Ahmet Sandal
Ya beklenen nesil sizsiniz ya da nesilsizsiniz!

*"Kim var?" diye seslenildiğinde, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" diye haykıran ve her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" şuuruna sahip bir Gençlik ve Nesil yetiştirmeliyiz.”
Necip Fazıl Kısakürek
Davası için Dünya'yı ayakları altına almış.
İsterse Dünya'da yapayalnız bir başına kalmış.
Korkusuzca yaşamış, meseleler içine dalmış.
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Allah'ın rızasını en büyük gaye ve maksat bilmiş.
Bunu Dünya'da en büyük mutluluk ve tat bilmiş.
Hak Davada şehadeti en büyük murat bilmiş.
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Kim ne söylerse söylesin, aldırış etmeyen.
Övenlerin de, yerenlerin de yolunda gitmeyen.
Para, pul, makam ve mevki için kaybolup yitmeyen
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Nefsini ve şeytanı ayaklar altına alıp süren.
Huzur ve güven dolu bir toplumu ilmik ilmik ören.
Allah'ın Peygamberini tek rehber ve önder gören.
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Umutsuzluk veren sesleri dinlemeyen, duymayan.
Dünyacılarla hareket etmeyen, onlara uymayan.
Gece gündüz demeden çalışıp boş boş uyumayan.
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Dünya birleşip üzerine gelse de tek başına.
Yola kararlılıkla devam eden, bakmadan yaşına.
Sahip çıkan Vatanın toprağına ve her bir taşına.
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
"Ya beklenen nesil sizsiniz, ya da nesilsizsiniz."
Evet, bu yazıda önce şiirime yer verdim.
Bundan önce genellikle başta yazımı yazar, yazımın en sonunda konuyla ilgili şiirime yer verirdim.
Bu sefer şiir ile başladım. Ve şiirimi izah noktasında Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek'in bir sözüne şiirimi üstünde yer verdim.
Şimdi buradan “beklenen nesil” ile ilgili görüş ve düşüncelerimi açıklamaya devam ediyorum.
Nesıl dediğimiz zaman ne anlaşılır? Elbette bunu da açıklamak gerekir.
Nesil kelimesinin karşılığı olarak Türk Dil Kurumu sözlüğünde “kuşak” diye bir kelime belirtilmektedir.
“Yeni nesil” ya da “yeni kuşaklar” dediğimizde, bir toplumun ya bir Ülkenin istikbali yani geleceği anlaşılır.
Bu manası itibariyle nesil, “bir toplumun ecdadından gelen ve devam etmesi gereken kültürünü, örfünü, ananesini, dilini, dinini, diyanetini sürdürecek ve o güzel özellikleri koruyacak kişiler” demektir.
Bir teşbihte yani benzetmede bulunmak gerekirse, nesil, bir arının, bal yapacak, petek oluşturacak ve bu özelikleri sonsuza dek sürdürecek yavruları nesildir. Arı nesli için verdiğimiz bu örneği insanları temel alarak verirsek, çocuklarımız ve gençlerimiz, nesildir. Bir başka örnek verelim. Bir ağacın dallarının ucundaki yeni yeşillenmiş ona yapraklar da nesile benzetebiliriz. “Bir ağacın filizlenmesi, sürgün vermesi” de nesil olmak demektir. Bu da nesil kavramını açıklayan başka bir örnektir.
Nesil ne demektir, bu açıklama ve örneklerle anlaşıldı sanırım. Yani sözü uzatmaya gerek yok, “bir toplumda bebeklerden itibaren, çocuklar ve gençlerimiz, 40 yaşına, olgunluk yaşına kadar olan dönemleri” itibarıyla bir nesildir. 40'ından sonra nesil olmaz.
Öyleyse biz de 0-40 yaş arasındaki kitleyi esas alarak nesli koruyucu ve devam ettirici, sosyal ve kültürel faaliyetleri sürdürmeliyiz. Ben nesil denildiğinde 0-40 yaşı aralığındaki insanları esas alıyorum. Bir de şöyle bir açıklama mümkün: “0-40 yaşındakiler “yeni nesil”, 40+ ve sonrasına “önceki nesil” denilebilir.
Bu bakış açısıyla özellikle “yeni neslin” İslami, milli ve yerli bir çizgide hareket etmesi ve Ecdadımızı bu şekliyle temsil etmesi gerektiğine inanıyorum. Yeni nesil devam ettirecek olandır kültürü, ananeyi ve örfü.
Elbette önceki nesil dediklerimiz de İslami, milli ve yerli bir çizgide hareket etmelidir. Ancak onlarda şahsiyet ve karakter oturduğu için, onların çok da üzerinde durulmaması gerekir. Kültürel ve ilim ile irfan çalışmaları 0-40 yaş aralığındaki insanlar üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.
Şimdi asıl önemli konuya gelelim.
Nereye gidiyoruz? Gidişat nereye? Bu nesil de nereden çıktı? Toplumum geleceği karanlık gibi serzeniş ve şikayetleri sıklıkla duyuyoruz.
Yeni nesil hangi durumda? Niye böyle farklı oldular? Niçin özünden koptular? Bu sorular çok normal ve olağan sorular. Çünkü durum ortada.
Evet, bu toplum, sırf yeni nesil itibarıyla değil, tümüyle, özellikle son 100 yıldır başka mecralarda. Yani özünden kopuk vaziyette.
Bunun yanında yeni nesil de son teknolojik gelişmelerin de (bilgisayar ve internet ve bağımlılığı, sanal oyunlar, dijitalleşme, ahlaksız TV dizileri ve benzeri olumsuz gelişmelerden) etkisinde yitik gitmektedir.
Sözün özü şu: Bu toplumda yüz yıldan fazladır büyük bir tahribat, toplumsal yozlaşma, çürüme ve bozulma gibi olumsuz durumlarla karşı karşıyayız. Batıyı, Avrupa'yı taklit ettik. Onlar çoktan bozulmuş idi. Onlara benzedik. Her şey maddiyat ve menfaat oldu. Toplumsal dayanışma kalmadı. Komşuluklar bitti. İnsanlar aynı apartmanda kaldığı komşularını tanımıyor. Bırakın komşulukları, akrabalık bağları koptu. Daha da ilerisi, ailelerde iletişim koptu. İnsanlar bir evde kalıyor, ancak pansiyonda kalır gibi aile fertleri odalarına kapanmış vaziyette. Toplumda da aynı durum söz konusu, herkes kabuğuna çekilmiş durumda.
Bu ahvalde siyonist kapitalist küresel çeteler tüm toplumları kolayca yönetiyor. Yönetemediği yeri bizzat işgal ediyor. Yani kendi kültürünü ve hayat biçimini yaygınlaştıramadığı, halkını gönüllü köle yapamadığı yerleri işgal ediyor. Zulüm ediyor. Ancak Filistin ve Gazze'deki nesil ve beklenen nesil onlardır, zulme direniyor.
Nesil odur ki, siyonist kapitalist küresel düzene karşı koysun. Nesil odur ki, sırf Allah rızası için canıyla, malıyla zalime karşı dik dursun.
Biz böyle bir nesil için çaba gösterip çalışmalıyız.
Vesselam....
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.