Geç Kalmış Bir Karar: 15 Yaş Altındaki Çocuklara Sosyal Medya Kısıtlaması

Çocuklarımız aklımıza gelince bütün akan sular durur. Her şeyi onlar için yapar, onlar için dünyayı bile yakarız. Onlar için yapamayacağımız hiçbir fedakarlık yoktur. Çocuklarımız bizim için ne kadar önemliyse, toplum ve devletimiz için, bir milletin geleceği için de o kadar önemlidir. Onları bütün kötülüklerden koruyup kollamak sadece ailelerin değil, toplumun ve devletin de ortak görevidir.

Dijital Dünyanın Gizli Tehlikeleri

Kabul edelim ki dijital dünya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Her türlü kötülük de iyilik de bu dünyanın içinde. Sosyal medya dediğimiz o "çamur"dan ve iletişim teknolojilerinden önemli kazanımlar sağlayabileceğimiz gibi, çocuklarımızı tahmin dahi edemeyeceğimiz bir bataklığın içine çektiği gerçeğini de bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız.

Özellikle gelişim çağındaki çocuklarımız; neyin iyi, neyin kötü olduğunun farkına varamadan kendilerini bir kumar tuzağının içinde bulabilirler. Fuhuş çetelerinden sapık tarikatlara, Hristiyan misyonerlerden organ ve beyaz kadın ticaretine kadar uzanan karanlık ağlar, maalesef kapılarını onlara açıyor. Silahlı katillerin üretilmesinden intihara meyilli hale gelmeye varıncaya kadar her konuda kandırılmaları içten bile değil. "Benim çocuğum yapmaz" anlayışı kadar tehlikeli bir tutum yoktur.

Düşünce yapısı, dünya görüşü, kişiliği ve karakteri henüz tam olarak oluşmamış; hangi insanlarla arkadaşlık edebileceği konusunda hiçbir fikri olmayan çocuklarımızın nasıl bir tehlike içinde olduğunun gerçekten ne kadar farkındayız?

Neden Bu Hale Geldik?

Acaba hiç düşündük mü? Toplumda madde bağımlılığı, dijital bağımlılık, şiddetin her türlüsü, anne-babaya isyan ve hatta kendi ülkesine ihanete varan savrulmalar neden çocuklarımıza kadar indi? Bu durum neden her yıl ürkütücü bir şekilde çoğalıyor ve ailelerle eğitimciler neden bu kadar çaresiz kalıyor?

Çocuklarımız rahatça oyun oynayabilecekken, kitap okuyabilecekken, aileleriyle vakit geçirip çevreleriyle sağlıklı iletişim kurabilecekken neden birbirlerini öldürmek için can atıyorlar? Bunu yaparken neden keyif alıyorlar? Çocuk çeteleri ve akran zorbalığı yaygınlaşırken, kendilerini ifade etmek için neden ısrarla şiddeti seçiyorlar?

Şurası bir gerçek: Çocuklarımızı korumuyoruz ya da koruyamıyoruz.

Her türlü tehlikeye açık durumdalar. En küçük çocuğumuzun elinde bile her an internete ulaşabileceği bir telefon veya tablet var ve tabii ki kontrolsüzler. Müdahale etmeyerek, onları kendi başlarına bırakarak kendi ellerimizle ateşe attığımızın farkında bile değiliz.

Çözüm Nerede Başlıyor?

15 yaş altı çocuklarımıza sosyal medya kısıtlaması getirilmesi son derece yerinde ve doğru bir karar; ancak çok geç kalındığı da açık bir gerçek. Tabii ki bu yasak tek başına yeterliliğe asla ulaşamaz:

  • Aileler çocuklarını sürekli kontrol altında tutmalı, hal ve hareketlerini takip etmeli, olumsuzlukları zamanında fark edip müdahale etmelidir.
  • Eğitimcilerimiz, çocuklarımızın geleceğini düşünerek büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.

Ve asla unutmayalım ki çocuklarımızın akıllı telefona veya tablete değil; sevgiye, şefkate, ilgiye, güvene ve güvenilen insanlarla kurulan samimi iletişime ihtiyacı var.

Bunu bulamayan veya göremeyen çocuklarımızın yöneleceği yer bellidir: Sosyal medya bataklığı, yanlış arkadaşlar, madde bağımlılığı ve huzuru olmayacak yerlerde aramak...

Gecikmeden harekete geçme vakti çoktan geldi, geçiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmet TAŞ Arşivi