Aysel Ayşe Aygün Özer
Bir Başörtüsü, Bir Çocuk ve Koca Bir Vicdan Meselesi
Bir çocuğun başındaki örtü, eğitim kapısının kapanmasına gerekçe olabilir mi? Bir öğretmenin inancı, yıllarca emek verdiği mesleğinin önüne geçirilebilir mi?
Azerbaycan'dan gelen haberleri okurken insanın aklına ister istemez şu soru düşüyor: Biz ne zaman bir insanın nasıl giyindiğine bakarak onun eğitim hakkını, emeğini ve geleceğini tartmaya başladık?
Azerbaycan…
Bizim için yalnızca haritada sınırları bulunan bir ülke değil; ortak bir dilin, tarihin, kültürün ve kardeşlik duygusunun adı. Yıllardır iki devlet, bir millet anlayışıyla anılan iki toplumun arasındaki bağ, siyasi söylemlerin çok ötesinde bir anlam taşıyor. İşte tam da bu nedenle Azerbaycan'daki okullarda başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar insanın yüreğine dokunuyor.
Çünkü mesele yalnızca bir kumaş parçası değil.
Mesele, bir çocuğun okul kapısında kendisini dışlanmış hissetmesi; bir annenin evladının geleceği için kaygılanması; bir öğretmenin inancı ile mesleği arasında seçim yapmaya zorlandığını düşünmesidir.
Azerbaycan'da okul kıyafetlerine ilişkin düzenlemelerde laiklik ilkesine uygunluk şartı getirildi. Başörtüsü açıkça yasaklanmış olmasa da bazı okullarda başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin derse alınmadığına ilişkin haberler yayımlandı. İşte asıl üzerinde durulması gereken nokta da burada başlıyor: Bir kuralın kâğıt üzerindeki ifadesi ile insanların hayatında doğurduğu sonuç aynı olmayabilir.
Peki, laiklik ne demektir?
Laiklik, devletin bütün inançlar karşısında tarafsız olması değil midir? Farklı inançlara sahip insanların, başkalarının haklarını ihlal etmeden, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi değil midir?
Laiklik, bir insanın inancını devletin zoruyla değiştirmek anlamına gelmemelidir. Devlet okullarında ortak kurallar elbette bulunabilir. Eğitim kurumlarının düzeni, öğrencilerin güvenliği ve öğretmenlerin mesleki sorumlulukları önemlidir. Fakat bu kurallar uygulanırken bir insanın inancının görünür olması, onu eğitim hakkından mahrum bırakmanın gerekçesine dönüşmemelidir.
Çünkü eşitlik, herkesi aynı kalıba sokmak değil; farklılıklarına rağmen herkese eşit haklar tanıyabilmektir.
Bir düşünün…
Sabah erkenden çantasını hazırlayan, defterlerini kitaplarını çantasına koyan, geleceği için hayaller kuran bir kız çocuğu okuluna gidiyor. Belki doktor olmak istiyor, belki öğretmen, belki bilim insanı… Belki de tek isteği arkadaşlarıyla aynı sırada oturup dersini dinlemek.
Fakat o gün karşısına bir soru çıkıyor: Başındaki örtüyle mi okuyacak, okuyabilmek için örtüsünü mü çıkaracak?
Bir çocuğun eğitim hayatı böyle bir ikilemin gölgesinde bırakılmamalı.
Çocuklar, yetişkinlerin ideolojik tartışmalarının ortasında kalmamalı. İnançları nedeniyle kendilerini eksik, istenmeyen ya da öteki hissetmemeli. Eğitim, bir çocuğun kim olduğunu sorgulayan değil, kim olabileceğinin önünü açan bir kurum olmalı.
Peki, öğretmenler?
Bir öğretmen yıllarını eğitim almaya, mesleğinde uzmanlaşmaya, öğrencilerine bilgi ve hayat tecrübesi aktarmaya ayırır. Bir sınıfta onun önceliği ne olmalıdır? Öğrencisinin gelişimi, bilgisi, emeği ve mesleki yeterliliği mi; yoksa inancını yansıtan kıyafetinin bir başkasının beklentisine uyup uymaması mı?
Elbette öğretmenlik mesleğinin kuralları olur. Elbette devlet, kamu hizmetinin gereklerini belirleyebilir. Ancak bu yetkinin sınırları da insan hakları ve temel özgürlükler gözetilerek çizilmelidir. Bir öğretmenin mesleki niteliği ile başörtüsü birbirine karıştırılmamalıdır.
Azerbaycan yönetimine ve eğitim yetkililerine sorulması gereken soru tam da budur: Okullarda düzen sağlamak için başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını ve öğretmenlerin inanç özgürlüğünü daraltmak gerçekten gerekli midir? Aynı eğitim düzeni, insanların inançları nedeniyle dışlanmadığı bir anlayışla sağlanamaz mı?
Üstelik Azerbaycan toplumunun dinî ve kültürel geçmişi de bu tartışmayı daha hassas hâle getiriyor. Bir toplumun modernleşmesi, kendi insanlarının inançlarını görünmez kılmaya çalışmasıyla ölçülmemelidir. Çağdaşlık, farklılıklarla birlikte yaşayabilme olgunluğudur. İlerlemek, insanları birbirine benzetmek değil, birbirlerinin haklarına saygı duyabilecekleri bir düzen kurmaktır.
Burada kimsenin inancını başkasına dayatmasını savunmuyorum. Hiç kimse başörtüsü takmaya zorlanmamalı; hiç kimse başörtüsünü çıkarmaya da zorlanmamalıdır. Özgürlük, ancak her iki tercih de gerçekten kişinin kendi iradesine bırakıldığında anlam kazanır.
Başını örtmek de örtmemek de bir insanın kendi tercihi olabilmelidir.
Kardeş Azerbaycan'ın yöneticilerine düşen sorumluluk, bu tartışmayı yalnızca kıyafet düzenlemesi olarak görmekten ibaret değildir. Atılan adımların çocukların eğitimine, öğretmenlerin çalışma hayatına ve toplumun farklı kesimlerinin devlete duyduğu güvene nasıl yansıdığını da değerlendirmektir. Bir düzenlemenin amacı ne olursa olsun, uygulamada ortaya çıkan mağduriyetler görmezden gelinmemelidir.
Çünkü devletin gücü, insanlara ne giyeceklerini söyleyebilmesinden değil, farklılıklarıyla birlikte onların haklarını koruyabilmesinden gelir.
Azerbaycan'ın tarihine, kültürüne ve kardeşliğimize duyduğumuz saygı, bu konuda sessiz kalmamızı gerektirmez. Tam tersine, gerçek dostluk gerektiğinde soru sormayı, yanlış olduğunu düşündüğümüz uygulamaları eleştirmeyi ve daha adil bir çözümün mümkün olduğunu hatırlatmayı da gerektirir.
Benim itirazım Azerbaycan'a değil; başörtüsü nedeniyle bir çocuğun eğitimden, bir öğretmenin mesleğini huzur içinde yapabilme hakkından mahrum kalabileceği bir anlayışadır.
Çünkü bir ülkenin büyüklüğü, insanlarını ne kadar birbirine benzettiğiyle değil, birbirinden farklı insanlara ne kadar eşit davranabildiğiyle ölçülür.
Ve unutmayalım…
Bir çocuğun başındaki örtü, önündeki kitabın önüne geçmemeli. Bir öğretmenin inancı, öğrencisine öğreteceği bilginin önüne konulmamalı.
Okul kapıları bilgiye açılmalı, ayrımcılığa değil.
Kardeşliğin adı yalnızca güzel sözlerde kalmamalı; insan haklarına, vicdana ve adalete gösterilen saygıda da yaşamalı.
Çünkü bazen bir ülkenin geleceğini değiştirecek en büyük soru, küçücük bir çocuğun okul kapısında sorduğu o sorudur:
“Ben de herkes gibi okuyamaz mıyım?”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.