Ekmek, Tuz ve Karabiber

Giriş…

Bu makalede Büyük Taarruz’un beşinci günü olan 30 Ağustos 1922 tarihinde Yunan Küçük Asya Ordusu Afyon Grubunun Dumlupınar Muharebesi’nde ağır bir yenilgiye uğratılmasının ardından 1 Eylül’de Uşak ve Bursa istikâmetlerinde başlatılan Takip Harekâtı kapsamında Uşak-İzmir istikametinde takip harekâtını yapan 5. Süvari Kolordusunun 9 Eylül’de İzmir’e girmesi ve bu önemli günde şehirde yaşananlar okuyucularla paylaşılmaktadır.

8 Eylül’deki Gelişmeler…

Yunanistan Krallığına bağlı olarak 30 Temmuz 1922 tarihinde ilan edilmiş olan sözde Özerk Rum İonya Devletinin İzmir’de bulunan Başkanı Aristidis Steryadis, Dumlupınar Muharebesi’nde Yunan kuvvetlerinin yaşadığı yenilginin ardından arta kalan Yunan birliklerinin bozgun hâlinde geri çekilmeye başlaması sonrasında İzmir’i Türklere teslim etmesi için İtilaf Devletleri konsoloslarıyla anlaşmış, konsoloslar da şehrin Türklere teslimi için girişimlerde bulunmuşlar, 8 Eylül’de Müttefik Devletler konsolosları adına Rodok çektiği telgrafta İzmir’i Türk ordusuna teslim etmek için en yakın Türk kumandanı ile görüşmek istediğini bildirmiş, randevu verildiği takdirde temsilci göndereceklerini ifade etmiş, Steryadis de aynı günün akşamı İzmir limanına yanaşan HMS Iron Duke isimli İngiliz savaş gemisine binerek kaçmıştı.

9 Eylül Sabahı…

Ferik (korgeneral) Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu Türk süvarileri 8 Eylül akşamı iki yönden İzmir’in kapılarına dayanmıştı…

9 Eylül sabahı şafakla birlikte Türk süvarileri İzmir’e girmeye başlamıştı. 14. Süvari Tümeni, Menemen istikâmetinde ilerleyerek kısa bir çarpışmadan sonra Menemen Kasabasını, yakılmasına fırsat vermeden kurtarmıştı.

9 Eylül sabahı saat 10.00’da da birbiri peşi sıra önce Albay Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Tümeni ardından da Mirlivâ (Tümgeneral) Mürsel (Bakü) Paşa komutasındaki 1. Süvari Tümeni İzmir’e girer ve küçük bir çarpışmadan sonra İzmir’i Yunan işgâlinden kurtarır.

2. Süvari Tümeni 4. Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin (İzmirli) Bey komutasındaki süvariler İzmir’e ilk giren süvariler olmuştu. İzmir’i terk eden Yunan kuvvetlerinin önemli bir kısmı Urla ve Çeşme’ye çekilmiş, İzmir’den çekilirken de geride pek çok top, tüfek gibi askerî malzemeyi geride bırakmıştı. Ayrıca 50 civarında Yunan subayı, 1.000 civarında da Yunan askeri Türk birlikleri tarafından esir alınmıştı.

Başkumandan’a çekilen telgraf …

9 Eylül sabahı 2. Süvari Tümeninin hemen ardından İzmir’e giren 1. Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa, şehrin kurtuluşunu Başkumandan’a çektiği telgrafla şu şekilde müjdeler:

“Muzaffer millî ordumuzun yılmaz süvarileri bizler, düşmanın İzmir önündeki son mukâvemetini kırarak 9 Eylül günü saat on buçukta şehre vâsıl olduk. Halkın gözyaşları ile derin hürmetlerini iletmekle ile bahtiyarım.”

Çok Önemli ve Simgesel Anlamı Olan Bir Olay…

5. Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Paşa da saat 10.00’da komutasındaki birliklerle İzmir’e girer. İzmir’in Yunan işgâlinden kurtarılması, Kurtuluş Savaşı tarihinde çok önemli ve simgesel anlam taşıyan bir olaydı.

Şehre asılan Türk bayrakları…

9 Eylül sabahı 5. Süvari Kolordusuna bağlı Türk süvarilerinin İzmir’de girdikleri semtlerde önemli binaların üzerine Türk bayrakları çekilmeye başlanır. Teğmen Besim (Kunter) Kadifekale’ye, Menemen üzerinden Karşıyaka’ya giren kuvvetler içinde bulunan Teğmen Zühtü (Işıl) Efendi, Üsteğmen Zekai (Kavur) Efendi ve milis kumandanı Bombacı Ali Çavuş Karşıyaka’daki belediye binası ve hükümet konağına, Üsteğmen Selahattin (Selışık) Efendi de Kordon’daki paket postânesine ay yıldızlı bayrağımızı asmıştı.

Simge Bina…

Konak Meydanı’na ilk varan birlikler arasında yer alan Üsteğmen Zeki (Doğan) Efendi, Üsteğmen Fikret (Yüzaklı) Efendi ve yedek subay Abdurrahman (Özgen) Efendi de (Konak’taki) Sarıkışla’ya Türk bayrağını çekmişti. Ama simge bina Konak Meydanı’ndaki Hükûmet Binası olup burada da sabah saatlerinde Yunan Bayrağı dalgalanmaktaydı. Yunanlar kapıyı kilitleyip anahtarları da yanlarına alıp kaçmışlardı. Konak Meydanı’nı doldurmuş olan şehrin on binlerce Türk sâkini Türk süvarilerini beklemekteydi.

Teğmen Ali Rıza Efendi…

Bir süre önce (Konak’ta bir mahâlle olan) Halkapınar’da gerçekleşen çatışmalarda dört şehit veren Teğmen Ali Rıza (Akıncı) Efendinin takımı, Konak’ta büyük bir kalabalıkla karşılaşır. Kalabalık ondan Yunan bayrağının indirilip Türk bayrağının göndere çekilmesini ister. Ama teğmenin üzerinde bayrak yoktur. Bayrak çekme görevi de Yüzbaşı Şerafettin Bey’e verilmiştir. Alay sancağını beline dolayan Yüzbaşı Şerafettin Bey biraz arkalarda olduğu için henüz Konak Meydanına gelememişti.

Halkın ısrarı üzerine Teğmen Ali Rıza Efendi, kalabalığa seslenerek bir bayrak verilmesini ister. Bu sırada bir kadın, göğsüne sakladığı, kendi elleriyle diktiği küçük bir Türk bayrağını verir. Çünkü işgâl zamanında Yunan askerleri tüm evlere girerek Türk bayraklarını toplamış ve meydanlarda yakmıştır.

Yüzbaşı Şerafettin Bey…

Teğmen Ali Rıza Efendi, kadının verdiği bayrağı alıp Hükûmet Konağının kapısını kırdırıp içeriye girer. Balkona çıkar ve bu sırada Yüzbaşı Şerafettin Bey de yetişmiştir. Ancak balkondaki göndere asılan ilk bayrak Teğmen Ali Rıza Efendinin bir Türk kadınından aldığı küçük bayrak olmuştur. 3-4 dakika dalgalanan bu bayrak yerini, Yüzbaşı Şerafettin Bey, Teğmen Hamdi Efendi ve Teğmen Ali Rıza Efendi tarafından asılan ve ünlü fotoğraftaki büyük işlemeli Türk bayrağına bırakır.

Anneye Yapılan Ziyaret…

9 Eylül 1922 sabahı peş peşe İzmir’e giren 5. Süvari Kolordusuna bağlı 2. ve 1. Süvari Tümenleri süratle kentte asâyişi de sağlarlar.

Fahrettin Paşa akşama doğru İzmir’de ikâmet etmekte olan annesini ziyarete gider. Gerisini ise onun hatırlarından okuyalım:

“[Kurtuluş] Savaş[ı] sırasında zaman zaman gözlerimin önüne gelen evimize yaklaştığım sırada çarşaflı ve uzun boyu ile eğile eğile gelmekte olan anamı tanıdım. Bilmiyorum nasıl bir duygu içindeydim o anda. Atımı gayrı ihtiyarî bir şekilde ona doğru sürdüm ve önünde atımdan atlayıp ellerine sarıldım. Annem belki de o anda dünyanın en mutlu insanlarından birisiydi. Önce vatanı kurtulmuştu. Sonra ben, onun oğlu [ve] muzaffer ordumuzun generallerinden birisi olarak İzmir'e ilk giren süvari birliklerinin kumandanıydım. Ve her şeyden önce [anam] beni sağ - salim karşısında bulmuştu. İşte ihtiyar anacığım çeşitli heyecanlar içinde geçen ömründe bu yeni heyecanın ağırlığına dayanamadı ve “Vay Fahrim…” diyerek düşüp kaldı. Arkadaşlarım onu kucakladı ve evimize götürdü. Yaşlı anacığım askerlerimizden benim hakkımda "bir bilgi alabilir miyim" diye dışarı çıkmış imiş...

Evde biraz oturdum Teyzem küçük bir tepsi içinde bir dilim ekmek ile biraz tuz ve kara biber ikram etti.

“Hayrola” diye sorduğum vakit aldığım cevap şu olmuştu: “İşte evladım, son günlerde buna kalmıştık...”

Sonuç…

İzmir’in kurtuluşunun 104. yılı kutlu, bunu mümkün kılan Büyük Zaferin mimarı Başkumandanın manevî şahsında da cümle hissedarlarının aziz ruhları şâd olsun…

© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiç bir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.

KAYNAKLAR

Fahrettin Altay, On Yıl Süren Savaş (1912-1922) ve Sonrası, İnsel Yayınları, İstanbul 1970; Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922), TTK Bsmv., Ankara 1970; İrfan Paksoy, Büyük Taarruz Destanı, Alka Yayınevi, Trabzon 2023; Selâhattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, III, MEB Yay., İstanbul 1991; Uluğ İğdemir, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 1919-1918, 2. Baskı, TTK Basımevi, Ankara 1988; Utkan Kocatürk, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 1918-1938, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1988; Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Cilt IV, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1996.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrfan Paksoy Arşivi