AKBAŞ BASKINI-1

Giriş…

Bu ve devamı mâhiyetindeki bir sonraki makalenin konusu Mondros Mütârekesi sonrasında Fransızlar tarafından el konulan Osmanlı ordusuna ait Eceabat (Çanakkale) yakınlarındaki Akbaş Cephâneliğine Köprülülü Hamdi Bey liderliğindeki elli süvariden oluşan bir kuvâ-yı milliye mürfrezesi ile 26-27 Ocak 1920 tarihinde yapılan ve başarıyla sonuçlanan baskındır.

Mütâreke ve nota…

Mondros Mütârekesi'nin 1. maddesi, “… Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, [Müttefik gemilerinin] Karadeniz’e serbestçe geçişin[in] temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının (savunma mevzilerinin) İtilat kuvvetlerince işgâli sağlanacaktır” hükmünü içermekte olup İtilaf Devletleri bu maddeye istinâden İstanbul Hükûmetine verdiği bir nota ile Osmanlı Harbiye (Savaş) Bakanlığınca 26 Kasım 1918 akşamına dek Çanakkale Boğazı mevzilerinin boşaltılmasını ister. Buna notanın ardından Gelibolu’daki 14. Kolordu ile 55. Tümen Tekirdağ‘a, Malkara’daki 49. Tümen Kırklareli’ne ve Eceabat’taki 60. Tümen de Keşan’a intikal eder.

Akbaş Cephâneliği…

Bu birliklerin geri çekilmelerinin hemen ardından İtilaf kuvvetleri Çanakkale Boğazı'nın her iki yakasını da işgâl eder ve bölgedeki ikmâl depolarını da kontrol altına alır. Bu ikmâl depolarından en önemlisi ise "Akbaş Cephâneliği ” olup bu depodaki malzemenin çok büyük bir bölümü Şubat-Mayıs 1918 döneminde 3. Ordu’nun Kafkas Cephesinde ileri harekâtı esnasında ele geçirilen çeşitli silah (8.000 tüfek, 40 mitralyöz), (20.000 sandık) cephane ve askerî malzemeleri içermektedir. Bu cephâneliğin İtilaf kuvvetleri tarafından işgâl edilmesinin ardından güvenliği Fransız birliklerine bırakılmış olmakla birlikte garnizonda bir Türk birliği görev yapmaya devam eder.

Batı Anadolu’daki kongreler…

İzmir’in Yunan birlikleri tarafından işgâlinden (15.05.1919) bir süre sonra yapılan 1. Balıkesir Kongresi (28.06-12.07.1919), 2. Balıkesir Kongresi (26-30.07.1919), Alaşehir (Manisa) Kongresi (16-25.08.1919), 1. Nazilli Kongresi (06-09.08.1919) ve 3. Balıkesir Kongresinde (16-22.09.1919) Yunan işgâline karşı Ayvalık, İvrindi, Akhisar, Salihli, Soma, Aydın ve Ödemiş cephelerinin kurulması kararları alınmış, Batı Anadolu’daki milletin ve ülkenin bekâsı doğrultusunda 4. Balıkesir Kongresi (19-21.11.1919) ve 5. Balıkesir Kongresi (10-22.03. 1920) de yapılır.

Gayrı millî bir isyan…

1., 2. ve 3. Balıkesir Kongrelerinde alınan kararlardan ve meydana gelen millî gelişmelerden rahatsız olan İngiliz işgâl makamları ile İngilizlerin kuklası ve millî direnişe düşman Damat Ferit Paşa Hükûmetinin Balıkesir Kongresine karşı yönlendirdiği Çerkes Ahmet Anzavur tarafından ; Susurluk, Gönen ve Manyas bölgesinde Kuva-yı Milliye’ye karşı isyan (01-25.10.1919) başlatır.

Âsiler, Susurluk civarında Kuva-yı Milliye’ye ait yedi arabalık silah ve cephâneyi de yağmalar. Üstelik (üçüncü kongresini de16-22 Eylül 1919 tarihlerinde yapan) Balıkesir’i basıp Kongre Merkez Heyetini ve Redd-i İlhâk Teşkilatı Heyetinin üyelerini de derdest etmeyi planlıyordu.

Amacına ulaşamayan söz konusu isyan 25 Ekim 1919 tarihinde Kuvay-ı Milliye birlikleri tarafından bastırılır.

Önemli bir ihtiyaç…

Son haftalarda hem Batı Anadolu’da Yunan Ordusu’nun ilerleyişi hem Anzavur tehlikesinin artışı hem de Kuvay-ı Milliye’ye artan katılımlar nedeniyle zaten sınırlı olan silah ve mühimmata olan ihtiyaç daha da artar.

İzmir Kuzey Cephesi

1920 yılı başlarında Batı Cephesi yeniden organize edilmiş, bu bağlamda Ayvalık, İvrindi, Soma, Akhisar ve Salihli cepheleri Millî Mücadele yanlısı komutanlara bağlı olarak 61. Tümen Komutanı Albay Kâzım (Özalp) Bey’in (1882-1968) emrine verilmiş; Ayvalık, Soma ve Akhisar Cepheleri “İzmir Kuzey Cephesi” adı altında birleşerek düzenli birlikler içerecek şekilde yapılanmıştır.

Müttefiklerin kararı…

Ekim Devrimi‘nin (07.11.1917) ardından Rusya’da başlayan ve şiddeti de gittikçe artan Rusya’daki iç savaşa, İtilaf Devletleri de anti Bolşevik (Beyaz Ordu) güçler(i) safında müdâhil olduklarından İtilaf Devletleri, Akbaş Cephaneliği'ndeki malzemeyi Güney Rusya’yı kontrolü altında bulunduran General Wrangel komutasındaki Beyaz Ordu birliklerine aktarmayı planlamışlardı.

Gündeme gelen konu…

Bunun öğrenilmesi, bölgedeki Kuvây-ı Milliye cenahını da herekete geçirir. Bu çerçevede Akbaş Cephaneliğine bir baskın yapılıp buradaki silah ve cephânenin Balıkesir Kongresine bağlı Kuva-yı Milliye güçleri emrine verilmesi konusu gündeme gelir.

Ülkede birçok yerdeki silah deposu da Mütâreke hükümleri Müttefiklerin kontrolündeydi. Bu depolardan biri Gelibolu Yarımadası’ndaki Akbaş Mevkiindeydi.

Akbaş Cephâneliğindeki malzemeye el konulması fikri böyle bir ortamda Balıkesir'deki 61. Tümen Komutanı Kazım (Özalp) Bey tarafından ile Balıkesir Kongrelerinin icra (yürürtme) organı olan Merkezî Heyet‘in üyelerinden tarafından gündeme getirilir.

Cephâneliğe dair…

Akbaş Cephaneliği, Gelibolu Yarımadası'nın doğusunda, Eceabat ilçesine 10 kilometre mesafede, ancak küçük gemilerin demirlemesine uygun bir Akbaş koyunda bulunmaktadır. Akbaş, Gelibolu yarımadasının doğusunda, Büyük Anafarta ve Suvla Körfezine giden yolun geçtiği Yalova deresi ağzında küçük gemilerin demirlemesine elverişli bir koydur. Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gelibolu Yarımadası'ndaki kuvvetlerin ikmâl yönünden desteklenmesine elverişli bir koydu.

Mütâreke sonrasında el konulan bu depı ve çevresi Senegallilerden oluşan Fransız birliği tarafından sıkı bir şekilde korunmakta olup, deponun Gelibolu ile de doğrudan telefon bağlantısı vardı.

Riskler…

Çanakkale’deki İngiliz deniz üssü ile Akbaş koyu arası ise denizden 20 dakikalık bir mesafededir ve kısa sürede yardım görebilecek durumdaydı. Çanakkale Boğazı'nda devriye gezen İngiliz gemileri de bu süreyi daha da kısalttığı gibi baskında ele geçirilecek malzemenin Anadolu kıyısına sevkıyatını riske sokmaktaydı.

Baskın hazırlıkları…

Balıkesir Merkez Heyeti, Akbaş Deposuna baskın görevini bölgedeki kâzâlarda kaymakamlıklarda bulunmuş olan Köprülülü Hamdi Bey’e verir. Köprülülü Hamdi Bey bu sırada Biga ve Havâlisi Kuva-yı Milliye Genel Kumandanı idi. Anzavur İsyanı ile mücâdele etmekte olan Dramalı Rıza Bey de baskın görevi kapsamında ona yardımla görevlendirilir.

Rıza Bey gizlice Gelibolu Yarımadası’na geçip baskın için her türlü araştırmayı yapar. Tümen Kumandanı ve bölgedeki Kuvay-ı Milliye teşkilatının kurucularından Balıkesir'deki 61. Tümen en Komutanı Albay Kazım Bey haberdar edilir. Baskından sonra silah ve cephânenin Anadolu sâhiline taşınması için Bolayır motoru ile sandallar temin edilir. Sahilde Umurbey kaymakamı da yardımcı olur. Bu malzemelerin Balıkesir’e nakledilmesi için de tedbirler alınır.

Depoya dair…

Akbaş Deposu, Gelibolu Yarımadası'nın doğusunda, Eceabat ilçesine 10 kilometre mesafede, ancak küçük gemilerin demirlemesine uygun bir Akbaş koyunda bulunmaktadır. Akbaş, Gelibolu yarımadasının doğusunda, Büyük Anafarta ve Suvla Körfezine giden yolun geçtiği Yalova deresi ağzında küçük gemilerin demirlemesine elverişli bir koydur. Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gelibolu Yarımadası'ndaki kuvvetlerin ikmâl yönünden desteklenmesinde elverişli bir koydu.

Mondros Mütârekesi sonrasında İtilaf kuvvetleri tarafından el konulan depo ve çevresi Senegallilerden oluşan Fransız birlikleri tarafından sıkı bir şekilde korunmakta ve Gelibolu ile de doğrudan telefon bağlantısı vardı.

Riskler…

Çanakkale’deki İngiliz deniz üssü ile Akbaş koyu arası ise denizden 20 dakikalık bir mesafede olup kısa sürede yardım görebilecek durumdaydı. Çanakkale Boğazı'nda devriye gezen İngiliz gemileri de bu süreyi daha da kısalttığı gibi baskında ele geçirilecek malzemenin Anadolu kıyısına sevkiyatını riske sokmaktaydı.

Not: Makalenin devamı bir sonraki makaleme planlanmıştır.

© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrfan Paksoy Arşivi