İrfan Paksoy
ANA FİKRİ KAVRAYAMAMAK-3
Üç bölümden ibaret olan, üçüncü ve son bölümü de bu makale ile yayımlanan bu makale dizisinde Mustafa Kemâl Paşa liderliğindeki Millî Mücâdele’nin başarılı bir şekilde yürütülmesi ve I. İnönü Zaferi [11.01.1921] ve bu zaferin ardından TBMM Hükûmeti ile Rusya arasında barış müzakerelerinin başlaması, İtilaf Devletlerine, TBMM’yi daha fazla görmezlikten gelinemeyeceğini açık bir şekilde göstermesinden ve bunun ilk işaretinin de Londra Konferansı olmasından hareketle uştur. İtilaf Devletleri'nin Sevr Barış Antlaşması’nda bazı değişiklikler yapmak üzere Yunanistan, Osmanlı Devleti ve TBMM Hükümeti teemsilcilerini de davet ettikleri Londra Konferansı’ndan [21.02-12.03.1921] bahsedilmektedir
Öncesi…
Daha önce ilk iki bölümü yayımlanmış olan makalelerde aşağılık ve sefil Sevr Barış Antlaşması hükümlerinin İstanbul’da Sultan Vahidettin başkanlığında toplanan Saltanat Şûrâsında onaylandığı [22.07.1920], ardından da Millî Mücâdele’ye düşman Damat Ferit Paşa Hükûmeti’nin temsilcileri tarafından Paris’in Sevr banliyösünde İtilaf Devletleri ile birlikte barış antlaşması olarak imzalandığı [10.08.1920], TBMM’nin bir utanç ve esâret belgesi niteliğindeki antlaşmayı sert bir bildiri ile kınadığı ve tanımadığı [10.08.1920] ve bu antlaşmayı imzalayanlar ile Saltanat Şurası'nda bu anlaşma lehinde oy kullananları da “vatan haini” olaralk ilan ettiği [19.08.1920], İngiltere’nin teşvikiyle 1920 yazında Ege bölgesinde başlayan Yunan ileri harekâtı ve yeni Yunan işgâlleri ile I. İnönü Muharebesi [06-11.01.1921] öncesindeki Yunan ileri harekâtının amacının TBMM’yi Sevr Barış Antlaşmasını kabul etmeye zorlamak olduğu, İtilaf Devletleri ve onların tetikçisi Yunanların I. İnönü Muharebesi’nde başarılı olamamaları üzerine İtilaf Devletleri temsilcilerinin Paris’te bir toplantı yaparak [25.01.1921] “Doğu Sorunu”nun çözümü ve Osmanlı Hükûmeti ile imzalanan Sevr Antlaşması’nda bazı değişiklikler yapmak için 21 Şubat 1921 tarihinde Londra’da bir toplantı yapılmasına karar verdikleri, İtilaf Devletlerinin konferansa Osmanlı Hükûmetini davet ettikleri, bu delegeler arasında Ankara temsilcisinin bulunmasının gerektiğini de Osmanlı Hükûmeti'ne bildirdikleri, bunun ardından İstanbul Hükûmeti tarafından Ankara’ya bir telgraf çekilerek [27.01.1921] durumun bildirildiği ve temsilci istendiği, ancak bu talebe TBMM tarafından verilen cevabî mesajda [28.01.1921], millî iradenin TBMM tarafından temsil edildiğinden bahisle Türk milletini temsil edecek yegâne merciin TBMM olduğu gerekçesiyle bu teklifi kabul etmediği ve çağrılmadığı bir konferansa da katılamayacağını bildirdiği, İtilaf Devletlerinin, Londra’da yapacakları konferansta, doğu meselesini adalet ve hakkaniyet kapsamında çözmeye karar vermişler ise dâvetlerini TBMM’ye doğrudan doğruya yapmaları gerektiği, bu konuda İstanbul ile Ankara arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın, konuyu TBMM’ye havâle ederek Londra’ya, İstanbul’dan ayrı bir heyet gönderme teklifinin Meclis tarafından kabul edildiği, Dışişleri Bakanı Bekir Sami (Kunduh) Bey’in başkanlığında oluşturulan TBMM Hükûmeti heyetinin önce Antalya’ya, oradan da Brindisi (İtalya)’ye gittiği ve oradan da geçtikleri Roma’da, Millî Mücâdele’ye sempati ile bakmakta olan İtalyan Dışişleri Bakanı Kont Sforza’nın aracılığıyla İngiltere Başbakanı Llyod George tarafından Londra Konferansı’na katılmaya resmî olarak davet edildiği, Londra Konferansı’nda Türk tekliflerinin TBMM Hükûmeti temsilcileri tarafından açıklandığı, Türk heyetinin Misak-ı Millî de de yer alan isteklerinin özetle “Batı Trakya’nın Türkiye’ye bırakılması, İzmir ve havâlisindeki Yunan işgâline son verilmesi, [13.11.1918 tarihinden beri] İstanbul’da bulunan İtilaf Devletlerinin askerlerinin çekilmesi ve Boğazlarda da Türk egemenliğinin tanınması” şeklinde olduğu, Yunanların karşı tekliflerinin ise İzmir ve Batı Trakya nüfusunun çoğunluğunun Rum olması nedeniyle buraların Yunanistan’a bırakılması şeklinde olduğu, İtilaf Devletlerinin, söz konusu bölgelerde durumu tespit etmek amaçlı bir inceleme komisyonu kurulmasını önermelerine rağmen Yunanistan bu teklifi reddettiği, bunun üzerine İtilaf Devletlerinin Sevr Barış Antlaşması’nda Türkiye lehine bazı önemsiz değişiklikleri öngören nihâî tekliflerini her iki heyete de tebliğ ettikleri, söz konusu konferansa ilişkin gelişmelerin Atatürk’ün “Nutuk” isimli eserinde de detaylı olarak yer aldığı, hiçbir sonuç alınamadan dağılan konferansın Londra TBMM Hükûmetine sağladığı en önemli kazancın İtilaf Devletlerinin TBMM’yi tanımış olması ve konferans esnasında Misak-ı Millî’nin Batılı devletlere ve dünya kamuoyuna daha iyi duyurulmuş olması olduğu, Konferans sonucu, İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarının da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başladığının anlaşıldığı, Fransa ve İtalya’nın artık İngiltere’yi ve bu devlet tarafından araç olarak kullanılan Yunanistan’ı desteklemedikleri, konuya ilişkin bir başka önemli noktanın da Bekir Sami Bey’in Ankara’ya danışmadan ve TBMM’nin onayını almadan İtalyan, İngiliz ve Fransız temsilcileriyle ayrı ayrı görüşmeler yaparak imzalamış olduğu bazı antlaşmalar olduğu, millî egemenlik ilkesi ile çelişen bu anlaşmaların TBMM’de çok fazla eleştiri aldığı ve onaylanmadığı hususlarından bahsedilmişti.
İmzalanan Anlaşmaların İçeriği…
Bekir Sami Bey tarafından 11, 12 ve 16 Mart 1921 tarihlerindesırasıyla İngiltere, Fransa ve İtalya ile imzalanan antlaşmalar özetle şu şekildeydi:
- İngiltere ile yapılan esirlerin değişimine ilişkin antlaşma gereğince Türklerin elinde bulunan İngiliz esirleri İngiltere’ye iade edilecek, buna karşılık İngilizler, “Ermenilere ve İngiliz esirlerine zulüm veya kötü muamele” etmemiş bulunan Türk esirlerini geri vereceklerdi.
- Fransa ile yapılan antlaşma gereğince ise Güney Cephesi’nde çatışmaya son verilecek ve bu bölgedeki Türk kuvvetleri silahtan arındırılacaklar, Güney Bölgesi’nde Fransızların bazı idari yetkileri tanınacak, Diyarbakır ve Sivas vilâyetlerinin “iktisadi kalkınması” için Fransız sermayesinden yararlanılacak ve Fransa’ya söz konusu bölgede ekonomik ayrıcalıklar tanınacaktı.
- İtalya ile yapılan antlaşmada ise İtalya, İzmir ve Trakya’nın Türkiye’ye iadesini Konferansta savunacak, karşılığında İtalya’ya İzmir dışında Batı ve Güney Anadolu’nun birçok vilayetlerinde ekonomik ayrıcalıklar tanınacaktı.
Görev Değişikliği…
Bekir Sami Bey Londra’dan döndükten sonra TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa, bahse konu anlaşmaların Misak-ı Millî’de de ifadesini bulan “millî sınırlarımız dâhilinde ülkemizin toprak bütünlüğünü ve milletin tam bağımsızlığını sağlamak” hususlarına aykırı olması münâsebetiyle ondan Dışişleri Bakanlığından çekilmesini istemiş, bunun üzerine Bekir Sami Bey de görevinden istifa etmiş (25.03.1921) ve yerine de TBMM tarafından Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey getirilmiştir.
Kavramlar…
Savaş; bir devlet ya da devletler topluluğunun diğer bir devlet ya da devletler topluluğuna karşı isteklerini diplomasi yoluyla kabul ettirmemesi üzerine millî gücünün tüm unsurlarını kullanarak zorla kabul ettirmek üzere başvurduğu bir yol, silahlı çatışma hâli ve politik bir durumdur. Yönetimi de hükümet düzeyindedir.
Devletler arasındaki harp hâli, barış antlaşmasının imzalanmasıyla sona erer ve böylece taraflar arasında normal diplomatik ilişki yeniden başlar.
Bir savaş döneminde karada, denizde ve havada tarafların silahlı güçleri arasında çeşitli askerî operasyon, harekât ya da daha genel bir ifade ile silahlı çatışma olabilir. Bunlar da muharebe olarak adlandırılır.
Harp Yönetimi…
Harp yönetimi esnasında harbin siyasî maksadının siyasî karar alıcılar tarafından doğru olarak belirlenmesi ve askerî hedeflerin de o siyasî maksadın elde edilmesine katkı sağlayacak şekilde belirlenmesi son derece önemlidir. Bu nedenle bir harp döneminde politik kararlar millî güç unsurları ile elde edilebilir, askerî hedefler ve icraatlar da siyasî maksadı ve politik kararları destekleyici nitelikte olmaldır. Ancak siyasî ve askerî aktörlerin anlayış birliği ve eşgüdüm içinde olmaması ya da yetkin olamamaları hâlinde harbin yönetiminde eşgüdüm ve uyum da kuvvetle muhtemel sağlanamayabilir.
Yetkinlik…
Bilhassa da 1920-1922 Türk–Yunan Harbi esnasında Yunanistan gerek siyasî olarak gerekse askerî güç olarak gerekse de büyük bir politik istikrarsızlık ve eşgüdüm yoksunluğu içindeyken Türk tarafında siyasi ve askerî yetkinliği her türlü tartışmanın üzerinde olan Mustafa Kemâl Paşa’nın Millî Mücâdele’ye siyasî ve askerî bakımdan liderlik etmiş olması millî güç unsurlarının harp yönetimi bağlamında çok etkili bir şekilde kullanılmasını mümkün kıldığı gibi bu durum da Millî Mücâdele’nin müstesnâ bir zaferle sonuçlanmasında çok çok belirleyici olmuştur.
Sonuç…
Şanlı Millî Mücadele döneminde TBMM delegasyonunun da katılım sağladığı Londra Konferansı’nda uzlaşma sağlanaması sonrasında TBMM delegasyonu başkanı Bekir Sami Bey’in İngiltere, Fransa ve İtalya ile “tam bağımsızlık ilkesini” ihlâl eden anlaşmalar imzalamış olması Bekir Sami Bey’in, Millî Mücâdele esnasında Mustafa Kemâl Paşa tarafından titizlikle gözetilen “tam bağımsızlık ilkesi” kapsamında büyük resmi yeterince kavrayamamış olduğunu gösterdiği gibi Bekir Sami Bey’in Ankara’ya dönmesi sonrasında bu anlaşmaların TMMM tarafından onaylanmaması ve Meclis Başkanı Mustafa Kemâl Paşa tarafından kendisinden görevden çekilmesinin istenmesi son derece tabii ve anlaşılabilir bir durumdur.
Bu somut olay bile Mustafa Kemâl Paşa’nın ne denli geniş vizyonlu bir lider olduğunu ve Millî Mücâdele’ye de onun liderlik etmiş olmasının bu kutlu mücâdelenin başarısı adına ne büyük bir imkân olduğunu açıkça göstermektedir.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
KAYNAKLAR
Celal Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3. Baskı, İstanbul 2014; Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Bateş Yayın ve Dağıtım, İstanbul 1980; Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922), TTK Bsmv., Ankara 1970; İrfan Paksoy, “Bir Millî Siyaset Belgesi: Misak-ı Millî”, 30.01.2024, https://www. eura24.com/yazi/bir-milli-siyaset-belgesi-misak-i-milli-1655.html, Erişim Tarihi: 15.02.2026; İrfan Paksoy, “İşgal”, 17.03.2024, https://www.eura24.com/yazi/isgal-1693.html, Erişim Tarihi: 15s.02.2025; Mahmut Goloğlu, Millî Mücadele Tarihi Cilt IV, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2006; Türel Yılmaz, “Londra Konferansı”, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturk ansiklopedisi.gov.tr/detay/624/Londra-Konferansı, Erişim Tarihi: 24.02.2026; Yuluğ Tekin Kurat, “Mustafa Kemal'in Londra'da Bekir Sami'ye Talimatı (İngilizler Tarafından Ele Geçirilen ve Çözülen Şifreli Telgraf) - Londra Konferansı'nın Bu Bilgilerin Işığında Yeniden Değerlendirilmesi (21 Şubat - 12 Mart 1921) ve İvedi Sonuçları (Özet)”, Türk Tarih Kurumu Belleten, Ocak 1984, Cilt 48, Sayı: 189-190, https://belleten. gov.tr/tam-metin/1827/tur, Erişim Tarihi: 24.02.2026; Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1994.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.