Meryem Bölükbaşı
Bir milletin kalbinde saat dokuzu beş geçe…
Takvimler 10 Kasım’ı gösterdiğinde, saatler dokuzu beş geçeyi gösterdiğinde bu ülkede hayat bir anlığına durur. Sokaklarda, okullarda, iş yerlerinde, evlerde aynı sessizlik hâkim olur. Sirenler çalar, başlar öne eğilir, gözler dolar… Çünkü biz, yalnızca bir lideri değil, bir milletin kaderini değiştiren büyük bir değeri anarız.
Mustafa Kemal Atatürk…
O, bir milletin umudunu yeniden yeşerten, bağımsızlığın mümkün olduğunu gösteren, zor zamanlarda bir halkın nasıl ayağa kalkabileceğini bütün dünyaya anlatan bir liderdi.
Aradan yıllar geçti. Nesiller değişti, şehirler büyüdü, hayatın telaşı arttı. Ama 10 Kasım geldiğinde aynı duyguda buluşuyoruz. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, kendilerinden sonraki nesillere de iz bırakırlar.
Bir anne olarak düşünüyorum; çocuklarımıza nasıl bir miras bırakıyoruz? Onlara yalnızca geçmişin tarihini mi anlatıyoruz, yoksa o tarihin taşıdığı sorumluluğu da öğretiyor muyuz?
Atatürk’ü anmak elbette önemlidir. Ancak onu anlamak; okumakla, araştırmakla, bilime değer vermekle, çocuklarımızı iyi yetiştirmekle, ülkemize ve birbirimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmekle mümkündür.
Bugün okullarda şiirler okunacak, çocuklar ellerinde bayraklarla onu anacak. Belki henüz küçücük yürekleriyle 10 Kasım’ın anlamını tam olarak kavrayamayacaklar. Ama biz büyüklerin görevi, onlara bu mirasın neden kıymetli olduğunu anlatmak.
Çünkü bir milletin geleceği, çocuklarına bıraktığı değerlerle şekillenir.
10 Kasım, sadece bir kaybın hüznü değildir. Aynı zamanda bir hatırlayış, bir sorumluluk ve bir vefa günüdür.
Saat dokuzu beş geçe hayat duracak belki ama Atatürk’ün fikirleri, Cumhuriyet’in değerleri ve bağımsızlık inancı yaşatıldıkça o miras yaşamaya devam edecek.
Saygı, minnet ve özlemle…
10 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.