İstanbul’daki sözde hükûmetler-1

İki bölümden oluşan ve ilk bölümü de bu makale ile yayımlanan bu makale dizisinde Mütâreke dönemi İstanbul’unda işbaşına gelen, sözde, gayrı muktedir, işgâl makamlarının adeta vesâyetinde olan ve kimilerinin de Millî Mücâdele’ye amansız şekilde düşmanlık güttüğü hükûmetlerden bahsedilmektedir

Kissinger’ın Mânidar Sözü…

ABD’de 1969-1975 döneminde Ulusal Güvenlik Danışmanı, 1973-1977 döneminde de Dışişleri Bakanı olarak görev yapan ve ABD’nin diplomasi alanındaki duayenlerinden Henry Kissinger’ın "Güce dayanmayan bir diplomasi sonuç alamaz" şeklinde mânidar bir sözü vardır. Bu söz Kissinger’ın dış politika yaklaşımının temel taşlarından da biridir. Kissinger'a göre diplomasi ve güç (askerî, ekonomik, siyasî) birbirinden ayrılmaz iki unsurdur.

Gücün varlığı diplomaside sonuç almayı mümkün ve faili olan ülkeyi de başat kılarken . yokluğu da ilgili devleti diplomasi de aciz ya da edilgen kılar.

Küçük Kaynarca ve Yaş Antlaşmaları…

Kissinger’in bahse konu pek mânidar sözü Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük devlet olma vasfını yitirdiği Rusya İmparatorluğu ile imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması (1774), dağılmaya başladığı ve yine Rusya İmparatorluğu ile imzaladığı Yaş Antlaşması (1791) sonrasında da somut olarak kendini hissettirir.

Mütâreke…

Söz konusu durum Modros Mütârekesi görüşmelerinde de aynen geçerli olacaktı.

I. Dünya Savaşı’nın bitkin ve mağlup şekilde çıkan Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri adına İngiltere arasında 30 Ekim 19198 tarihinde Mondros Mütârekesi imzalanmıştır. Bu mütâreke, 600 yıllık Osmanlı Devleti’nin adeta fiilen sona ermesiydi.

Yurt Dışına Kaçanlar…

İngilizler, Mütâreke’nin ardından İttihat ve Terakki Fırkası (Partisi) liderlerinin tutuklanmasına karar verince 2-3 Kasım gecesi Enver, Cemâl, Talât ve İsmail Hakkı Paşalar ile Dr. Nazım, Dr. Bahattin Şâkir, Savaş dönemindeki Trabzon Valisi Cemâl Azmi Bey ve Eski Polis Müdürü Bedri Bey, Marmara Denizi’ndeki “Lorely” adlı bir Alman denizaltısı ile Odesa (Rusya)’ya kaçar.

Bazı Kritik Maddeler…

Mütâreke’nin ilk maddesi İtilâf Devletleri’nin, Boğazları işgâl etmesine imkân tanırken, 7. maddesi İtilâf Devletleri’ne, Osmanlı ülkesinde güvenliklerini tehdit eden yerleri işgâl etme hakkı vermekte, 24. maddeye göre de Vilâyat-ı Sitte’de (o dönemdeki mülkî taksimata göre Ermeni nüfusun ekseriyette olmasa da görece fazla olduğu Doğu’daki altı vilâyette) meydana gelebilecek bir karışıklık işgâlle sonuçlanabilecekti.

İstanbul’un Fiilî İşgâli…

Mütâreke’de, başkent İstanbul’un işgâl edilebileceğini gösteren herhangi bir ifade yer almamakla birlikte İtilâf Devletleri, İstanbul’un fiilî işgâli için adım atmakta gecikmediler. Mütareke’den iki hafta sonra 13 Kasım 1918 tarihinde yaklaşık 60 parçadan oluşan İtilâf donanması İstanbul Boğazı’nda demirledi ve İstanbul’u artık fiilen işgâl etmiş olan İtilâf donanmasındaki savaş gemisi sayısı 15 Kasım itibariyla da 167 oldu.

İngiltere’yi Hoşnut Edecek Bir Politika…

13 Kasım 1918 sonrasında fiiilî iktidar sadece Saray ve ona bağlı olan sözde hükûmetler değil aynı zamanda İtilaf Devletleri işgâl makamlarındaydı. Sultan Vahidettin de toplanacak olan barışi konferansında ülke ve saltanat adına kötünün iyisi olabilecek bir barış antlaşması kotarabilme ümidiyle Mütâreke döneminde İtilaf cenahının başat ülkesi İngiltere ile arada sorun çıkartmayacak ve İngiltere’yi hoşnut kılacak politikalar gütmüştür. Ülkeyi ve milleti yok addeden bu bu durum ise ülkenin ve milletin geleceğini adım adım karartmıştır. Taa ki ülkenin ve milletin hakkını ve hukukunu korumaktan aciz İstanbul’daki aciz ve sözde hükûmetlerin yerine Türk milleti adına diilen yürütme yetkisini üstlenen Sivas Kongresi’ndeki Mustafa Kemâl Paşa başkanlığındaki Temsil Heyeti seçilene dek.

Sonrasında ise…

13 Kasım 1918 sonrasında ise kara günler artarak devam etti…

Samsun ve havâlisindeki artan asâyiş olaylarında kamu düzenini sağlamak için olağanüstü yetkilerle 9. Ordu Müfettişi olarak Andolu’ya görevlendirilen Mustafa Kemâl Paşa, 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıktıktan sonra 13.11.1918–14.05.1919 döneminde bulunduğu İstanbul’da zihninde olgunlaştırdığı Millî Mücâde’yi adım adım hayata geçirmeye başladı. Bu süreçte öne çıkan hususları ise Samsun’dan İstanbul’a gönderilen rapor (20.05.1919), Hazva Genelgesi (28.05.1919), Amasya Genelgesi (22.06.1919), Erzurum Kongresi (23.07-07.08.1919), Sivas Kongresi (04-11.09.1919), Mustafa Kemâl Paşa başkanlığındaki bazı Temsil Heyeti üyeleri ile İstanbul Hükûmeti temsilcisi Bahriye Nâzırı (Denizcilik ve Deniz Kuvvetleri Bakanı) Salih Hulusî Paşa arasında gerçekleşen Amasya Görüşmeleri (20-22.10.1919), Komutanlar Toplantısı (16-28.11.1919), Mebusan Meclisi seçimlerinin yenilenmesi (Kasım-Aralık 1919), Mustafa Kemâl Paşa başkanlığındaki Temsil heyetinin Ankara’ya gelişi (27.12.1919), Mebusan Meclisi’nin açılması (12.01.1920), Mebusan Meclisi’nde Misak-ı Milli’nin kabulü (28.01.1920), Misak-ı Milli’nin kamuoyuna duyurulması (17.02.1920), İstanbul’un işgâli ve bir İngiliz birliği tarafından Mebusan Meclisinin basılması ve bazı mebusların derdest edilmesi (16.03.1920), Mebusan Meclisinin çalışmalarını sürekli olarak tatil etme kararı alması (18.03.1920), TBMM’nin açılması (23.04.1920), Sevr Barış Barış Antlaşması (08.08.1920), Ermenistan Harekatı (Eylül-Kasım 1920), TBMM tarafından Anayasa’nın kabulü (20.01.1921), I. İnönü Zaferi (11.01.1921), Londra Konferansı (21.02-12.03.1921), II. İnönü Zaferi (01.04.1921), Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10-24.07.1921), TBMM tarafından Başkumadanlık Kanunu’nun Kabulü ve Mustafa Kemâl Paşa’nın “başkumandan” yapılması (05.08.1921) Sakarya Zaferi (13.09.1921), Fransızlar ile Ankara Anlaşması (20.10.1921), TBMM Hükümeti ile İngiltere arasında Esir Mübâdelesi Anlaşması (23.10.1921), Büyük Taarruzun başlaması (26.08.1922), Dumlupınar Zaferi (30.08.1922), Türk Ordusu’nun İzmir’e girmesi (09.09.1922), Mudanya Mütarekesi (11.10.1922) ve Saltanat’ın kaldırılması (01.11.1922) şeklindedir.

Fiilî İşgâlden Resmî İşgâle…

İtilaf Devletleri, 1918 başında Rusya’da Bolşevikler ile Beyaz Ordu güçleri arasında başlayan ve artarak devam eden iç savaşa Beyaz Ordu güçleri lehinde taraf olmuşlardı. İtilaf Devletleri Mütâreke’nin ardından da Karadeniz havzasına sarkacak Bolşevik tehdidini bahâne ederek 55 parçalık bir donanma ile geldikleri [13.11.1918] ve İstanbul’da başlattıkları fiilî işgâli 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u işgâl ederek resmî işgâle dönüştürdüler.

Not: Devam edecek

© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrfan Paksoy Arşivi