İsmet TAŞ
Sürekli olarak olumsuz düşünmenin zihinsel ve ruh sağlığımıza etkileri
Bu yazıyı okurken kendinize şu soruyu sorun: Olumsuz düşünceler hayatımda ne kadar yer kaplıyor? Zaman zaman mı karamsarlaşıyorum, yoksa olumsuz düşünmek artık hayatımın bir parçası mı?
Hepimiz zaman zaman olumsuz düşünebilir, öfkelenebilir, kaygılanabilir veya yanlış kararlar verebiliriz. Asıl önemli olan, bu düşüncelerin süreklilik kazanıp kazanmadığıdır.
Sürekli olumsuz düşünmek; stresimizi ve kaygımızı artırabilir, olaylara daha karamsar bakmamıza ve henüz gerçekleşmemiş durumları zihnimizde büyütmemize neden olabilir. Bazen düşüncelerimizi gerçeklerin yerine koyar, karşımızdaki insanların niyetlerini kendi varsayımlarımıza göre değerlendiririz.
Oysa her düşündüğümüz şey gerçek değildir.
Kimi zaman olmayan bir problemi varmış gibi düşünür, sonra da kendi oluşturduğumuz düşünceye inanırız. Atalarımızın deyimiyle, “Öküzün altında buzağı ararız.” Böyle yaptıkça hem kendimizi hem de çevremizdeki insanları gereksiz yere yıpratabiliriz.
Peki, bu döngüyü kırmak mümkün mü?
Evet.
İlk adım, olumsuz düşüncelerimizi fark etmektir. Ardından kendimize şu soruları sorabiliriz:
“Bunun gerçekten böyle olduğuna dair elimde ne kanıt var?”
“Yoksa sadece ihtimal üzerinden mi düşünüyorum?”
“Bu olaya başka bir açıdan bakabilir miyim?”
Çevremizdeki insanların ve tükettiğimiz içeriklerin de düşünce dünyamızı etkilediğini unutmamalıyız. Bizi sürekli karamsarlığa, öfkeye ve umutsuzluğa sürükleyen ilişkilerimizi ve alışkanlıklarımızı gözden geçirmek; buna karşılık bizi geliştiren, anlayış ve huzur veren insanlara daha fazla yer açmak önemlidir.
Öfkelendiğimizde de hemen tepki vermek yerine biraz durup düşünmek gerekir. Çünkü bazı olaylar yaşandığı anda zihnimizde büyür; zaman geçince ise aslında düşündüğümüz kadar önemli olmadığını fark ederiz.
Sonuçta hayatımızda her şeyi değiştiremeyiz. Ancak düşüncelerimizi fark etmeyi, sorgulamayı ve olaylara farklı açılardan bakmayı öğrenebiliriz.
Belki de daha huzurlu bir hayat için ihtiyacımız olan; her şeyi büyütmek, herkesten şüphe etmek ve öfkemizin peşinden gitmek değil, biraz daha anlamaya, hoş görmeye ve sevmeye çalışmaktır.
Yunus Emre'nin yüzyıllar önce söylediği şu sözler, insan ilişkilerinin ve huzurlu bir yaşamın özünü ne güzel anlatıyor:
“Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.”
Belki de hayatı zorlaştırmak yerine kolaylaştırmanın, hem kendimizle hem de çevremizle daha sağlıklı ilişkiler kurmanın yolu buradan geçiyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.