Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Gündemi kim belirliyor?

Bazen gerçekten insanın aklı almıyor.

“Ne oldu?” diye soruyorum kendi kendime.

Memleketin konuşması gereken onca mesele varken, biz yine dönüp dolaşıp birbirimizin yakasına yapışıyoruz.

Bir tarafta kamuoyunun cevap beklediği siyasi tartışmalar, açıklığa kavuşması gereken iddialar…

Bir tarafta okulların güvenliğiyle ilgili her geçen gün büyüyen endişeler…

Çocukların okulda kendilerini güvende hissedip hissetmediği, anne babaların sabah çocuklarını okula gönderirken içinin rahat olup olmadığı…

Ve daha nice mesele.

Ama nedense bütün bunların arasından bir konu çekilip çıkarılıyor:

“CHP'li belediye başkanları AK Parti'ye geçiyor.”

Hatta bunun üzerinden, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da geçecekmiş” deniliyor.

İyi de kardeşim…

Gerçekten bütün mesele bu mu?

İnsan bazen karşısındakine kızmaktan çok, gündemin nasıl bu kadar kolay değişebildiğine şaşırıyor.

Ben Atatürk'le ilgili iki satır yazıyorum, Cumhuriyet'ten bahsediyorum; birileri hemen beni “önde gelen solculardan” ilan ediyor.

Sonra biri geliyor:

“Sen söyle bakalım, CHP'li belediye başkanları AK Parti'ye geçiyormuş. Ne düşünüyorsun?”

Yahu ben sana başka bir şey soracağım:

Memleketin başka hiçbir derdi kalmadı mı?

Siyasi parti değiştiren bir belediye başkanı varsa elbette bunun konuşulacak tarafları vardır.

Ama neden geçti?

Hangi şartlarda geçti?

Belediyesine hizmet götürmekte zorlandı mı?

Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki ilişkilerde sorun yaşandı mı?

Siyasi bir baskı hissettiğine dair açıklamaları var mı?

Yoksa gerçekten kendi siyasi tercihinin sonucu mu?

Bunların hepsi araştırılır, konuşulur, eleştirilir.

Ama bunu memleketin bütün meselelerinin üzerine örtecek bir gündem haline getirdiğimizde, işte orada durup düşünmek gerekir.

Çünkü siyaset sadece “Kim kimin partisine geçti?” sorusundan ibaret değildir.

Asıl soru şudur:

Bu ülkede belediyeler neden hizmet üretmekte zorlanıyor?

Bir belediye hizmet üretmek için ihtiyaç duyduğu imkânlara erişemediğini söylüyorsa, bunun nedenlerini de konuşmayacak mıyız?

Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki siyasi çekişmelerin vatandaşa yansıyan sonuçlarını sorgulamayacak mıyız?

Bir belediye başkanı başka bir partiye geçtiğinde bunu yalnızca “Bakın, CHP'den AK Parti'ye geçiyorlar” diye alkışlamak veya “İhanet ettiler” diye suçlamak yerine, insanı o karara götüren şartları da sorgulamamız gerekmiyor mu?

Çünkü siyasetçinin partisi değişebilir.

Ama vatandaşın derdi değişmiyor.

Vatandaş hâlâ geçim derdinde.

Çocuk hâlâ okuluna giderken güvende olmak istiyor.

Anne hâlâ çocuğunu okul kapısından içeri bırakırken “Başına bir şey gelmesin” diye dua ediyor.

İnsan hâlâ adaletin herkese eşit uygulanmasını bekliyor.

Ve vatandaşın çok basit bir talebi var:

Kim yaparsa yapsın, yanlışın hesabı sorulsun.

İşte benim asıl derdim burada.

Bir başka partinin yaptığı yanlış olduğunda “Hesap sorulsun” diyorsak, kendi partimize geldiğinde de aynı cümleyi kurabilmeliyiz.

Bir iddia kiminle ilgili olursa olsun araştırılabilmeli.

Bir soruşturma varsa sonucu ortaya çıkmalı.

Bir kamu görevlisi hakkında ciddi iddialar varsa, bunlar siyasi kimliğine göre değil, eldeki delillere göre değerlendirilmelidir.

Çünkü A partisi yapınca başka, B partisi yapınca başka konuşursak…

A partisi için “yolsuzluk”, B partisi için “komplo” diyorsak…

A partisi için “hukuk işletilmeli”, B partisi için “siyasi operasyon” diyorsak…

Biz aslında adalet istemiyoruz.

Kendimizden yana adalet istiyoruz.

Ben ne AK Parti'nin avukatıyım ne CHP'nin.

Ben vatandaşın tarafındayım.

Yanlış yapan kimse onun karşısındayım.

Doğru yapan kimse onun yanındayım.

Ve bu yüzden bugün birileri bana:

“CHP'li belediye başkanı AK Parti'ye geçecekmiş, ne düşünüyorsun?”

diye sorduğunda cevabım çok net:

Geçiyorsa neden geçiyor, onu konuşalım.

Ama önce şu soruyu soralım:

Biz neden asıl konuşmamız gerekenleri konuşmuyoruz?

Çünkü gündem, sadece önümüze konulan başlıklardan ibaret değildir.

Bazen asıl mesele, neyin konuşulduğundan çok neyin konuşulmadığıdır.

Ve ben tam da bundan rahatsızım.

Memleketin üzerine konuşulması gereken bu kadar ağır mesele varken, bizi yine birbirimize “Sen hangi partilisin?” diye sormaya mecbur bırakıyorlar.

Oysa benim sorum çok daha basit:

Kim olursa olsun, hesabını verecek mi?

Bence Türkiye'nin bugün en çok ihtiyacı olan soru budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi