Özel Gereksinimli Bireylerin Artış Göstermesi Konusunda Yeterli Tedbirleri Alıyor Muyuz?

Öncelikle ifade etmem gerekir ki bütün özel gereksinimli bireyler başımızın tacı, her birimiz için kıymetlidir. Hiçbir zaman unutmayacağımız bir gerçek de 86 milyon olarak hepimizin bir gün özel gereksinimli birey adayı olduğudur.

Ayrıca bu konuya yeteri kadar aile, eğitim kurumları ve devlet olarak önem verilmediğini düşünenlerdenim. Aksi hâlde neden her yıl artarak bu insanlarımız çoğalsın?

Diğer taraftan, özel gereksinimli bireylerin eğitiminde devlet tarafından özel eğitim okullarının açılması, bu bireylerin evlerinden alınıp okula getirilmesi, öğle yemeklerinin verilmesi ve tekrar evlerine bırakılması konusunda devletimizin ve eğitimcilerimizin göstermiş olduğu gayret ve fedakârlıklardan dolayı teşekkür ediyorum. Yapılan iyi şeyleri de yapılamayanları da söylemenin, dürüst gazeteciliğin olmazsa olmaz prensiplerinden biri olduğu asla unutulmamalıdır.

Peki, kimdir özel gereksinimli birey?

5378 sayılı “Engelliler Hakkında Kanun”a göre; “Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireylerle birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen birey” engelli olarak (özel gereksinimli birey) tanımlanmaktadır.

Bütün bilim insanlarının ortak görüşü şu yöndedir: Çocukların özel gereksinimli birey olarak doğmasının tek bir nedeni yoktur. Çoğu kez anne ve babanın hatası da olmayabilir. Çocuk doğduktan sonra kimse kimseyi suçlamak yerine en etkili tedavi yollarına yönelmelidir. Çünkü olan olmuştur. Önemli olan, doğumdan önce, çocuğun ana rahmine düştüğü andan itibaren alınan ve alınacak olan tedbirlerdir.

Dolayısıyla ailelerin doğru bilgiyle donatılması, bilinç düzeylerinin en üst düzeyde artırılması, riskleri azaltma konusunda en önemli faktörlerden biridir. Bu konuda anne ve babanın eşit düzeyde bilgi sahibi olmaları, oluşabilecek olumsuzlukların önlenmesi açısından ayrı bir önem arz etmektedir.

Bunun içindir ki kan uyuşmazlıklarına, genetik nedenlere, gebelikte oluşabilecek olumsuzluklara, doğum sırasında ve sonrasında gelişebilecek menfi sebeplere dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunun için tekrar tekrar söylemek gerekirse, öncelikle ailelerin bilinç düzeyinin en üst düzeyde olması gerekiyor.

Yine bilim insanlarının yaptıkları en önemli uyarılardan biri de şudur: Çocuk doğduktan sonra, sağlıklı olduğu söylense bile hareketleri ve her türlü gelişimi sürekli olarak aile tarafından gözlem altında tutulmalıdır. Özellikle anne, gebelik döneminde kullanmaması gereken maddeleri kullandıysa, kesinlikle doğacak çocuğa yapabileceği en büyük kötülüğü yapmış demektir.

Annenin yaşadığı veya devam eden hastalıkları varsa mutlaka doktor kontrolünde gebe kalınması gerektiği defalarca ifade edilmektedir.

Bütün bunların yanı sıra doğumu gerçekleştirecek kişinin bu konuda kesinlikle uzman bir doktor olması konusunda çok büyük hassasiyet gösterilmelidir.

Bilim insanlarının, doğumdan sonra çocuğun herhangi bir mikrobik hastalığa maruz kalmaması için azami dikkat gösterilmesi konusunda ciddi uyarıları vardır.

Bütün bu ve çok daha fazlası alınan tedbirlere rağmen doğum esnasında veya sonrasında özel gereksinimli birey olunabilir mi? Elbette. Burada önemli olan, mutlaka uzman bir doktorun kontrolünde olunması ve oluşabilecek en ufak bir olumsuzlukta müdahale edilmesinin sağlanmasıdır. Erken teşhisin önemi asla unutulmamalıdır.

Bilim insanlarının burada altını çizdikleri en önemli husus, yukarıda da ifade edildiği gibi, hamilelik öncesinde, hamilelik sırasında ve sonrasında bilinçlenmek ve uzman bir hekim tarafından sürekli kontrollerin yapılmasıdır.

Bütün bu tedbirlerin alınmasına, bilinçli olunmasına ve hekimlerin kontrollerine rağmen özel gereksinimli çocuklarımız olabilir mi? Tabii ki olabilir.

Allah, kullarını her hâliyle imtihan eder. Hayattaki sıkıntıların, zorlukların ve çekilen acıların bir ceza değil, sabrın ve Allah’a bağlılığın bir ölçüsü olduğu; bütün acılara ve sıkıntılara karşı sabredenlere müjdelerin vaat edildiği gerçeğini de unutmamamız gerekir.

“Ant olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele!”
(Bakara, 155)

“İyi bilin ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak birer imtihan sebebidir. Büyük mükâfatın ise yalnız Allah’ın yanında olduğunu unutmayın.”
(Enfâl, 28; Tegabün, 14)

“Bilinçlenelim, fark edelim, destek olalım; çocuklarımızın geleceğine hep birlikte sahip çıkalım.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmet TAŞ Arşivi