Zafer Çam
Delikli Taş’tan geçemeyenler, ahirette sıratı nasıl geçecek?
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Delikli Taş, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.
Alevi-Bektaşi inancında arınmanın, dürüstlüğün ve kul hakkından uzak durmanın sembollerinden biri olarak görülüyor.
Halk arasında anlatılan rivayete göre dürüst ve temiz kalpli insanların bu taştan kolayca geçtiğine, günahkâr kişilerin ise geçmekte zorlandığına inanılıyor.
İşte bu manevi anlamdan yola çıkarak sormak istiyorum: Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda eleştirilenler, yetimlerin ve ihtiyaç sahiplerinin haklarını koruma sorumluluğunu taşıyanlar, Delikli Taş’ın temsil ettiği değerleri hiç düşünüyor mu?
Sözüm, herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek değil.
Sözüm; kamu gücünü kullanan, millet adına karar veren ve milletin kaynakları üzerinde sorumluluk taşıyan herkesedir.
Halkın sormaya hakkı vardır: Bu kaynaklar nerede, nasıl ve kimin yararına kullanılıyor?
Delikli Taş’ın manevi anlamı, dar bir aralıktan geçmekten ibaret değildir. Asıl mesele insanın vicdanıyla yüzleşebilmesi, emanete sahip çıkması ve başkasının hakkını gözetmesidir.
Hacı Bektaş Veli’nin düşünce dünyasında insan sevgisi, doğruluk ve adalet önemli bir yer tutar.
Bu değerleri anmak kadar, günlük hayatta yaşatmak da önemlidir.
Bir tarafta geçim mücadelesi veren emekliler, işçiler, esnaf ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için çabalayan aileler…
Elbette bir insanın zengin olması tek başına yanlış yaptığını göstermez. Ancak kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili ciddi soru işaretleri varsa bunlar şeffaf biçimde açıklanmalı, gerekli incelemeler yapılmalıdır.
Çünkü devletin kaynağı milletin kaynağıdır.
Kamu görevi ise kişisel kazanç kapısı değil, sorumluluk makamıdır.
Milletin emaneti üzerinde yetki kullananlar, hesap vermekten çekinmemelidir.
Hacca gidip şeytan taşlamak inancın bir gereğidir.
Ancak insanın kendi içindeki kibirle, açgözlülükle ve haksız kazanç arzusuyla mücadele etmesi de ahlaki sorumluluğudur.
Abdest almak, namaz kılmak ve Kur’an okumak elbette kıymetlidir.
Peki, bütün bunlar insanın davranışlarına yansımıyorsa ne anlam taşır?
Kur’an okuyup adaletten söz edenlere, kul hakkının önemini hatırlatmak gerekmez mi?
Allah’ın kitabını yalnızca okumak değil, anlamını öğrenmek ve hayatımıza uygulamak da önemlidir.
İnanç, insanı dürüstlüğe, merhamete ve adalete yöneltmelidir.
Dindarlık yalnızca görünüşle değil, insanın davranışlarıyla da ölçülür.
Kimsenin görmediği yerde emanete nasıl sahip çıktığımız, yetimin ve yoksulun hakkını gözetip gözetmediğimiz, gücümüzü başkalarının aleyhine kullanıp kullanmadığımız asıl sınavlarımızdandır.
Hacı Bektaş Veli dergâhı ve Delikli Taş etrafında anlatılan rivayetler, insanın manevi bir sınavdan geçmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Keşke seçilmişler de makama gelmeden önce bu anlayışla kendi vicdanlarının karşısına çıksalar!
Derler ki: “Bu dünyada mal da yalan, mülk de yalan…”
Öyleyse neden bu kadar gösteriş, neden bu kadar makam hırsı?
Neden toplumun bir kesimi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken diğer kesimlerin yaşam biçimi bu kadar büyük tartışmalara konu oluyor?
Elbette herkesin kazancı ve mal varlığı hakkında delilsiz hüküm vermek doğru değildir.
Ancak kamu görevi yapanların gelirleri, mal varlıkları ve kamu kaynaklarıyla ilişkileri söz konusu olduğunda toplumun şeffaflık talebi de göz ardı edilemez.
Kamu görevi yapan herkes, görevini hukuk içinde yerine getirmeli; hakkında somut iddialar varsa bunların bağımsız ve yetkili mercilerce incelenmesine açık olmalıdır.
Delikli Taş’ın önünde arınmayı simgeleyen bir ritüeli yerine getirmek kadar, hayatın içinde dürüstlüğü ve adaleti yaşatmak da önemlidir.
Bugün Delikli Taş’tan geçmek isteyenler, önce onun temsil ettiği değerleri düşünsünler.
Yetimin hakkını korumayı, kamu kaynaklarını gözetmeyi, mazlumun sesini duymayı ve emanete sadık kalmayı…
Ey seçilmişler, atanmışlar ve kamu kaynaklarının yönetiminde sorumluluk üstlenenler!
Asıl mesele, insanın vicdanından geçebilmesi; bu dünyada adaleti, ahirette ise hesabını düşünebilmesidir.
Unutmayalım: İnsanı taş değil, vicdanı tartar.
Makamı değil, yaptığı hizmet; sözü değil, davranışı belirler.
Milletin emaneti ise her türlü kişisel çıkarın üzerindedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.