Bu takım ne yapacak?

Sevgili Ulus Gazetesi okurları A Milli Takımımız Uluslar Ligi ikinci maçında bu akşam bir zamanlar Avrupa’nın futbol devi olan şimdilerde eski günlerinden eser kalmayan İtalya karşısında galibiyet arayacak.

Futbolda bazen bir maçın skoru, sahada yaşananların tamamını anlatmaya yetmez. İ Milli Futbol Takımımızın, Fransa karşısında aldığı 1-0'lık yenilgi de biraz böyleydi.

Evet, kaybettik. Evet, Uluslar Ligi'ne puansız başladık. Ama karşımızda Avrupa futbolunun en güçlü takımlarından biri vardı ve milli takım uzun bölümler boyunca oyunun içinde kalmayı başardı. Fransa'nın golü 54. dakikada Mbappe'den geldi. Maçın son bölümünde Uğurcan Çakır'ın kırmızı kart görmesi ise karşılaşmanın başka bir hikâyesiydi.

Şimdi ise önümüzde başka bir sınav var: İtalya. Üstelik İtalya da ilk maçında sahadan üzgün ayrıldı. Belçika, Roma'da İtalya'yı 2-0 mağlup etti. Yani 28 Eylül'de Bursa'da sahaya çıkacak iki takımın da hanesinde puan yok.

İşte bu nedenle İtalya maçı, klasik bir "ikinci maç" olmaktan çok daha fazlası. Çünkü bu maçı kazanırsak yeni bir başlangıç olacak bizim açımızdan.

Kaybetmekten ders çıkarmak

Fransa karşılaşmasından alınabilecek en önemli ders, milli takımın büyük rakiplere karşı yalnızca savunarak sonuç alamayacağı gerçeği.

Fransa karşısında zaman zaman topa sahip olan, hücum organizasyonları geliştiren ve özellikle Arda Güler üzerinden rakip kaleye gitmeye çalışan bir Türkiye gördük. İlk yarıda Oğuz Aydın-Barış Alper Yılmaz bağlantısı ve Arda'nın Can Uzun'a yaptığı ortayla yakalanan fırsat, milli takımın üretme kapasitesini gösterdi.

Ancak büyük maçlarda fırsat bulmak kadar, o fırsatları değerlendirmek de gerekiyor. İtalya karşısında işte bu noktada daha cesur bir Türkiye izlemek isteyeceğiz.

İtalya'nın da yarası var

Belçika karşısında 2-0 kaybeden İtalya'nın da Bursa'ya yalnızca savunma yapmak için gelmeyeceği açık.

Üstelik iki takım açısından da puan kaybının yaratacağı baskı oldukça yüksek. Grupta ilk haftanın ardından Fransa ve Belçika üçer puanda, Türkiye ve İtalya ise puansız durumda.

Bu tablo bize şunu söylüyor, Bursa'daki maçın psikolojik tarafı, teknik ve taktik tarafı kadar önemli olacak.

Milli takımın Fransa yenilgisini unutması gerekiyor ama o maçtan hiçbir şey olmamış gibi de davranmaması gerekiyor.

Çünkü iyi takımlar yenilgilerden kaçmaz; yenilgilerin içinden ders çıkarır.

Arda'nın etrafında daha fazla cesaret

Türkiye'nin en önemli kozlarından biri hiç şüphesiz Arda Güler. Ancak Arda'nın ayağına topu vermek tek başına yeterli değil. Onun oyun görüşünden faydalanabilmek için takımın daha fazla hareket etmesi, önündeki ve yanındaki oyuncuların daha fazla seçenek oluşturması gerekiyor. İtalya karşısında milli takımın hücumdaki en önemli ihtiyacı belki de bu olacak:

Daha fazla hareket, daha hızlı pas ve daha fazla cesaret.

Çünkü büyük rakiplere karşı yalnızca yıldız oyuncunun bireysel yeteneğine güvenmek yerine, o yeteneği takım oyununun içine yerleştirmek gerekiyor.

Bursa'da tribün de oyunun parçası

Bu maçın bir başka önemli tarafı da ev sahibi olmamız. Milli takım Fransa maçında Kocaeli'de sahaya çıkmıştı. İtalya karşılaşmasının adresi ise Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu. Mücadele bu akşam saat 21.45'te oynanacak.

Bursa'nın atmosferi, özellikle maçın sıkıştığı anlarda milli takım için önemli bir avantaj olabilir. Ama tribünün desteği kadar sahadaki oyuncuların bu enerjiyi doğru kullanması da önemli.

İlk dakikalarda acele eden, bir an önce gol bulmaya çalışan değil; Oyunun kontrolünü elinde tutan bir Türkiye görmek gerekiyor.

Peki İtalya karşısında ne yapar?

Tahmin yapmak kolay, ama milli takımın geleceğini tek bir skor üzerinden okumak doğru değil.

Fransa karşısında alınan 1-0'lık mağlubiyet, Türkiye'nin Avrupa'nın en üst seviyesindeki rakiplere karşı hâlâ geliştirmesi gereken yönleri olduğunu gösterdi. İtalya maçı ise bu eksiklerin ne kadar hızlı giderilebildiğini görmek açısından önemli bir fırsat.

Benim beklentim; Fransa maçına göre daha cesur, hücumda daha üretken ve özellikle maçın kritik bölümlerinde daha sakin bir milli takım izlemek.

Çünkü artık bahaneye değil, reaksiyona ihtiyacımız var. Fransa maçı geride kaldı. İtalya'nın da puanı yok. Bizim de yok.

Şimdi mesele kimin daha fazla istediğinden çok, kimin istediğini sahaya daha doğru yansıtacağı. Bursa'da cevap sahada verilecek.

Ve belki de bu maçın sonunda asıl konuşacağımız şey skor değil, milli takımın Fransa yenilgisinden sonra nasıl bir karakter ortaya koyduğu olacak.

Çünkü bazen bir takımın gerçek gücü kazandığı maçlarda değil, kaybettiği maçın ardından nasıl ayağa kalktığında anlaşılır. Haydi “BİZİM ÇOCUKLAR” yeni bir zafer neden olmasın?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi