İrfan Paksoy
Talep ve ret
Bugünkü makalemde Sevr Barış Antlaşmasına uzanan süreçte San Remo Konferansı sonrasında yaşanan gelişmeler ile bu kapsamda barış antlaşması şartlarının hafifletilmesi için Sultan Vahidettin tarafından İngiltere Kralına yazılan mektup ve Kralın cevabî mektubundan bahsedilmektedir.
Mondros’un Farkı…
Osmanlı İmparatorluğu’nun ağır bir yenilgiyle I. Dünya Savaşı’ndan çekildiği Mondros Mütârekesi’nin (30.10.1918) şartları, normal bir mütâreke hükümlerine nazaran oldukça ağırdı. Normalde mütâreke ile birlikte askerî operasyonların sona ermesi gerekirken bahse konu Mütârekenin bazı şartları gereği Osmanlı ülkesi İtilaf kuvvetleri tarafından mesnetsiz gerekçelerle yer yer işgâl edilmeye başlanmıştı.
Mütârekeden Barışa…
Savaşın silahlı çatışma hâline son veren mütarekeden itibaren normal şartlarda taraflar arasında barışı tesis etme çaba ve müzâkereleri olur ve bu müzâkerelerin de olumlu sonuçlanması hâlinde barış antlaşması imzalanır. İmzalanan barış antlaşması ile de taraflar arasındaki savaş hâli sona erer ve normal diplomatik ilişkiler kurulur.
Barış Antlaşmaları…
İtilaf Devletleri tarafından savaştan yenilgiyle çıkan İttifak Devletleri ile arasında sırasıyla Almanya ile Versay Barış Antlaşması (28.06.1919), Avusturya ile Saint Germain Barış Antlaşması (10.09.1919), Bulgaristan ile Neuilly Barış Antlaşması (27.11.1919) ve Macaristan ile de Triannon Barış Antlaşması (04.06.1920) imzalanır.
San Remo Konferansı…
Osmanlı İmparatorluğunun siyasî mirasının paylaşımı zor ve karmaşık olduğu için bu ülke ile imzalanacak barış antlaşması en sona bırakılmış, bu şartlar ise San Remo Konferansı’nda (18-26.04.1920) belirlenmiştir.
Barış Antlaşması Taslağı
San Remo Konferansı’nda belirlenen barış antlaşmasının hükümleri, kabaca daha sonra imzalanacak olan Sevr Barış Antlaşması’nın hükümlerini içermekte olup bu hükümler de Osmanlı İmparatorluğu için bir ölüm fermanı, Türk milleti için de esâret belgesi niteliğindeydi.
Paris’e Davet…
Konferansın aldığı ilk kararlar arasında Osmanlı delegasyonunun Paris’e çağrılarak antlaşma taslağının kendilerine verilmesi de vardı. Bu bağlamda İtilâf Devletleri, 20 Nisan’da Damat Ferid Paşa Hükûmetine verdikleri bir nota ile barış şartlarını almak üzere bir Osmanlı heyetinin 10 Mayıs’ta Paris’te bulundurulmasını isterler.
İngilizlerin Değerlendirmeleri…
11 Mayıs’ta barış antlaşmasının ana hatlarının, düşüncelerine başvurulmak üzere İngiltere’de devlet ricâline ve askerî erkana dağıtılması üzerine bu konuda bazı askerî erkan, barış şartlarının çok ağır olduğunu, Türklerin bu barışı imzalamayacaklarını, eğer imzalayacak bir Türk hükûmeti çıkarsa bunun da halkın güvenini kazanmamış zayıf bir hükûmet olacağını ve bu şartların uygulanmasının da çok zor olacağını, hatta Türklerle yeni bir savaş ihtimâlinin dahi söz konusu olabileceğini belirtir.
TBMM’nin Notası…
TBMM Hükûmeti 30 Nisan’da İtilâf Devletleri’ne bir nota vererek İstanbul işgâlden, Padişah da esâretten kurtuluncaya kadar devletin yegâne meşrû yönetiminin TBMM Hükûmeti olduğunu bildirir.
Paris’e Gönderilen Heyet
Buna rağmen İstanbul hükûmeti, barış antlaşması maddelerini almak üzere Ahmet Tevfik (Okday) Paşa’nın başkanlığında bir heyeti 1 Mayıs’ta Paris’e göndermiş, Fransa Başbakanı Millerand tarafından da barış şartları 11 Mayıs’ta Ahmet Tevfik Paşa’ya verilmiştir.
Paris’ten Gönderilen Telgraf…
Millerand tarafından, İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında görüşmelerin yazılı olarak yürütülmesi ve bunun için de Ahmet Tevfik Paşa’nın talebine istinaden Osmanlı Hükûmetine bir aylık süre verilir. Ahmet Tevfik Paşa 17 Mayıs’ta Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya gönderdiği telgrafta, barış antlaşması taslağının istiklâl ve devlet anlayışıyla asla bağdaşmadığını, değiştirilmediği takdirde de imzalanmasının mümkün olmadığını belirtir.
TBMM’nin Tepkisi…
Eş zamanlı olarak 4 Mayıs’ta TBMM’de bir yasa teklifinde bulunularak, İstanbul’un işgâlinden sonra imzalanan antlaşmaların yok sayılmasını istenmiş, TBMM Başkanı Mustafa Kemâl Paşa da 14 Mayıs’ta barış antlaşması taslağını onaylamak üzere Ahmet Tevfik Paşa başkanlığında Paris’e gönderilen Osmanlı heyetinin Türk milletini temsil etmediğini, konferansın kararını kabule de yetkili olmadığını açıklamıştır.
Antlaşma taslağının ana hatlarının belirmesiyle birlikte, TBMM buna sert tepki gösterilmiş, 7 Haziran’da da İstanbul Hükümeti’nin, İstanbul’un işgâl edilmesinden (16.03.1920) itibaren imzaladığı tüm antlaşma ve sözleşmelerin geçersiz olduğuna ilişkin yasa teklifi kabul edilir.
Verilen Süre…
Paris’teki Osmanlı delegasyonu Fransa’daki demiryolu grevi nedeniyle İstanbul’a ancak 31 Mayıs’a dönebilirler. Bunu dikkate alan Müttefikler, antlaşmaya ilişkin bir aylık cevap süresini 26 Haziran’a kadar uzatırlar.
Padişahın Hamlesi…
Padişah Vahdettin 27 Mayıs’ta barış şartlarının hafifletilmesi için İngiliz Kralı V. George'a bir telgraf göndererek ondan şahsen girişimde bulunmasına yönelik yardım ister. Telgrafında, Paris’teki Türk delegasyonuna dikte ettirilen barış şartlarının Türkiye’yi derin bir ızdıraba boğduğunu, İngiliz ve Osmanlı İmparatorlukları arasında var olan güçlü tarihî bağlardan ve İngiliz halkı ile Kralının adalet ve insaf hislerinden cesaret alarak barış şartlarının bağımsız bir devlet anlayışı ile uyuşmayan maddelerinin hafifletilmesini ve Türkçe konuşulan illerin paylaşılmaktan kurtarılması için barış antlaşması şartlarına İtilaf Devletleri'nin diğer üyeleriyle birlikte müdâhalede bulunmasını Kraldan rica eder, telgrafını da Türklerin ve Osmanlı Hânedanının, Majestelerine (İngiliz Kralına) bundan böyle ebediyyen minnettar kalacağını belirterek bitirir.
Kralın Cevabı…
Kral, Padişahın mektubuna cevaben 5 Haziran’da gönderdiği telgrafında “Türkiye'nin geleceğinin İtilaf Devletleri hükûmetlerinin elinde olduğunu, bu hükûmetlerin insaflı bir barış anlaşması hazırlamak için uzun süre sabır ve gayret gösterdiklerini, İtilaf Devletleri'nin bütün taraflara adilâne davranılacağından emin olunabileceğini” belirtir. Klasik bir İngiliz üslubuyla kaleme alınmış olan bu cevabî telgrafta Kral, Padişaha meâlen “Kaderinize razı olun.” diyordu.
Sadrazamın Paris Ziyareti ve Geri Dönüşü…
Osmanlı Hükümeti, barış antlaşması taslağını incelemiş ve kendisi de bir taslak metin oluşturmuş, 12 Haziran’da Sadrazam Paris’e gitmiş ve Osmanlı Hükûmetince hazırlaan metni 25 Haziran’da İtilaf Devletlerine teslim etmiştir. İtilaf Devletleri, daha önce hazırladıkları taslakta önemsiz birkaç değişikliğin dışında hiçbir değişikliğe gitmeyeceklerini sert bir şekilde Türk heyetine bildirir,
Sadrazam bu ağır şartların sorumluluğunu yüklenmek istemediğinden durumu telgrafla Padişaha bildirir ve Dâhiliye Nâzırı Ahmet Reşit Bey’i de Paris’te bırakarak 8 Temmuz’da İstanbul’a hareket eder.
Ültimatom ve Yansımaları…
İtilâf Devletleri, antlaşmanın imzalanması için Osmanlı delegelerine 27 Temmuz’a kadar süre verirler. Millerand da 17 Temmuz’da Paris’te bulunan Ahmet Reşit Bey’e İtilaf Devletleri adına Osmanlı Devleti’ne yönelik ağır suçlamaları içeren sert bir ültimatom verir, bu ültimatomda İtilâf Devletlerinin, Osmanlı Hükûmeti’ne, antlaşmayı kabullendiğini ve imzalamak isteğinde olduğunu bildirmesi için 27 Temmuz’a 10 günlük bir süre tanır, bu süre zarfında antlaşma imzalanmazsa gereken önlemlerin alınacağı ve Türkiye’nin Avrupa’dan sonsuza dek kovulmasının söz konusu olacağı belirtilir.
Bu ültimatom üzerine TBMM 18 Temmuz’da Misak-ı Millî sınırları içindeki vatan ve milleti kurtarmak için ant içer, İstanbul’da ise 22 Temmuz’daki Saltanat Şûrâsında barış antlaşması maddelerinin kabul edilmesine karar verilir ve aynı gün Sadrazam tarafından da İngiliz Yüksek Komiseri bilgili kılınır.
Sonuç…
San Remo Konferansı’nda kabul edilen taslak barış şartları, Mütâreke’den itibaren İngiltere’yi hoşnut eden politikalar güderek görece uygun bir barış antlaşması kotarmayı amaçlayan Saray’ın bu yaklaşımının ne denli yanlış olduğunu da gösterir. Ancak anayasal olarak Sevr’i onaylayacak makam olan Osmanlı parlamentosu kapatılmış olduğu (11.04.1920) için Sevr’in onaylanması kadük kalacağı gibi daha da önemlisi TBMM tarafından “yok hükmünde” kabul edilmesi ve başarıyla sonuçlanan Millî Mücâdele nedeniyle de uygulan(a)mamıştır.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
KAYNAKLAR
Cahit Kayra, Sevr Dosyası, 2. Baskı, Tarihçi Kitabevi, İstanbul 2004; Cemalettin Taşkıran, “Paris Barış Konferansı”, “https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/1919-paris-baris-konferansi/, Erişim Tarihi: 01.07.2026; İrfan Paksoy, “Sevr'e Uzanan Yol-4 (San Remo Konferansı)”, 31.07.2024, https://www.eura24.com/mobil/ yazi/sevr-e-uzanan-yol-4-san-remo-konferansi-1784.html, Erişim Tarihi: 08.07.2026; İrfan Paksoy, “Sevr'e Uzanan Yol-5 (San Remo Konferansı Sonrası)”, 05.08.2026, https://www.eura24.com/ mobil/yazi/ sevr-e-uzanan-yol-5-san-remo-konferansi-sonrasi-1787.html, Erişim Tarihi: 08.07.2026; İrfan Paksoy, “Sevr'e Uzanan Yol-6 (Saltanat Şûrâsında Sevr’in Kabülü)”, 07.08.2026, https://www.eura24. com/mobil/yazi/ sevr-e-uzanan-yol-5-san-remo-konferansi-sonrasi-1787.html, Erişim Tarihi: 08.07.2026; Paul C Helmreich, Sevr Entrikaları, (Çeviren: Şerif Erol), Sabah Kitapları, İstanbul 1996; Murat Bardakçı, Şahbaba, İnkılap Yayınevi, İstanbul 2006; Selâhattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, II, MEB Yay., İstanbul 1991; Sinan Meydan, “Türk Milleti’ne Suikast”, Sözcü, 22.07.2017; Şayan Ulusan, “Sevres (Sevr) Antlaşması (10 Ağustos 1920)”, https://ataturkansiklopedisi. gov.tr/bilgi/sevres-sevr-antlasmasi-10-agustos-1920/, Erişim Tarihi: 08.07.2026; Resul Yavuz, “Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Sevr Barış Antlaşması’na Giden Süreçte Türk Diplomasisi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi Enstitüsü, Doktora Tezi, İzmir 2016.
Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Cilt III, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1995.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.