İsmet TAŞ
Mutluluk sahip olduklarımızdadır
Ekonomi derslerinde insan ihtiyaçlarının sınırsız olduğundan söz edilir. Gerçekten de insan, sahip olduklarıyla yetinmek yerine çoğu zaman sahip olamadıklarının peşinden koşar. Bu yüzden insanoğlu için zaman zaman "doyumsuz" nitelemesi yapılır. Elbette bu herkes için geçerli değildir; ancak genel eğilim böyledir.
İnsan, ulaşamadığı şeyleri daha değerli görmeye meyillidir. Hatta kimi zaman gerçekleşmesi neredeyse imkânsız hayallerin peşinden gitmekten de vazgeçmez. Everest Dağı'na tırmanmayı hayal eden biri gibi… Belki bunu hiçbir zaman başaramayacaktır ama o hedef zihninde her geçen gün daha da büyür.
Ne var ki çoğu zaman dönüp de sahip olduklarımıza bakmayı ihmal ederiz. Çünkü onlar zaten bizimdir; elimizin altındadır. Sağlığımız, ailemiz, dostlarımız, huzurumuz, ekmeğimiz… Bunların değerini çoğu zaman ancak kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kaldığımızda fark ederiz.
İnsanın ulaşamadığı şeyler gözünde büyür. Arzu edilen hedefe ulaşılamadıkça onun değeri katlanarak artar. İlginç olan ise şudur: O çok istenen şeye kavuşulduğunda, çoğu zaman büyüsü kısa sürede kaybolur. Dün vazgeçilmez görünen şey, bugün sıradanlaşır.
Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu sürekli besliyor. "Onun var da benim neden yok?", "O geziyor da ben neden gezemiyorum?", "O istediğini alıyor da ben neden alamıyorum?" gibi kıyaslamalar, insanın elindekileri görmesini engelliyor. Oysa başkalarının hayatına özenmek yerine kendi hayatımızdaki güzellikleri fark edebilsek, belki de çok daha huzurlu olacağız.
Daha fazlasına sahip olma arzusu elbette kötü değildir. İnsan hedef koymalı, çalışmalı ve hayallerinin peşinden gitmelidir. Ancak bunu yaparken sahip olduklarını ihmal etmemeli, uğruna koştuğu şeyler yüzünden elindekileri kaybetmemelidir. Çünkü bazen ulaşmaya çalıştığımız bir hedef, bize zaten sahip olduğumuz en değerli nimetleri unutturabilir.
"Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak" bu deyim; Ölçüsüz hırsın ve kontrolsüz arzuların insanı, elindekinden de edebileceğini anlatır. Oysa gerçek kazanç, sadece daha fazlasını elde etmek değil; sahip olduklarımızın kıymetini bilerek onları koruyabilmektir.
Elbette "Allah nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmez." sözü umut veren güzel bir ifadedir. Ancak bu sözü yanlış yorumlamamak gerekir. Hayal kurmak, emek vermekten vazgeçmek anlamına gelmez. Her hayalin arkasında sabır, gayret ve alın teri vardır. Çünkü hayatın değişmeyen gerçeği şudur: Emek olmadan başarı, zahmet olmadan nimet olmaz.
Bugün belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Sürekli sahip olamadıklarımızın peşinden koşarken, acaba sahip olduklarımızın kıymetini yeterince biliyor muyuz?
Mutluluk, sahip olduklarımızın sayısında değil; kıymetini bilmemizdedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.