Ahmet Yücer
İçimizdeki Beyinsizler Yüzünden...
Hz. Musa, Tur Dağı'ndan dönüşünde kavmini buzağıya taparken bulduğunda; İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allah'ım? (A‘râf, 155) diye yakınır.
Ben daha lise talebesiyken Mehmet Âkif'in Safahat'ını almış ve kitabın ilk sayfasında bu ayetin mealini görünce çok etkilenmiştim. Aradan yıllar geçti. Ne zaman birkaç kişinin yaptığı yanlışlar yüzünden bir topluluğun ya da sosyal grubun topluca bedel ödediğini görsem bu ayet aklıma gelir.
“İçimizdeki beyinsizler yüzünden...”
Buradaki soru yalnızca dini değil, aynı zamanda toplumsaldır: Bir toplum, içindeki kötülükleri görüp engellemezse sonunda onun bedelini hep birlikte öder.
Kötülüğü Yapmak mı, Seyretmek mi?
Kutsal kitabımızda, “Öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere erişmekle kalmaz.” (Enfâl, 25) diye uyarılıyoruz.
Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde gemi örneğiyle bunu çok güzel anlatır. Geminin alt katındaki yolcular suya ulaşmak için tabanda delik açmaya kalkar ve üst kattakiler de buna kayıtsız kalırlarsa gemi batacak ve herkes boğulacaktır. Engel olurlarsa herkesin hayatı kurtulacaktır.
Aradan asırlar geçmesine rağmen örnek halen günceldir. Çünkü aynı gemideyiz.
O Dokuz Kişinin işledikleri yüzünden...
Kur'an'da Semud kavmi anlatılırken şehirde bozgunculuk yapan dokuz kişiden söz edilir. (Neml, 48)
Sayıları yalnızca dokuzdur. Fakat önemli olan onların yaptıkları kadar, toplumun geri kalanının buna nasıl davrandığıdır.
Kötülüğü bazen küçük bir grup yapar ama çoğunluğun susması ya da görmezden gelmesiyle etkisi büyük olur. Aynı mekanizmayı tarihte, siyasette, ekonomide, idari kurumlarda ve günlük hayatımızda da görebiliyoruz.
Deprem Bunun En Acı Örneği
Ülkemizde usulsüz imar izni veren belediye ya da özel idare yetkilisi, malzemeden çalan müteahhit, usulsüzlüğe göz yuman denetçi, demirin eksik kullanıldığını gördüğü halde susan mesul mühendis, kolonun kesildiğini bildiği halde “evimin değeri düşmesin” diye susan apartman sakini...
Bina çöktüğünde sadece kusuru olanlar değil; Suçsuz aileler, masum çocuklar ve kiracılar da enkazın altında kalıyor.
Felaket aslında ilk usulsüzlük yapıldığında, kurallar çiğnenmeye başlandığında ve ilgililer “şimdi bunun sırası değil, havayı bozmayalım, arıza çıkarmayalım” dediğinde başlar.
“Kol Kırılır Yen İçinde Kalır”
Aynı tehlike dini cemaatlerde, sosyal gruplarda, şirketlerde, derneklerde ve siyasi yapılarda da görülür. Birileri yolsuzluk yapar, görev ve yetkisini kötüye kullanırken çevresindekiler;
“Bizim arkadaşımız”
“Davamız zarar görmesin.”
“Muhaliflerin eline koz vermeyelim.”
“Şimdi söylemenin zamanı değil.”
diyerek kurumu değil de yanlış yapan kişileri korumaya başlarsa bir süre sonra o yanlış bütün grubun üzerine yapışır; dışarıdaki insan suçlu ile suçsuzu ayırmaz.
Siyasi partiler için de durum farklı değildir. Yolsuzluk, kayırmacılık veya hukuksuzluk karşısında “partimiz zarar görmesin” diye susulduğunda, uzun vadede faturayı yalnızca yanlışı yapanlar değil, dürüst siyasetçiler ve yıllarca emek ve vermiş insanlar da öder.
“Ama Sorgulama Olmayacak”
Yıllar önce bir topluluğun saygın isimlerinden birine A‘raf Suresi'ndeki bu ayet hatırlatılmış ve “Bu ayetin günümüze bakan bir yönü yok mu?” diye sorulmuştu.
Önce “Var tabii ki” dedikten sonra “ama sorgulama olmayacak” dediği anlatılır. Yani “kol kırılır yen içinde kalır” ya da “tekneyi delenler hesaba çekilmeyecek, ifşa da edilmeyecek” deniyordu.
Anlaşılan o ki yaşananlardan ders çıkarılmamıştı.
Aslında beklenen şey; Yanlış yapanların belirlemesi, neden yaptıklarının anlaşılması ve bir daha tekrarlanmaması için gerekli tedbirlerin alınmasıydı.
Bunu yapamayan topluluklar aynı yanlışları başka bölgelerde, başka isimler altında tekrar yaşamaya ya da aynı tuzaklara tekrar düşmeye mahkumdur.
Bugün buna toplumsal sorumluluk, kurumsal denetim, şeffaflık, hesap verebilirlik diyoruz. İslam geleneğinde ise “emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker”; Yani iyiliği teşvik etmek ve kötülüğe engel olmak deniliyor.
Aynı geminin yolcularıyız.
Geminin altını delen birkaç kişi olabilir. Ama deliği görüp kapatmayanların sayısı çok daha fazlaysa, su içeri girdiğinde kimin suçlu, kimin masum olduğuna bakmaz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.