Ankara’nın yenilikçi terzisi Ziya Pınarbaşı: Duvar halılarını kıyafete dönüştürüyor
Başkentte 20 yıldır terzilik yapan Ziya Pınarbaşı, geri dönüşüm odaklı sıra dışı tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Geleneksel duvar halılarını, Türk motiflerinin yer aldığı kilimleri ve sandıklarda saklanan eski kumaşları modern giyim parçalarına dönüştüren Pınarbaşı, geçmişin izlerini günümüz modasına uyarıyor. Mesleğe 15 yaşında başlayan Pınarbaşı, terziliği sadece onarım işi olarak görmediğini, sanatsal bir üretim alanına dönüştürdüğünü ifade ediyor. Sosyal medya paylaşımlarıyla geniş kitlelere ulaşan usta terzi, özellikle eski eşyaların yeniden değerlendirilmesine yönelik yaklaşımıyla büyük ilgi topluyor. Tasarımlarını şimdilik satışa sunmadığını, koleksiyon olarak geliştirmeye devam ettiğini belirten Pınarbaşı, “Duvardaki kilimleri podyuma taşımak istiyorum” diyerek hedefinin Türk kültürünü ve geleneksel motifleri uluslararası moda sahnesine taşımak olduğunu vurguladı.

ESKİ PARÇALARA YENİDEN ANLAM KAZANDIRIYOR
Terzilik mesleğine yaklaşık 20 yıl önce adım attığını ve çocukluktan itibaren bu mesleğin içinde yer aldığını söyleyen Ziya Pınarbaşı, kariyerini geri dönüşüm ve yenilikçi tasarımlar üzerine şekillendirdiğini söyledi. 15 yaşında bu mesleğe adım attığını ifade eden Pınarbaşı, mesleğine duyduğu bağlılığı “İşimi gerçekten çok seviyorum” sözleriyle anlattı. Geleneksel terzilik anlayışının dışına çıkmaya çalıştığını vurgulayan Pınarbaşı, “Bizi diğer meslektaşlarımızdan ayıran en önemli noktalardan biri geri dönüşüme verdiğimiz önem oldu. Sosyal medyayı da çok aktif kullandık. Yaptığımız işleri öncesi-sonrası şeklinde paylaşınca vatandaşlardan çok güzel geri dönüşler aldık” diye konuştu. “Bizim anlayışımızda ‘at gitsin’ diye bir şey yok” diyen Pınarbaşı, her ürünü yeniden değerlendirmeye çalıştıklarını belirtti. Büyütme, daraltma ve yırtık montların orijinal formuna uygun şekilde onarılması gibi birçok çalışmaya imza attıklarını dile getirdi. Zaman içinde bu yaklaşımın daha da geliştiğini aktaran Pınarbaşı, “Zamanla bu bakış açımız farklı bir noktaya evrildi ve duvar halılarını kıyafete dönüştürme fikri ortaya çıktı” dedi.

“ASLAN DESENLİ BATTANİYE ÜZERİMDE KÜKREDİ”
Pınarbaşı, geri dönüşüm odaklı tasarım yolculuğunun çıkış noktasını çocukluk anılarından gelen özel bir battaniyenin oluşturduğuna dikkat çekti. Fikrin oldukça yeni olduğunu belirten Pınarbaşı, süreci şu sözlerle anlattı, “Kendi evimde, çocukluğumdan beri bizimle olan ve benim büyüdüğüm aslan desenli bir battaniye vardı. Sıradan bir battaniye değildi; birçok insanın çocukluk anılarında yer eden, yılların eskitemediği manevi değeri yüksek bir parçaydı. Ben o battaniyeden kendime bir yelek yaptım. Yıllarca bir kenarda unutulmuş, artık kullanılmayan bir battaniyeyi dönüştürdüm. Yapım sürecini videoya kaydettim, ardından o yeleği giyip sokağa çıktım ve bunu sosyal medyada paylaştım. Video milyonlarca kişiye ulaştı, binlerce yorum aldı. O tasarım benim için bir dönüm noktası oldu; aslan desenli battaniye üzerimde adeta kükredi. O an anladım ki insanlar geri dönüşüme ve hikâyesi olan parçalara büyük önem veriyor. Düşünün; yıllarca bazaların altında duran, unutulmuş bir battaniye yeniden hayat bulup insanların dikkatini çeken bir tasarıma dönüşüyor. Bu benim için çok özel bir duygu. Çünkü ben emeğe ve alın terine değer veren bir ustayım. Ortaya çıkan işin insanlarda karşılık bulduğunu görmek beni mutlu ediyor.”

ANILARI GİYİLEBİLİR HALE GETİRİYOR
Çevreden gördüğü ilgi üzerine daha fazla üretmeye başladığını kaydeden Pınarbaşı, “Köyden, babaannemin, annemin, halamın sandıklarında bulunan eski parçaları topladım. Halılardan montlar, kapüşonlu ceketler, takımlar diktim. O ilk yeleği yaptığım battaniyenin kalan parçalarını bulup bu kez pantolon yaptım. Kumaş yetmeyen yerlerde deri detaylar kullanarak tasarıma bütünlük kazandırdım” cümlelerine yer verdi. Annesinin gençliğinde yaptığı el işlemelerini de tasarımlarında kullandığını aktaran Pınarbaşı, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü, “Annemin gençliğinde yaptığı el işlemeleri vardı; yastık kılıfı olarak kullanılan, yatak kenarlarını süsleyen o işlemeler… Annem onları manevi değeri nedeniyle yıllarca saklamıştı. Rica ettim, bana verdi. Ben de o işlemelerden kendime gömlek ve pantolon yaptım. Annem de ortaya çıkan işi görünce çok mutlu oldu. Tüm bu tasarımları sosyal medyada paylaştım ve çok büyük ilgi gördü. Sokakta da insanlar yoğun ilgi gösterdi. Çünkü ortaya çıkan işler gerçekten özgün ve kimsede olmayan parçalar oldu. Aslında dikkat çekmesinin sebebi sadece kıyafet olması değil; insanların geçmişinden, çocukluğundan, anılarından parçalar taşımasıydı. Sandıklarda unutulmuş, tarihi ve hikâyesi olan eşyaları dönüştürdüğümüz için bu kadar dikkat çekti.”

“KİLİMLERİN MANEVİYATI BENİ ISITIYOR”
İnsanların genellikle halı ve kilimden yapılan kıyafetlerin sert ve kaba olacağını düşündüğünü ifade eden Pınarbaşı, bu algının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Kullanılan duvar halılarının oldukça yumuşak dokulu olduğunu belirten tasarımcı, dikiş sürecinin de normal kumaşlarla çalışır gibi kolay ilerlediğini söyledi. Kilimlerden üretilen bu tasarımların aynı zamanda sıcak tutma özelliğine sahip olduğunu ifade eden Pınarbaşı, en önemli unsurun ise bu parçaların taşıdığı manevi değer olduğunu belirterek, “En çok da beni bu kilimlerin maneviyatı ısıtıyor” dedi.

Terzi Ziya Pınarbaşı: Ustalığımı kullanarak Türk sanatını ve kültürünü uluslararası podyumlara taşımak istiyorum.
“TASARIMLARIMIN HEPSİ BENİM İÇİN PAHA BİÇİLEMEZ”
Yoğun bir talep aldıklarını dile getiren Pınarbaşı, birçok kişinin kendilerine ulaşıp tasarımlarını satın almak istediğini aktardı. Ancak çalışmalarını şu aşamada satış amacıyla değerlendirmediğini vurgulayan Ziya Pınarbaşı, “İnsanlar bize ‘Bize de yapar mısınız?’ diye ulaşıyor. Ancak şu an için bunları satış amacıyla değil, koleksiyon olarak hazırlıyorum” dedi. Pınarbaşı, “Bu parçaların benim için maddi bir karşılığı yok, tasarımlarımın hepsi benim için paha biçilemez” diyerek mesleğine yaklaşımına da dikkat çekti. Ticari bir bakış açısıyla hareket etmediğini belirten Pınarbaşı, “Ben bu işe hiçbir zaman sadece ticaret gözüyle bakmadım. Önce mesleğimde kariyer yapmayı hedefledim. Şimdilik satmayı düşünmüyorum; koleksiyonumu büyütmeyi amaçlıyorum” şeklinde konuştu.

MESLEĞE YENİ BİR SOLUK GETİRDİ
Toplumdaki klasik terzi algısını değiştirdiğinin altını çizen Pınarbaşı, terziliğin yalnızca paça kısaltma ve daraltma gibi işlemlerden ibaret olmadığını söyledi. Mesleğini sanatla buluşturduğuna değinen Pınarbaşı, “Terziliğin çok daha farklı bir noktaya taşınabileceğini gösterdik. Meslektaşlarımız bizi örnek almaya başladı. Yeni nesle de ilham olduğumuzu düşünüyorum” diye ekledi. Bazı mesleklerin zamanla unutulmaya yüz tuttuğunu ancak terziliğin hâlâ gelişebileceğini gösterdiklerini vurgulayan Pınarbaşı, “Bu mesleğin değerini yeniden artırdığımıza inanıyorum. İnşallah bundan sonra da kendimizi geliştirerek çok daha güzel noktalara ulaşacağız” dedi.

“DUVARDAKİ KİLİMLERİ PODYUMA TAŞIMAK İSTİYORUM”
Türk kültürünü ve geleneksel motifleri moda aracılığıyla dünyaya tanıtmayı hedeflediğini söyleyen Pınarbaşı, en büyük hayalinin tarihi mirası modern tasarımlarla buluşturmak olduğunu kaydetti. Sandıklarda saklanan daha fazla geleneksel parçayı günümüz modasına uyarlamak istediğini dile getiren Pınarbaşı, “Bir Türk evladı olarak hayalim; Türk motiflerini, kültürümüzü ve geçmişten gelen değerlerimizi modern çizgilerle harmanlayıp dünyanın birçok yerinde defileler yapmak. Ustalığımı kullanarak Türk sanatını ve kültürünü uluslararası podyumlara taşımak istiyorum” dedi. Duvarda sergilenen kilimlerin ve geleneksel dokumaların modaya ilham kaynağı olması gerektiğini vurgulayan Pınarbaşı, “Kısacası duvardaki kilimleri podyuma taşımak istiyorum. İnşallah bir gün farklı ülkelerde bu tasarımlarla ülkemizi temsil ederim” diyerek cümlelerini noktaladı.
Kaynak:Rüveyda Aslıipek
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.