Aslan’ın taktik zaferi ve Kanarya’nın sessizliği

Güya “dünya derbisi” diyerek kendimizi kandırdığımız ezeli rakipler Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki heyecanı yüksek fakat kalitesi sıradan bir maçtan öteye geçmeyen 90 dakikası daha sona erdi.

Futbol adına vasatı aşmayan Galatasaray’ın 2-1 kazanıp liderliğini sürdürdüğü maçta Fenerbahçe’nin uzun yıllar sonra bir derbide bu kadar silik, bu kadar etkisiz bir maçına tanıklık etmek gerçekten üzücü.

Galatasaray, Fenerbahçe'yi 2-1 yendi fakat neden Fenerbahçe bir Anadolu takımı gibi çok etkisiz bir futbol oynadı benim anlamadığım konu bu. Galatasaray kazanmak için ne yaptı derseniz kazanacak kadar oynadı ve hak ederek 3 puanı hesabına yazdırdı.

Değerli Ulus Gazetesi okurları sizinle Galatasaray-Fenerbahçe derbisine dair görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü konuşulacak çok şey var derbiye dair.

Futbolumuzun kalbinin attığı, sokakların sessizliğe büründüğü bir derbi gecesini daha geride bıraktık. Skor tabelası Galatasaray’ın 2-1’lik üstünlüğünü yazarken, maçın ardında kalan soru işareti çok daha derindi: Fenerbahçe neden bu kadar etkisizdi?

Şampiyonluk yarışındaki dev bir aday, sahada neden adeta rölantide, sıradan bir deplasman takımı gibi göründü?

Cevap, sadece bir günkü formsuzlukta değil; sahaya sürülen akılda, taktik disiplinde ve cesarette saklıydı.

Fenerbahçe Neden "Anadolu Takımı" Gibi Oynadı?İşte asıl sorulması gereken soru bu. Neden bir Anadolu takımı gibi etkisiz bir oyun ortaya onu anlamış değilim. Kadro değerine ve kalitesine bakıyorsun ortada futbol adına elde var sıfıra sıfır.

Bir derbide taraftarın en çok beklediği şey, o sahadaki reaksiyondur. Ancak Fenerbahçe, ezeli rakibi karşısında maça adeta "kaybetmeme" korkusuyla başladı. Doksan dakika boyunca da ne oynadığının farkına bile varamadı maalesef.

Kadro kalitesi ve hücum zenginliği bu kadar yüksek bir takımın, sahada boy gösterememesinin en büyük nedeni oyunun merkezindeki çekingenlikti. Orta saha ve hücum hattı arasındaki bağlar erken kopunca, takım geriye yaslanmak zorunda kaldı.

Rakip kaleye gitmekte zorlanan, pres altında ezilen ve pas kalitesi düşen sarı lacivertliler, maç boyunca Galatasaray’ın savunmasını zorlayacak o yaratıcı kıvılcımı bir türlü yakalayamadı. Büyük maçların karakteristiği olan "isyan etme" duygusu bu kez sahnede yoktu.

Derbilerin getirdiği o görünmez ağırlık, Fenerbahçe’nin ayaklarına pranga vurdu. Hata yapma korkusu, oyunun doğal akışını bozdu ve takımı adeta kendi yarı sahasına hapsetti.

Galatasaray kazanmak için ne yaptı? Galatasaray, derbiyi kazanmak için ne gerekiyorsa eksiksiz bir "taktik dersi" verdi. Okan Buruk ve öğrencileri, maçın hikayesini ellerine geçirmeyi bildi.

Sarı kırmızılılar, ilk düdükten itibaren Fenerbahçe’nin oyun kurmasına izin vermedi. Orta sahada kurulan baskı, rakibin tüm dengesini bozdu. Topu kazandıklarında ise hızla üçüncü bölgeye geçtiler.

Galatasaraylı oyuncuların gözündeki o "kazanma arzusu" sahanın her yerine yansıdı. İkili mücadelelerin çoğunu kazanan Aslan, saha içindeki inisiyatifi bir an olsun elden bırakmadı.

Kanatları etkili kullanan, merkezde oyunu domine eden ve rakibin zaaflarını sabırla bekleyen bir Galatasaray vardı sahada. Skor üstünlüğünü yakaladıktan sonra da oyunu okuma becerisiyle maçı kontrol altında tutmayı başardılar.

Son söz olarak şunları söylemek sanırım doğru olur değerli okurlarım.

Futbol, sadece isimlerden ya da kağıt üstündeki kadrolardan ibaret değil. Sahada koşan, isteyen, taktik disipline sadık kalan ve en önemlisi cesur olan kazanır.

Bu derbi, Galatasaray’ın maçı ne kadar çok istediğini ve sahaya karakter koyduğunu gösterirken; Fenerbahçe adına ise şapkayı ön plana koyup büyük maçlardaki bu özgüven kaybını acilen sorgulama vaktinin geldiğini haykırdı.

Bu ezeli rekabetin ve taktik satrancının gelecekteki randevularında tarafların nasıl bir reaksiyon göstereceğini merak ediyorsunuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi