Ahmet Yücer
Kişiye ya da Gruba Göre Hukuk Olur mu?
Türkiye gündemi bu günlerde; “Açılım süreci”, diğer adıyla “Terörsüz Türkiye”. Kısacası PKK’nın silahlarını bırakması için yapılacak yasal düzenleme ve Abdullah Öcalan’a verilecek yasal statü.
TBMM tatile girmeden bir yasal düzenleme yapılması için Meclis başkanı Numan Kurtulmuş süreci yönetmeye çalışıyor. DEM Partisi yetkilileri önce Cumhurbaşkanı ile sonra da İmralı’ya giderek Öcalan ile görüştüler.
Türkiye’yi 1984’den beri meşgul eden, ülke coğrafyasını bölmek isteyen, bölgede alan hakimiyeti kurmaya çalışan, Türkiye ekonomisine en az iki trilyon dolar ekonomik kayba ve 40 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan bir terör örgütü üyelerinin af kapsamına alınması planlanıyor
Anladığım kadarıyla PKK terör örgütü üyeleri affedilecek, örgüt liderine resmi statü, bir devlet konuk evi, araç ve korumalar verilecek. PKK lideri Türkiye Cumhuriyeti tarafından bölgedeki Kürtlerin resmi temsilcisi olarak kabul edilecek, sekretarya ve danışmanlar tahsis edilecek. Kısacası vatandaşlar arasında etnisiteyi temsilen, devlet içinde yeni bir unvan, makam ve kurum oluşturuluyor.
Ancak benim esas değinmek istediğim konu, hukuk devletinde yasaların kişilere ya da gruplara özgü çıkarılıp çıkarılamayacağıdır. Çünkü bugün tartışılan mesele yalnızca bir af düzenlemesi değil, hukuk devletinin temel ilkelerinin nasıl uygulanacağıdır.
Devlet Affedebilir Ama...
Şüphesiz devlet kendine karşı işlenen suçları affedebilir bunda beis yoktur. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 Eylül 2018’de “Benim ilkem şudur: Devlete karşı işlenen suçlarda devlet affedici olabilir. Ama kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisi yoktur. Adalet bunu gerektirir” demiştir.
Ancak ne hikmetse çıkarılan ilk 12 yargı paketinde devlete karşı işlenen suçlar affedilmezken, kişilere karşı işlenen suçlar çeşitli infaz düzenlemeleri ile affedilmiştir. Yani eylem söylemden farklı tecelli etmiştir. Bu defa durum değişti. Devlet kendine karşı 52 yıldır terör faaliyeti yürüten bir örgütün terör faaliyetlerini, cürümlerini ve katliamlarını affediyor.
Sorun şu ki; eğitim öğretimle meşgul olmuş, ülkenin kalkınmasının ancak eğitimli ve ahlaklı insanlar vasıtasıyla olabileceğine inanmış, ömrü boyunca herhangi bir şiddet eylemine katılmamış, karakolun yolunu bilmeyen, hayatı boyunca savcının karşısına çıkmamış, ifade vermemiş, nezarethane ve hapishane ortamlarını bilmeyen insanlar son on yıldır terör ile irtibatlandırılarak cezalandırılıyorlar.
Hukuk Önünde Eşitlik İlkesi
Şimdi devlet elinde Kaleşnikof silahı ile yol kesen, dağlardan şehirlere kadar korku salan PKK mensuplarını affederken, eline silah almamış kişileri kapsam dışında bırakması kamu vicdanına sığmayacaktır. Kaldı ki bu insanlar yasalarda suç olmayan tamamen legal faaliyetlerinden dolayı cezalandırılmıştır.
Hukuk devletinde devlet kendine karşı işlenen suçları affediyorsa vatandaşları arasında ayırım yapamaz, yapmamalıdır. Konu, kimlerin affedileceği değil, hukuk kurallarının herkese aynı ölçüde uygulanıp uygulanmayacağıdır. Devlet toplumsal barışı ancak vatandaşları arasında ayırım yapmayarak ve hukuk önünde eşit davranarak sağlayabilir.
Gerçek bir hukuk devletinde yasalar genel, soyut ve objektif olmak zorundadır. Kurallar belirli bir kişiye veya gruba özel (şahsa ve zümreye) çıkarılamaz; kanunlar önünde herkes eşittir. Bu temel ilke, keyfiliği önler ve toplumda hukuk güvenliğini sağlar
Gerçek Toplumsal Barış
Devletler bazen uzun süren çatışmaları sona erdirmek için siyasi kararlar alabilir. Barış süreçleri başlatabilir, af düzenlemeleri yapabilir. Bu kararların doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak hukuk devletinin vazgeçilmez bir ilkesi vardır: Kanun önünde eşitlik. Aslında bu ilkeye göre benzer hukuki durumda bulunan kişiler arasında farklı muamele yapılamaz.
Eğer devlet, kendisine karşı yarım asır silahlı mücadele yürütmüş bir terör örgütüyle yeni bir sayfa açılabiliyorsa, eline silah almamış, herhangi bir şiddet eylemine bulaşmamış, haklarında verilen cezalar da AİHM tarafından bozulmuş insanları bu kapsamın dışında bırakamaz. Aksi durum ise hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
Buradaki mesele, bir terör örgütünü başka bir yapıyla kıyaslamak değildir. Mesele, devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuk ölçüsünün aynı olup olmadığıdır. Çünkü hukuk, kişilere göre değişmeye başladığı gün adalet adalet olmaktan çıkar; siyasi tercihe dönüşür.
Anayasa'nın 10. maddesi "Kanun önünde eşitlik" ilkesini boşuna düzenlememiştir. Hukuk güvenliği ancak herkes için aynı kuralların uygulanmasıyla mümkündür. Aksi halde çıkarılan düzenlemeler toplumsal barışı sağlamaz; yalnızca yeni adaletsizlik tartışmaları üretir.
Bugün Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, belirli gruplar için ayrı hukuk üretmek değil; herkese aynı hukuk standartlarını uygulayabilmektir.
Gerçek toplumsal barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barışın temeli, devletin vatandaşlarına eşit davranmasıyla sağlanır. Hukukun üstünlüğü ancak o zaman toplumsal güvene dönüşebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.