İsmet TAŞ
Geleceğimizi inşa eden gençlerimiz
Şimdi diyeceksiniz ki: “Ortalık yangın yeri! Orta Doğu alev alev yanıyor. Türkiye’ye her an bu yangın sıçrayabilir. Sen hâlâ tek kelime etmiyorsun.”
Evet, haklısınız. Ancak o yangının kat kat fazlası zaten benim ülkemin içinde yaşanıyor. Gençlerimiz insafsızca ateşe atılıyor, geleceğimizi inşa edeceğine inandığımız ve umut bağladığımız evlatlarımız paramparça ediliyor. Bu nedenle Orta Doğu’daki yangın, benim için en son düşüneceğim mesele hâline geliyor.
Bugün dünyada, gençlerine güvenmeyen, inanmayan, onları önemsemeyen, değer vermeyen ve ülkesinin geleceğini onların üzerine inşa etmeyen bir ülke var mıdır? Genç ve dinamik bir ülke olmanın yolu, gençlerini iyi yetiştirmekten geçer. Bir ülke, dünyadaki yerini ve geleceğini gençlerinin niteliğiyle belirler.
Sağlıklı bir neslin yetişmesi, ancak sağlıklı ailelerin varlığıyla mümkündür. İşte bu nedenle aile yapısına yönelik saldırılar büyük önem taşımaktadır. Ailenin zayıflatılmasıyla, tek bir kurşun bile atmadan ülkelerin işgal edilebileceği gerçeği üzerinden hareket edilmektedir.
Şimdi, bilinen gerçekleri yeniden hatırlayalım. “Zaten bunları biliyoruz.” deyip geçmeyelim. Tekrar tekrar dile getirelim, zihinlerimize kazıyalım ki hiçbir zaman unutmayalım.
Bir bakalım ailelerimizin hâline! Onları korumakta güçlük çekmiyor muyuz? LGBT tartışmalarından madde bağımlılığına, oradan da diğer bağımlılık türlerine kadar pek çok sorun ailelerimizin içine kadar girmedi mi? Televizyon kanalları, diziler, reklamlar ve filmler, aile yapısının bozulmasında hiç mi rol oynamıyor? Kültürel emperyalizmin etkilerini derinden yaşamıyor muyuz? Evlatlarımız, Batılı, çağdaş ve modern olma arzusuyla kendi değerlerinden uzaklaşıp zararlı alışkanlıkların ve yanlış yönelimlerin içine sürüklenmiyor mu?
Biz daha ailelerimizi korumakta zorlanırken, ailenin en kıymetli parçası olan çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Daha da önemlisi, onları gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Evlatlarımız, istisnalar dışında, her ailenin göz bebeği, gözünün nurudur. Bütün dünya bir yana, çocuklarımız bir yanadır. Sanıyorum ki hiçbir aile bunun aksini söylemez. Peki, gerçekte durum böyle mi? Gelin, hep birlikte kısa bir değerlendirme yapalım.
• Madde bağımlılığı sorunu ilkokul çağındaki çocuklara kadar inmedi mi?
• Gençlerimizi ve çocuklarımızı hedef alan cinsellik ve kimlik tartışmaları ortaokul seviyesine kadar ulaşmadı mı?
• Çocuklarımızın internette hangi sitelere girdiğinden haberdar mıyız?
• Kimlerle oturup kalktıklarını, kimlerle arkadaşlık kurduklarını biliyor muyuz?
• Sosyal medyada hangi gruplara üye olduklarından, kimlerle iletişim kurduklarından haberimiz var mı?
• En önemlisi, çocuklarımızın şiddete yöneldiğini veya kesici ve patlayıcı maddeleri kullanmaya başladığını zamanında fark edebiliyor muyuz?
Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak hamasi nutukları bir kenara bırakalım. Önce aileyi, ardından çocuklarımızı korumalıyız. Aile yoksa ne sağlıklı bir çocuk yetiştirmek ne de güçlü bir gençlik oluşturmak mümkündür.
Başta anne ve babalar olmak üzere bütün aileler, topyekûn bir mücadeleyle yuvalarına sahip çıkmalıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini tehdit eden hiçbir oluşuma karşı kayıtsız kalmamalı, evlatlarımızın başkalarının amaçlarına alet edilmesine izin vermemeliyiz.
Aileler öncelikle kendilerini sorgulamalıdır. Nasıl mı?
• Evladıma, okula başlamadan önce, özellikle 4-6 yaş arasında, millî ve manevi değerler eğitimini verdim mi?
• İyi bir insan olmanın ne demek olduğunu; eliyle ve diliyle hiçbir insana zarar vermemesi gerektiğini öğrettim mi?
• Vatan, devlet, millet ve bayrak sevgisini anlattım mı?
• İyi insanın kim olduğunu, kötü davranışların neler olduğunu ve kimlerin yanında yer alıp kimlerden uzak durması gerektiğini her fırsatta ifade ettim mi?
• Zararlı maddelerin ve yayınların neler olduğunu, bunlardan nasıl uzak durması gerektiğini bıkmadan, usanmadan anlattım mı?
• Dinini, ecdadını, tarihini, kültürünü ve millî değerlerini tanımasına yardımcı oldum mu?
Bu soruları da çoğaltabiliriz. Ancak önemli olan, bu sorulara içtenlikle “Evet.” diyebilmektir. Millî ve manevi değerlerle, sağlam bir ahlak anlayışıyla yetişen; eğitim hayatına bu temeller üzerinde başlayan gençler, hem ailelerine hem de ülkelerine, milletlerine, devletlerine ve bayraklarına sahip çıkarlar.
İşte böyle bir gençlik, bir ülkenin geleceğini inşa eder. Ailesine sahip çıkar, topluma karşı sorumluluklarını yerine getirir ve ülkesini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak, hatta bu seviyenin ötesine taşımak için büyük fedakârlıklar gösterir.
Unutmayalım ki bir ülkenin geleceği, yalnızca sahip olduğu maddi imkânlarla değil, yetiştirdiği gençlerin ahlakı, karakteri, sorumluluk bilinci ve değerleriyle şekillenir. Geleceğimizi inşa edecek olan gençlerimizi yetiştirmek, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.