Merhamet yitiriliyor

Kıymetli Ankara Ulus Gazetesi okurları evinde kedi beslemenin dışında sokak kedilerine mama veren bir hayvansever olarak canımı yakan bir konuda sizinle fikir alış verişinde bulunmak istiyorum.

Sosyal medyada karşıma çıkan iki farklı videoda bir genç kız kaplumbağayı öldürünceye kadar ayaklarıyla eziyor, öte yanda birkaç çocuk bir yavru kediye işkence ederek öldürüyor bu çocuklara ne oluyor? Gerçekten gençler merhametini ne zaman yitirdi, vicdanları ne zaman sessizleşti. Sizi yetiştiren anne ve babaya yazıklar olsun diyorum sadece.

Son günlerde ardı ardına gelen iki vahşet haberi, toplum olarak durup nerede hata yaptığımızı derinden sorgulatacak nitelikte. Bir gencin bir kaplumbağayı ezip öldürmesi, ardından dört çocuğun bir yavru kediye işkence ederek yaşamına son vermesi... Bu iki olay, sadece münferit birer şiddet vakası ya da "çocukça bir cehalet" olarak geçiştirilemez. Karşımızda, henüz hayatın başında olan bireylerin sergilediği ağır bir merhamet yitimi ve empati çöküşü var.

Peki, bu çocuklara ve gençlere ne oluyor? Bu gençlerin derdi nedir ve bu gençler ne zaman bu hale geldi diye kendimi sorguluyorum. Şiddete duyarsızlaşan zihinler ne zaman bu kadar zalim bir hale geldi, gerçekten akıl alır gibi değil.

Çocuklar vicdanla doğar, ancak vicdan işlenmedikçe körelen bir kas gibidir. Bugünün dünyasında çocuklar, sanal evrenlerde ve dijital mecralarda şiddetin binbir türlü haliyle her an karşı karşıya kalıyor. Bir canlının acı çekmesini ekran başında bir oyun nesnesi gibi izleyen ya da oynayan bir zihin, gerçek dünyadaki acının somutluğunu algılamakta zorlanmaya başlıyor. Şiddet kanıksandıkça, bir canlının yaşam hakkı basite indirgeniyor.

Dört çocuğun bir arada bir yavru kediye işkence etmesi, "çete psikolojisi" olarak adlandırılan durumun acı bir tezahürüdür. Tek başınayken yapmaya cesaret edemeyeceği ya da vicdanının elvermeyeceği bir kötülüğü, grup içerisindeki kabul görme, güçlü görünme ya da "sınırları zorlama" dürtüsüyle yapabilir hale geliyorlar. Bireysel vicdan, grubun yıkıcı dinamiklerine yenik düşüyor.

Bu tablo bize tek bir gerçeği haykırıyor fakat biz aileler ne kadar farkındayız onu bilmiyorum?

Çocuklarımıza sadece akademik başarıyı, rekabeti ya da tüketmeyi öğretiyoruz; Ama bir başka canlının acısını hissetmeyi, yani empatiyi öğretmekte yetersiz kalıyoruz. Evde hayvan sevgisi görmeyen, sokaktaki cana merhamet etmeyi tecrübe etmeyen, başkasının acısına hürmet etmeyi öğrenmeyen çocukların büyüdüğünde varacağı nokta ne yazık ki burasıdır. Bir hayvana yönelik şiddet, yarın bir insana, bir zayıfa, toplumun tamamına yönelecek şiddetin ilk habercisidir.

Bir toplumun gelişmişliği ve medeniyet seviyesi, en savunmasız canlılarına nasıl muamele ettiğiyle ölçülür. Sokaktaki kedi, yoldaki kaplumbağa bizlere emanettir. Şiddet uygulayan bu çocukların sadece cezalandırılması değil; acilen rehabilitasyona alınması, psiko-sosyal destek görmesi ve bu davranışın kökündeki karanlığın temizlenmesi gerekir. Aksi halde, vicdanını kaybetmiş nesillerin arasında güvenle yaşamamız imkânsız hale gelecektir.

Burada asıl mesele o çocukları yetiştiren anne ve babalarda. Çocuklarını o kadar rahat ve o kadar serbest yetiştiriyorlar ki başlarından savmak için her türlü bahaneye sığınıp onları başıboş bıraktıkları için yaşanıyor bu tür olaylar.

Anne ve babaların sorumsuzluğunun cezasını toplum olarak masum hayvanlar ve insanlar çekiyor. Sizin yetiştiremediğiniz çocuklar biraz daha büyüyünce başka masum insanların canını yakıyor ve onları hayattan koparıyorlar bilesiniz. Başıboş çocuk yetiştirmek yerine sorumluluk alan ve topluma faydalı bireyler yetiştirin ki ülkemiz bunlarla gurur duysun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi