Bütçe Görüşmelerinde TARIM

Nüfusun büyük bölümünün köylerde yaşadığı 1970’li yılların bütçe görüşmelerinde TBMM’de buğday, şeker pancarı, tütün ve pamuk taban fiyatları siyasetin en hararetli konuları arasındaydı.

Milletin gözü kulağı da açıklanacak taban fiyatlardaydı. Çünkü köylünün esnafa ve bankaya borcunu ödemesi, çocuğunu okutabilmesi ve ertesi yıl yeniden ekim yapabilmesi ona bağlıydı. Ürün fiyatları üzerinden yapılan siyaset, bazen bütçeyi zorlayan vaatlere dönüşürken liderlerin hazırcevaplığı ve nükteleri siyasi tartışmalara renk katıyordu.

Bülent Ecevit’in haşhaş konusundaki tutumu, tarımın dış politika boyutunu gösteriyordu. ABD’nin baskısıyla 1971’de getirilen haşhaş yasağını CHP-MSP koalisyonu 1 Temmuz 1974’te kaldırmıştı. O günlerde Ecevit’in “Türkiye’nin neresinde, ne yetiştirileceğine Türk devletinden başka kimse karar veremez” dediği gazete manşetlerine yansımıştı.

Necmettin Erbakan vatandaşın geçim sıkıntısını alışveriş filesiyle resmederken, Demirel’in “Kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim” vaadi siyasi rekabetin hafızalarda kalan örneklerindendi.

Tarım, liderlerin doğrudan sahiplendiği bir alandı. Bugün de Mecliste 2027 tarım bütçesi görüşülürken çiftçinin hayatını nasıl etkileyeceğine dikkat kesilmeliyiz.

Fon Yolsuzluğu Gölgesinde Tarım

2027 bütçe görüşmelerinde fon yolsuzluğu tartışmaları bütün teknik konuların önüne geçti. Yaklaşık 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren mağduriyetler ile Türkiye Sigorta ve Türkiye Diyanet Vakfı gibi kuruluşların kimler tarafından nasıl soyulduğu gündemi meşgul ediyor.

Elbette sorumluların bulunması ve hesabının sorulması gerekir. Ancak tarım bütçesinin ayrıntıları da bu tartışmaların gölgesinde kalmamalıdır.

2026’ya göre 2027 bütçe teklifinde en dikkat çekici artış, müdahale alımları için TMO ve ÇAYKUR’un finansmanında öngörülüyor. Yaklaşık yüzde 181’lik bu artışı, kredi desteğinde yüzde 48, doğrudan tarım desteklerinde ve tarımsal yatırımlarda yüzde 40’lık artışlar izliyor. Tarımsal kaynaklardaki ortalama artış ise yaklaşık yüzde 47.

Ofis Kesenin Ağzını Açıyor mu?

TMO ve ÇAYKUR için öngörülen kaynak 2026’da 48 milyar TL iken 2027’de 135 milyar TL’ye çıkarılıyor. Bütçe teklifindeki bu yüksek artış, kurumların 2027 hasadında daha yüksek fiyatlarla ve daha büyük hacimlerde piyasaya müdahaleye hazırlandığına işaret ediyor. Böylece çiftçinin geçmiş kayıplarını kısmen telafi ederek hükümetin oy devşirmeyi hedeflediği düşünülebilir.

Et ve Süt Kurumu ise daha fazla ithalatla tüketici fiyatlarını baskılamayı hedefleyebilir. Ancak geçmiş deneyimler fiyatların baskılanmasının damızlık ineklerin bile kesime gönderilmesine yol açtığını ve uzun vadede hayvancılığa zarar verdiğini göstermiştir.

Kredi Musluğu Açılırken Borç Yükü Artıyor mu?

Tarım bütçesinde ikinci büyük artış tarımsal kredi sübvansiyonlarında görülüyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan kredilerde çiftçinin faiz yükünü sübvanse etmek için bütçeden daha fazla kaynak ayrılıyor. Bu, çiftçi için kredi musluklarının açılacağı şeklinde yorumlanabilir.

Ucuz kredi elbette önemlidir. Ancak kullandırılan kredinin miktarı yanında, çiftçinin bu krediyi hangi gelirle geri ödeyeceği de dikkate alınmalıdır.

Destekler Çiftçiye Ne Zaman Ulaşıyor?

Doğrudan desteklerdeki artışın 2027 enflasyon hedefinin üzerinde olması olumlu değerlendirilebilir. Ancak mazot, gübre, ilaç, tohum ve enerji fiyatlarının 2026’da ne kadar arttı ve ürün satış fiyatlarının bu artışların ne kadarını karşılayacağına da bakmak gerekiyor.

Desteklerin önemli bir bölümü bir yıl gecikmeyle ödeniyor. Nitekim ABD’nin İran’a saldırısı nedeniyle artan girdi maliyetlerini karşılamak amacıyla birim destek miktarları 8 Eylül 2026’da güncellendi. Bu güncellemeden doğan ödeme de 2027 bütçesinden yapılacak.

Çiftçi tohumu, mazotu ve gübreyi 2025 güz döneminde aldı ve ekimini yaptı. 2026’nın baharında ilaçlamasını ve sulamasını, yaz aylarında da hasatını yaptı, desteğini ise 2027’de alacak. Bütün bu giderler için kredi kullandı, kredi faizi işledi, paranın alım gücü düştü. Dolayısıyla yüzde 40’lık destek artışı çiftçinin kaybını ne kadar karşılayacak onu da zaman gösterecek.

Arazi Desteklenirken Verimlilik Unutulmamalı

Bitkisel üretim destekleme sistemi 2025’te değiştirildi ve birçok üründe alan bazlı temel destek ödemesine geçildi.

Alan bazlı desteklerin verimliliği teşvik etmediği bilinmektedir. Yeni sistemde, dekara 200 kilogram verim alan ile 800 kilogram verim alana aynı miktarda destek verilmesi eleştiri konusudur.

2027 bütçesini değerlendirirken yalnızca ödenek artışlarını sıralamakla yetinilmemelidir. Çiftçi desteğini zamanında alabilecek mi?

Ürününü kazandıran fiyata satabilecek mi?

Borcunu ödeyip ertesi yıl yeniden ekim yapabilecek mi?

Bunların da açıklanması gerekmiyor mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Yücer Arşivi