Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

10 Kasım bir sınavdan ibaret değildir

Bazı günler vardır; takvimde bir tarih olmanın ötesine geçer, bir milletin ortak hafızasına dönüşür. 10 Kasım, işte o günlerden biridir.

Bir ülkenin eğitim anlayışı yalnızca müfredatla, ders saatleriyle ya da sınav takvimleriyle ölçülmez. Bazen bir tarihe nasıl yaklaştığı, hangi değerlere ne kadar hassasiyet gösterdiği de eğitim anlayışının önemli bir göstergesidir.

10 Kasım, Türkiye için sıradan bir gün değildir. Saat 09.05'te sirenler çaldığında hayatın akışına kısa bir ara verilir. İnsanlar durur, başlarını eğer ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anar. O birkaç dakikalık sessizlikte yalnızca bir insanı değil, bir milletin bağımsızlık mücadelesini, kuruluş hikâyesini ve tarihsel hafızasını da hatırlarız.

Peki, böylesine anlamlı bir günde sınav takvimi hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

Millî Eğitim Bakanlığı'nın 10 Kasım 2026 için açıkladığı sınav planlamasında, okul genelindeki ortak sınavların dördüncü ders saatinde yapılması öngörülüyor. Anma törenlerinin sınavlardan önce gerçekleştirileceği belirtiliyor.

Burada mesele, öğrencilerin sınav yapmasına kategorik olarak karşı çıkmak değildir. Eğitim hayatının planlı ilerlemesi, ölçme ve değerlendirme süreçlerinin yürütülmesi elbette önemlidir. Ancak eğitim, yalnızca öğrencinin kaç soruyu doğru yanıtladığıyla sınırlı değildir. Eğitim aynı zamanda tarih bilinci kazandırmak, ortak değerleri anlamak ve geçmişle sağlıklı bir bağ kurabilmektir.

Tam da bu nedenle şu soruyu sormak gerekiyor: Sınav takvimleri hazırlanırken, millî hafızamızda özel bir yere sahip olan günler için daha hassas bir planlama yapılamaz mıydı?

Bir sınav başka bir güne alınabilir mi? Eğitim takviminde böyle özel günler için farklı bir düzenleme düşünülemez mi? Öğrencilerin akademik sorumluluklarıyla tarihî ve toplumsal sorumlulukları arasında bir tercih yapmak zorunda kalmayacağı bir planlama mümkün değil mi?

Bunlar, yanıtı aranması gereken makul sorulardır.

Üstelik burada yalnızca bir günlük programdan söz etmiyoruz. Çocuklara hangi değerleri nasıl aktardığımızdan söz ediyoruz. Onlara Atatürk'ü anlatırken, Cumhuriyet'in hangi koşullarda kurulduğunu öğretirken, bu tarihlerin taşıdığı anlamı günlük eğitim uygulamalarımızda da gözetmemiz gerekmez mi?

Çünkü bir çocuğa tarihi öğretmek, yalnızca tarihleri ezberletmek değildir. O tarihin neden önemli olduğunu kavratmaktır.

Elbette bir sınavın aynı güne denk gelmesi, tek başına bir saygısızlık niyetinin kanıtı olarak değerlendirilemez. Böyle bir sonuca varmak için yeterli dayanak olmadan niyet okumak doğru olmaz. Ancak kararların gerekçelerini sorgulamak, alternatifleri tartışmak ve daha hassas bir planlama talep etmek de kamuoyunun doğal hakkıdır.

Asıl mesele tam olarak burada başlıyor: Bir uygulamanın gerekçesi açıklanmış olsa bile, daha uygun bir alternatifin mümkün olup olmadığı sorulabilir.

Eğitim yöneticilerinden beklenen yalnızca takvimi tamamlamak değil, takvimin toplumun değerleriyle kurduğu ilişkiyi de gözetmektir. Çünkü eğitim, bilgi aktarmanın yanında duyarlılık geliştirme sorumluluğunu da taşır.

10 Kasım geldiğinde öğrencilerimiz yalnızca sınav sorularını değil, bu ülkenin hangi mücadelelerle kurulduğunu da düşünmelidir. Atatürk'ü anmak bir törene katılmaktan ibaret olmadığı gibi, onun bıraktığı mirası anlamak da yalnızca kitaplarda yazanları öğrenmekten ibaret değildir.

Bir milletin hafızası, eğitim takviminde küçük bir ayrıntı olarak görülmemelidir.

Belki de bugün sormamız gereken en önemli soru şudur: Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken, onları o geleceğe taşıyan tarihî değerleri ne kadar gözetiyoruz?

Çünkü sınavlar biter, kâğıtlar toplanır, sonuçlar açıklanır. Ancak bir milletin hafızasında yer eden tarihler, nesilden nesile taşınmaya devam eder.

10 Kasım, yalnızca takvimde işaretlenmiş bir gün değildir. Bir milletin geçmişine duyduğu saygının, Cumhuriyet'in kuruluşuna ilişkin bilincinin ve gelecek kuşaklara aktarmak istediği değerlerin simgesidir.

Sınavlar eğitimin bir parçasıdır; tarih bilinci ise eğitimin ruhudur.

Ve bazen bir takvimi yeniden gözden geçirmek, yalnızca bir günü değil, o güne verdiğimiz değeri de yeniden düşünmek demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi