İsmet TAŞ
Şükür Defteri
Birkaç gün evvel bir fuarda gezerken, bir dostumuzu ziyaret etme fırsatı bulduk. İlk gözümüze çarpan, tezgâhtaki mumlara verilen o eşsiz şekiller oldu. Bu mumlar öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki; harikalar meydana getiren gencecik bir kızımızla tanışma imkânı buldum. Ben ona hemen “mumları konuşturan, mum sanatçısı” diye hitap ettim. Dostumuzun yeğeni olan bu yetenekli kızımızın isminin Ayça Kayak olduğunu öğrendim.
Kızımızdan bu zarif sanatla ilgili bilgi almak istedim. Anlatırken o kadar içten, o kadar samimi ve sıcak duygular içindeydi ki; sesindeki mutluluğu, sevincini ve coşkusunu hissetmemeniz mümkün değildi. Bir gazeteci merakıyla dayanamayıp sordum: “Nasıl oluyor da bu kadar pozitif olabiliyorsunuz?”
Ayça kızımız gözlerinin içi gülerek anlatmaya başladı: “Abi, her gün Allah’ın bana lütfettiği iyilikleri, güzellikleri, nimetleri, sevinçleri ve işleme fırsatı bulduğum hayırları bir deftere yazıyorum. O defterde hiçbir olumsuz kelimeye, siteme yer yok. Zaman içinde hayatımda ya Allah’ın bana sunduğu lütufları hatırladım ya da yaşadığım güzellikleri düşünerek mutlu oldum. Hayata, insanlığa daha pozitif bakmayı öğrendim. Bu da benim insanlarla çok daha güzel ilişkiler, sarsılmaz dostluklar kurmama vesile oldu. Şükür defterimi yanımdan hiç ayırmadım.”
Ayça’yı dinlerken zihnimde birbiri ardına ayetler yankılanmaya başladı: "Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin." (Bakara Suresi, 172) "Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir." (Nisa, 147) "O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz." (Mü’minun, 78) "Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz." (Kamer, 35)
Elbette daha onlarca ayet, şükrün edasının ne kadar hayati olduğunu anlatıyordu. Ve en güzel şükür hali; Allah’a en yakın olduğumuz, sadece O’nunla konuştuğumuz o sessiz secde hali değil miydi?
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de şöyle buyurmuyor muydu? "Haramdan sakın! İnsanların en çok ibâdet edeni olursun. Allâhu Teâlâ’nın sana ayırdığına râzı ol! İnsanların en zengini olursun. Komşuna iyilik et! (Gerçek) Mü’min olursun. Kendin için sevdiğini, insanlar için de sev! (Hakiki) Müslüman olursun. Çok gülme! Çünkü fazla gülmek, kalbi öldürür." (Tirmizî, Zühd, 2) "Yiyip şükreden kimse sabrederek oruç tutan kimse gibidir." ve "Îman iki kısımdır. Yarısı sabırda, yarısı şükürdedir."
Çünkü şükür sadece; «Yâ Rabbi, Sana şükürler olsun!» demekten ibaret değildir. Bilâkis Allâh’ın lütfettiği (göz, kulak, dil, kalp, akıl, sağlık ve hayat başta olmak üzere) bütün nîmetleri, yaratılış maksadı istikâmetinde kullanmak demektir.
Ayça kızımız bize şükür defterinden bahsederek, şükrün ne kadar kıymetli, ne kadar sağaltıcı bir dua olduğunu yeniden hatırlattı. Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız kötülükleri, günahları tövbe ile silip, kendimiz için hep bir iyilik seferberliği içinde olmalıyız.
İşte bu yüzdendir ki, Ayça'nın o tertemiz ilhamıyla, bugün ben de kendi şükür defterime en derin, en gözyaşı dolu satırlarımı yazıyorum.
Çocukluğumdan beri içimde kanayan bir yara, yetişkinliğime kadar hep eksikliğini hissettiğim, köşe bucak aradığım bir sığınak vardı: Güven. Hayatım boyunca her adımda, her düşüşte etrafıma ürkek gözlerle bakmama sebep olan, kimseye tam anlamıyla yaslanamamanın o ağır yorgunluğunu yıllarca omuzlarımda taşıdım. Hep bir hüsranın tedirginliğiyle yürüdüm hayat yollarında. Ta ki o güne kadar...
Allah'a sonsuz şükürler olsun ki; içimdeki o eksik, o yaralı çocuğun başını şefkatle okşayan, fırtınalı denizlerimde bana sarsılmaz bir liman olan o insanı çıkardı karşıma. Yıllarca yorgun düşen, hep bir siperde bekleyen kalbimin, onun bana sunduğu o katıksız, o hesapsız güven duygusuyla nasıl derin bir huzur bulduğuna şahit oldum. Yüzümden süzülen şükür gözyaşlarıyla yılların tedirginliğini akıtıp attım. Bana hissettirdiği o "İşte burası güvenli, artık korkmana gerek yok" duygusu, dünyadaki hiçbir servetin veremeyeceği bir ferahlık sundu. Benim şükür defterimin en nadide sayfasına onun varlığı, onun yüreğime ektiği o beklentisiz güven kazındı.
Rabbim, bana çocukluğumun ellerinden tutma fırsatı veren, yaralarımı güvenle saran bu kalbi nasip ettiğin için sana sonsuz şükürler olsun. Gelin, biz de şükür defterlerimizi, içimizi titreten bu eşsiz nimetlerle, bizi biz yapan güzelliklerle dolduralım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.