Ahmet Yücer
Tarım ve hayvancılıkta cep telefonu uygulamaları
Batı ülkelerinde üç beş ayda bir yaşanacak gündemler ülkemizde bir günde tüketiliyor. Gündemin ve güncelin peşinden gitmek cazip geliyor ama asli konuları kaçırmamak gerekiyor.
Tarımda bilgi teknolojileri denildiğinde çoğumuzun aklına videolar, kameralar, dronlar, sensörler ve uydu sistemleri geliyor. Oysa dijitalleşmenin çiftçiye ulaşabileceği en kolay araç, cebinde taşıdığı akıllı telefonudur.
O sadece bir haberleşme aracı veya sosyal medyada zaman öldürme aracı olamamalıdır. Onu tarım ve hayvancılığın her aşamasında, yapay zeka aracılığıyla bilgiye erişim, kayıt, kontrol, takip, tespit ve tahlil amacıyla kullanabiliriz.
Dijitalleşme için büyük yatırımlar gerekmez
Türkiye’de tarım genel olarak küçük aile işletmelerinde yapılır. Dolayısıyla her çiftçinin bu teknolojileri kullanmaları beklenemez.
Ancak bir üreticinin yaptığı işlemleri telefonuna kaydetmesi, tarlasını bahçesini, serasını izlemesi, hastalıkları, zararlıları teşhis etmesi, bitkilerin gübre ve su ihtiyacını bilmesi, hayvanlarının aşı, aşım ve doğum tarihlerini takip etmesi de dijitalleşmenin birer parçasıdır.
Üstelik bugün bu amaçlarla geliştirilmiş çok sayıda cep telefonu uygulaması (application) var ve giderek de yaygınlaşıyor. Bunların neler olduğunu ve ne işe yaradıklarını bir sonraki yazıda ayrıca ele alacağım.
Ama önümüzde bir dil sorunu var
Dünyada geliştirilen ve telefonlarda kullanılan tarımsal uygulamaların önemli bir bölümünün maalesef Türkçe desteği bulunmuyor.
Bu durum ingilizce bilmeyen çiftçilerimiz açısından ciddi bir engel oluşturuyor. Bir uygulamanın menüleri, bildirimleri, teknik terimleri ve kullanım talimatları anlaşılmıyorsa o teknoloji fiilen erişilebilir değildir.
Bu nedenle tarımda dijitalleşme yalnızca internet, telefon veya teknoloji meselesi değil; aynı zamanda dil ve eğitim meselesidir.
Gençlere ve meslek mensuplarına büyük iş düşüyor
Tam da burada genç çiftçilere ve çiftçi çocuklarına önemli bir görev düşüyor.
Telefon ve bilgisayar kullanımına oldukça yatkın olan gençlerin bu uygulamaları kullanması dijitalleşmenin en kolay yollarından biridir.
Ancak dijitalleşmenin yükünü yalnızca genç çiftçilerin omuzlarına bırakmak da doğru olmaz.
Ziraatle ilgili fakülte veya meslek yüksek okullarından mezun olanlar, tarım danışmanları, il ve ilçe müdürlüklerinde görevli her teknik elemanın kendi alanlarıyla ilgili bu uygulamalardan yararlanması ve kullanması dijitalleşmenin yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır.
Aynı şekilde çiftçiye tohum, gübre, ilaç, yem ve sulama ekipmanı satan bayiler de yalnızca ürün satan kuruluşlar olarak kalmamalıdır. Çiftçi örgütleri, oda, borsa, birlik ve kooperatifler de kendi kurumlarında dijital yazılım ve uygulamaları kullanarak yeniliklerin yaygınlaşmasına katkı sağlayabilirler.
Çünkü orta yaşı geçmiş bir çiftçiden yeniliklere hemen adapte olmasını beklemek yerine, onun çevresindeki bilgi ağını dijitalleştirmek daha makul bir yaklaşım olacaktır.
Üniversiteler başat rol oynayabilir
Ziraat fakülteleri ve Meslek Yüksek Okullarının “Dijital Tarım” derslerinde cep telefonlarında kullanılan “uygulamalar” öğrenciye tanıtılmalıdır. Öğrenci mezun olup sahaya çıktığında, dünyada kullanılan güncel dijital araçları ve bunların ne işe yaradığını bilmelidir.
Çünkü sahada çalışan teknik personelin görevi gübre, ilaç, tohum ya da fidan tavsiyesinin ötesinde veri okumayı, dijital kayıt tutmayı ve çiftçinin sorularına anında cevap vermeyi gerektirir.
Türkçeleştirme de bir tarım politikasıdır
Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak Türkiye tarımında dijitalleşme yaygınlaşacaktır. Bu nedenle Türkçe içerik ve uygulama meselesi ciddiye alınmalıdır.
Tarım Bakanlığı, üniversiteler, meslek kuruluşları ve özel sektör dünyada yaygın kullanılan uygulamaların Türkçeleştirilmesini destekleyebilir veya benzer yerli uygulamaların geliştirilmesine öncülük edebilir.
Bazen mevcut başarılı bir uygulamayı Türkçeye kazandırmak, yerel biyolojik ve ekolojik verilerle zenginleştirmek ve çiftçinin kullanımına uygun hale getirmek çok daha hızlı sonuç verebilir.
Çiftçinin Cebindeki Fırsat
Tarımda dijitalleşme geleceğe ait bir kavram değildir.
Türkiye’nin önündeki soru “bu teknolojiyi en kısa zamanda nasıl yaygınlaştırabiliriz” olmalıdır.
Bunun yolu yalnızca daha fazla cihaz satın almaktan geçmiyor. Türkçe içerikten, eğitimden, gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak desteklerden, teknik personelin kendisini yenilemesinden ve çiftçiyle teknoloji arasındaki mesafeyi kısaltmaktan geçiyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.