarla açıklayabilir. Ben buna “savaş” diyorum.)
Bu savaş bizim Toplumda da maalesef her gün her gün, her an her an devam ediyor.
Tekrar ediyorum en büyük savaş, Ülkeler arasında değildir. En büyük savaş bir Toplumda, iyiler ve kötüler, suçsuzlar ve suçlular, faydalı olanlar ve zararlı olanlar ve kaybedecek çok şeyi olanlar ve kaybedecek hiç bir şeyi olmayanlar arasındadır.
Ve bu savaş her gün her gün, her an her an sürekli devam eder.
Bu yazıyı yazmama neden olan olay, Ankara’da dün bir polis memurumuzun haince, alçakça şehid edilmesidir. Haber şöyle: “Ankara'da Polislere Saldırı! Ankara’da Polis memurunu şehid eden şüphelinin 8 farklı suç kaydı çıktı.” (Olay şöyle cereyan etmiş. Ankara Karacaören mevkiinde Polislerimiz bir aracı durdurarak GBT kontrolü yapmak istemiş. Bunun üzerine araçtan inen şüpheli, önce polisimize tabanca ile ateş açmış ve ardından da intihar etmiştir.)
Yalnızca bir haber bu. İşte görüldüğü üzere, iki taraf karşı karşıya ve adeta savaşta. (Bir tarafta kaybedecek çok şeyi olan bir polis memurumuz, karşı tarafta da kaybedecek hiçbir şey olmayan adeta suç makinesi birisi. Bir tarafta görevini yapan bir polisimiz, diğer tarafta toplum için tehlike saçan birisi.)
Daha bunun gibi nice haber ve olayı burada belirtebilirim. Neticede iş şuna varır. “Bir tarafta iyiler ve diğer tarafta kötüler, bir tarafta suçsuzlar ve diğer tarafta suçlular, bir tarafta faydalı olanlar ve diğer tarafta zararlı olanlar ve bir tarafta kaybedecek çok şeyi olanlar ve diğer tarafta kaybedecek bir şeyi olmayanlar.”
Bu iki taraf arasında savaş var adeta. Bu savaş toplum içinde, her gün her gün, her an her an cereyan ediyor. Zamana yayıldığı için sinsi ve gizli savaş bu. Kimsenin umursamadığı ya da umursasa da bir şey yapamadığı savaş bu.
İşte size bu savaşları gösteren birkaç gazete haberi . (Google’dan rastgele alınmış haberlerdir ve bu haberler her gün her gün, her an her an internete düşmektedir.)
Haber: 24 suç kaydı olan adam, bir kız çocuğunu öldürdü. Haber altında yorum: Böyle suç makineleri nasıl oluyor da dışarıda rahatça dolaşabiliyor. Adalet sistemi kendini sorgulamalı. Çok yazık.
Birkaç haber daha yazalım. Çeşitli suçlardan 48 kaydı bulunan ve Afyon Açık Cezaevi'nden firar eden hükümlü, İzmir'de yaşayan eşini bıçaklayarak öldürdü.
Başka haber yazmayayım. İçinizi karartmayayım. Çünkü bu haberlerden binlerce var. Maalesef.
Ey Devlet Yetkilileri! Dış Ülkelerle muhtemel savaş için hazırlık yapıyorsunuz da, savunma sanayi adıyla nice nice teknoloji üretiyor ya da satın alıyorsunuz da (tamam bunu elbette yapacaksınız, bu vatan savunması için elzemdir) acaba bu Toplumda her gün her gün, her an her an devam eden bir tarafta iyiler ve diğer tarafta kötüler, bir tarafta suçsuzlar ve diğer tarafta suçlular, bir tarafta faydalı olanlar ve diğer tarafta zararlı olanlar ve bir tarafta kaybedecek çok şeyi olanlar ve diğer tarafta kaybedecek bir şeyi olmayanlar arasındaki savaşları önlemek (masumları korumak ve kurtarmak) için bir şey yapıyor musunuz?
Şimdi bana “yapıyoruz” diye cevap vereceksiniz. O vereceğiniz hiçbir cevap aşağıdaki 10 husus gerçekleştirilmeden hiçbir işe yaramaz. (Temel bozuksa, temel çürükse ne yaparsanız yapın bina çöker)
İşte benim bu Toplumdaki savaşı bitirecek 10 temel şartım:
1-Hakkı ve Adaleti esas alan bir nizam kurun.
2-“Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır.” (Nur Suresi, 42) “Hüküm, yalnızca Allah'ındır.” (Yusuf Suresi, 40) “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır.” (Al-i İmran Suresi, 189) Bir Toplumun yönetim şekli bu ayetlerin çerçevesinde belirlenmelidir.
3-Makam ve mevki, para ve pul için değil Hak (cc) ve Halk için çalışın. İyi örnek olun.
4-Ailede, Okulda ve Toplumda çocuklara İslam’ın ne olduğu en küçük yaşlardan itibaren anlatın ve çocuklara akıl eğitiminden önce ahlak eğitimi verin. Çocuklar Ailede, Okulda ve Toplumda edepli ve terbiyeli bir şekilde yetiştirilmelidir.
5- “Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet (saltanat) olmasın.” (Haşr Suresi, 7) Allah’ın emirleri doğrultusunda, gelir dağılımında adil bir paylaşım sağlayın.
6-“Kısasa kısas” kanunlarda olacak. Buna göre kanunlar oluşturun. (Kısasa kısas, bir kimseye yaptığı kötülüğün ya da işlediği suçun aynısıyla karşılık verilmesidir)
7-İdam cezası kanunlarda olacak.
8-Zina kanunen de suç sayılacak.
9-Hırsızlık yapanın cezası caydırıcı olacak.
10-Faizi ve tefeciliği kanunen yasaklayın.
Bu 10 husus bir Toplumda tesis edildiğinde, bu yazı boyunca beyan ettiğim ve dikkat çektiğim “savaşlar olmaz.” Bu 10 husus sağlanırsa o Toplum, “Selam Yurdu” olur.
Yazımın sonunda iki ayet-i kerime meali mevcuttur.
“Sizin veliniz (dostunuz) ancak Allah’tır, Peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir. Kim Allah’ı, peygamberini ve iman edenleri velî edinirse bilsin ki Allah’tan yana olanlar mutlaka galip geleceklerdir.” (Maide Suresi, 55-56)
Vesselam.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.