Türk Tarihinin Efsanevi Zaferi: Kut’ül Amare

Öncelikle şu soruyu kendimize sormalıyız: Kaçımız bu büyük zaferi gerçekten biliyoruz? Nasıl kazanıldı, hangi şartlarda elde edildi ve neden uzun yıllar boyunca yeterince hatırlanmadı, tarih kitaplarında hak ettiği yeri alamadı?

Oysa Kut’ül Amare Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli muharebelerinden biridir. 29 Nisan geldiğinde, tarihin en net sonuçlarından biri olan bu zafer çoğu zaman hatırlanmaz, kutlanmaz; hatta adı bile anılmaz. Son yıllarda devletin en üst kademelerinde yeniden dile getirilmeye başlanması önemli bir adımdır. Ancak bu başlangıç, zaferin hak ettiği bilinç düzeyi için henüz yeterli değildir.

Birinci Dünya Savaşı denildiğinde Çanakkale Zaferi’ni biliriz ve elbette bilmeliyiz. Ancak Kut’ül Amare Zaferi de aynı derecede öğrenilmeli, anlatılmalı ve hatırlanmalıdır.

29 Nisan 1916’da Osmanlı Ordusu’nun kesin zaferiyle sonuçlanan bu muharebede, İngiliz Generali Charles Vere Ferrers Townshend komutasındaki yaklaşık 13.300 kişilik İngiliz kuvveti tamamen teslim alınmıştır. İngiliz tarihçi James Morris’in ifadesiyle bu olay, “Britanya askerî tarihinin en büyük teslimlerinden biri” olarak kayıtlara geçmiştir.

Savaş, Irak’ın doğusunda Dicle Nehri kıyısındaki Kut şehri yakınlarında başlamış; İngiliz ve müttefik birliklerinin kuşatılmasıyla devam etmiş ve tüm ordunun esir alınmasıyla sona ermiştir. 6. Ordu Komutanlığı görevine getirilen Halil Paşa’nın komutasındaki Osmanlı birlikleri, dönemin en güçlü ordularından biri kabul edilen İngiliz kuvvetlerini teslim alarak dünya çapında büyük yankı uyandırmıştır.

Kuşatma sırasında İngiliz General Townshend’in, ordusunun Hindistan’a çekilmesine izin verilmesi karşılığında bir milyon İngiliz lirası teklif ettiği bilinmektedir. Osmanlı Genelkurmayı’nın verdiği cevap ise tarihe geçen bir kararlılık örneğidir:

“Siyaseten İngilizlerin hoşuna gidecek işler yapma mecburiyetinde olmadığımız gibi, paraya da ihtiyacımız yoktur. Orduyu tamamen teslim etmek üzere yalnız Tümgeneral Townshend’e şahsen müsaade edilebilir. Bundan başka hiçbir şart kabul olunamaz.”

Bu cevap üzerine General Townshend, kendisi ve birkaç subayıyla İstanbul’a gönderilmeyi talep etmiş, ordusunu Halil Paşa’ya teslim etmiştir. Yapılan resmi bildirimde; 5 general, yüzlerce İngiliz subayı ve toplamda 13.300 askerin esir alındığı belirtilmiştir.

Kut’ül Amare Zaferi, Osmanlı Devleti’nin en zor şartlarda dahi askerî kabiliyetini, fedakârlığını ve direncini ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Çanakkale’de olduğu gibi, imkânsız görünen şartlar altında kazanılmış tarihî bir başarıdır.

İngilizlerin Basra Körfezi’ni kontrol altına alarak petrol kaynaklarına ulaşma ve Bağdat’ı ele geçirme hedefi, bu savaşın temel nedenlerinden biriydi. Ancak savaş, Osmanlı Ordusu’nun kesin üstünlüğüyle sonuçlandı. Ayrıca bölgedeki Arap aşiretlerinin Osmanlı kuvvetlerine verdiği destek de zaferin önemli unsurlarından biri olmuştur.

İngiliz arşivlerinde büyük bir askerî hezimet olarak yer alan bu yenilgi uzun yıllar boyunca İngiliz kamuoyunda unutulmak istenmiştir. İlginç olan ise aynı sessizliğin Türkiye’de de görülmesidir. Oysa Kut’ül Amare, askerî tarihimizin gurur sayfalarından biridir.

Şanla ve şerefle tarihimize yazılan Kut’ül Amare Zaferi’ni unutmamak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü tarih, hatırlandıkça yaşar; anlatıldıkça anlam kazanır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmet TAŞ Arşivi