Kırılgan bir bedenle doğdu: Gitarıyla engelleri susturdu

Kırılgan bir bedenle doğdu: Gitarıyla engelleri susturdu
Cam kemik hastası olarak dünyaya gelen Bünyamin Çevik, gitarıyla engelleri susturdu. Türkiye’yi yurt dışında temsil eden müzisyen, yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Başarı hikâyesiyle ilham veren Çevik, “Müzik, benim engelimi örten bir makyaj” dedi.

Anne karnında başlayan bir mücadele… Cam kemik hastası olarak dünyaya gelen Bünyamin Çevik, gitarıyla engelleri susturdu. İlkokulu Adıyaman’da okuyan Çevik, okulun fiziki koşullarının yetersizliği sebebiyle ortaokul ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Engelliler okulunda geçirdiği süreçte gitar ve müzikle tanışan Çevik, yeteneği sayesinde Türkiye’yi Atina’da düzenlenen Yeni Genç ve Engelli Müzisyenler Yarışması’nda temsil etti. Tüm engelleri müzikle aşan Çevik, 15 yaşından bu yana sokaklarda, festivallerde gitar çaldı ve yüzlerce kişiye enstrüman çalmayı öğretti. Başlangıçta öğrencileri ve veliler şaşırsa da, Çevik’in müzikteki ustalığı, insanların ona bakışını tamamen değiştirdi. Müziğin hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Çevik, “Müzik, benim engelimi örten bir makyaj” dedi.

“MÜZİĞİMLE İNSANLAR BENİ TANIDI”

1985 yılında Adıyaman’ın Besni ilçesinde dünyaya gelen Bünyamin Çevik, doğuştan kronik cam kemik hastası olarak hayata başladı. Bedensel engelli olarak başlayan yaşamı, Çevik’in eğitim hayatını da zorlaştırdı. İlkokulu memleketinde tamamlayan Bünyamin, ortaokul ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Cam kemik hastalığı nedeniyle vücudunda kırıklar ve deformasyonlar oluştuğundan, merdivenli okullarda eğitim almanın oldukça güç olduğunu ifade eden Çevik, müzikle tanışmasını şu cümlelerle aktardı, “Cam kemik hastalığı nedeniyle vücudumda kırıklar ve deformasyonlar gelişti. Bu yüzden normal mimarili merdivenli okullara gitmekte zorluk çekiyordum. Eğitim hayatım ciddi sıkıntılarla geçti. O dönemde ilçemize gelen bir milletvekili, Ankara’da engelliler için bir okul olduğunu bildirdi. Kardeşim de benim gibi cam kemik hastası olduğu için, daha rahat eğitim alabilmek amacıyla yatılı okula kaydolduk. Okul tamamen engellilere yönelik, fiziksel engel oluşturmayan bir mimariye sahipti; düz bir zemin üzerine kurulmuş geniş bir alanı vardı. Yatakhaneler, sınıflar, yemekhane ve sosyal aktiviteler için alanlar bulunuyordu. Ankara’ya geldikten sonra müzikle tanışmam aslında biraz tesadüf oldu. Toplum, bizi tanımıyor çünkü kendimizi göstermedik. Sokağa çıkıp görünür olmalıyız. Ben bunu yaptım ve müziğimle insanlar beni tanıdı. Engellilerin sesini duyurması için aktif olması gerekiyor. Haftalık söyleşiler, konserler ve etkinliklerle toplumdaki engelli farkındalığını artırmayı sürdürüyorum.”

ekran-resmi-2026-02-01-11-30-55.png

“MÜZİK, BENİM ENGELİMİ ÖRTEN BİR MAKYAJ”

Okulda üniversiteli gençlerin düzenlediği bir etkinlik, Çevik’in müzikle tanışmasına vesile oldu. Gençlerin, kendilerine hayallerini sorduğunu söyleyen Çevik, “Kimseden bir isteğim olmadığını ama saz çalmak istediğimi söyledim. Bahadır ağabey bana gitarın daha uygun olacağını söyledi. Bir hafta sonra okula beş gitar geldi, biri bana hediye edildi, diğerleri ise okulun müzik bölümünde kullanıldı. O andan itibaren gitar kursuna başladım ve müzikle tanışmam böyle gerçekleşti” dedi. Çevik, müziğin kendisi için önemini şu sözlerle anlattı, “Müzik hayatımda çok önemli bir yer tuttu. Müzik, benim engelimi örten bir makyaj gibi. Gitar çalmadığım yıllarda insanlar önce engelimi sorardı, artık müziğimle ilgileniyorlar. Sorular ‘Kaç yıldır müzikle uğraşıyorsunuz? Hangi tarzlarda çalıyorsunuz?’ şeklinde değişti. Bu yüzden müzik hayatımı renklendiren, engellerimi unutturan bir güç oldu. Müzik öğretimim şöyle gelişti. İlk gitarımı alan Bahadır ağabeyim bana dedi ki, ‘Bünyamin, bu gitarı sana hediye edeceğim. Senin bu işe yeteneğin var. Ama bir şartım var. Sen de gelip çocuklara kurs vereceksin’. Böylelikle ilk derslerimi vermeye başladım.”

gotariyla-engellero-auiyor.jpeg

MÜZİĞİYLE ENGEL TANIMADI, TÜRKİYE’Yİ ATİNA’DA TEMSİL ETTİ

İlk defa 2005 yılında mezun olduğu okulunda sahne alan Çevik, “O sırada, o dönemin belediye başkanının eşi ile Yunanistan büyükelçisinin eşi de dinliyormuş. Tabi program sırasında protokoldekilerin kim olduğunu bilmiyordum. Eve döndüğümde, bir hafta sonra bana bir davet mektubu geldi; ‘2006 yılında Atina’da düzenlenecek Yeni Genç ve Engelli Müzisyenler Yarışması’na katılmak ister misiniz?’ Tereddütsüz kabul ettim” dedi. 16 ülkenin katıldığı yarışmada 8’inci olduğunu söyleyen Çevik, “Bir gitar ve çıplak bir solist sesiyle güzel bir performans çıkardık” dedi. Yarışma sonrasında Türkiye’de büyük yankı uyandırdığını kaydeden Çevik, “Engelli bir müzisyen olarak ülkemizi temsil ettim” diyerek, bu başarının kendisine yeni kapılar açtığını belirtti.

“GİTARIMLA GÖNÜLLER KAZANDIM”

Çevik, Atina dönüşü, Çubuk’ta çeşitli kurslar vermeye başladığını kaydetti. İlçeye gitarı tanıtan ve gençlerle çalışarak müziği yaygınlaştırdığını dile getiren müzisyen, bugüne kadar 100’ün üzerinde, hatta 200’e yakın gitar öğrencisi yetiştirdiğini söyledi. Çubuk Halk Eğitim Merkezi’nde gitarda ders vermeye başladığını belirten Çevik, “2005 yılında ilk gitarımı çaldığımda burada ders vermeye başladım ve ilçede kimse gitar nedir bilmiyordu. Daha önce halk eğitiminde kurslar açılmış ama uzaklık, düşük ücretler ve talep eksikliği nedeniyle tamamlanmamıştı. Bu ilçeye gitarı ben tanıttım diyebilirim. Hatta Çubuk Halk Eğitim Merkezi’nin ilk gitar kursu mezunları benim dönemimde çıktı ve ilk sertifikalarını verdik. Sonrasında Çubuk Aile Yaşam Merkezi, özel dersler ve farklı müzik etkinlikleri ile devam ettim. 4-5 ayrı müzik grubu kurdum; tabii insanlar değişken olduğundan bazıları dağıldı. Üniversiteye gidenler, gelenler, müziği bırakmak zorunda kalanlar oldu; ama bu gruplarla festivallerde, açılışlarda, konserlerde yer aldım” diye konuştu. Kendisini asıl geliştiren şeyin, çağrıldığı üniversite, lise, ilkokul ve ana sınıfına gitarıyla gidip söyleşiler yapması olduğunu ifade eden Çevik, “Öğrencilere engel nedir, engelliler nasıl yaşar, engellilere bakış açısı konularını anlattım. Etkinliklerin sonunda gitarımla birkaç eser çalarak onların gönlünü kazandım. Bu sayede gitar kursuma gelen öğrencilerim artmaya başladı” dedi. Çevik, şimdilerde dönem dönem belediye tarafından düzenlenen konserlerde sahne almaya devam ediyor.

gotariyla-engellero-auiyor2.jpeg

Bünyamin Çevik: Müzik, hayatımı renklendiren ve engellerimi unutturan bir güç oldu.

“HAYATTA ŞANSA DEĞİL, ÇABAYA İNANIYORUM”

Şansa veya tesadüfe inanmadığını, çabaya ve gayrete inandığını ifade eden Çevik, “Kapıların açılmasını beklemiyorum, talep ediyorum, gidiyorum, yapıyorum. Hayatın içinde yer alırsak, insanlar bizi tanır. Biz fırsatlarımıza sahip çıkmazsak, kimse bizim için bir şey yapmaz. Her engelli, kendi fırsatlarını kendisi kovalamalı” diye konuştu. Engelli bireylerin toplumdaki algısının değişmesinin öncelikle kendilerinden başladığını vurgulayan Çevik, “İnsanlar bazen şöyle söylüyor; ‘Tamam, siz zaten bir yere gelmişsiniz, bir şeyler başarmışsınız, buradan konuşmak kolay’ Genellikle öyledir. Bir şeyleri başaramayan ya da kabuğunu kıramayan insanların en büyük eleştirisi odur. Demek ki bir şeyleri kırmak, değiştirmek, toplumun algısını değiştirmek önce bizden başlıyor” dedi. Ailelere ve arkadaşlara da önemli bir mesaj veren Çevik, “Hayatın içinde olmalıyız. Eğitimlere, kurslara ve sosyal aktivitelere katılmalı; kafeler, lokantalar ve diğer sosyal alanlarda da yer almalıyız. Ancak böylece sorunlarımız görünür olur ve çözüme kavuşur” diyerek cümlelerini noktaladı.

Kaynak:Rüveyda Aslıipek

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.