İsmet TAŞ
Bir toplumun kalbi: kadın
Bu yazının kaleme alındığı günlerde, ABD–İsrail ve İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama yaptı: “Savaş hemen hemen bitti sayılır.” İnanıyorum ki bu söz, pek çok insanın yüzünde bir nebze de olsa mutluluk tebessümü oluşturmuştur. Çünkü haksız ve hukuksuz olan bu savaşın sona ermesi gerekiyordu. Zira bu ve benzeri savaşlarda en büyük zararı her zaman kadınlar ve çocuklar görmektedir. Nitekim İran’da ABD saldırıları sonucunda hayatını kaybeden 180 kız öğrenci, bu acı gerçeğin en dramatik örneklerinden biridir.
Bu savaş, ne pahasına olursa olsun derhal sona ermelidir. Ancak Başkan Trump’a ne ölçüde güvenilebileceği de ayrı bir tartışma konusudur. Zira ABD, çoğu zaman devlet ciddiyetinin ve hukukun değil, güçlünün hukukunun hâkim olduğu bir ülke görünümü vermektedir. Böylesi bir ortamda insan hayatına, özellikle de kadın ve çocukların hayatına gereken değerin verildiğini söylemek güçtür.
Kadınlara ve çocuklara değer vermenin ne anlama geldiğine gelince; İnsan, gerçekte dünya ve ahiret saadetini düşünerek, bazen de hayal ederek yaşar. İnanan bir insan için bu durum hiç de zor değildir. Çünkü o, Allah’a ve Peygamber Efendimize inanır ve hayatını bu inanç doğrultusunda düzenler. Samimi ve ihlaslı bir şekilde sürdürülen bu yaşam tarzı, beraberinde hem dünya hem de ahiret saadetini getirir.
Aile, bir ülkenin vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. Kadın ise bu yapının içinde en değerli varlıklardan biridir. Kadın; anadır, ocaktır, evdir, aş tır ve baba ile ailenin temel direğidir. Eğer siz bu temel direği yıpratır, incitir ve ona gereken değeri vermezseniz, o yuvanın yapı taşları zamanla birer birer dökülmeye ve yok olmaya mahkûm olur.
Yüce Allah, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.” (Hucurât 13)
O halde kadına gereken saygı gösterilmeli ve hak ettiği değer verilmelidir. Aynı ayette “Üstünlük ancak takva iledir.” buyurulmaktadır. Yani üstünlük; soyda, ırkta, zenginlikte veya makamda değil; Allah’ın ve Resulünün emir ve yasakları doğrultusunda yaşamaktadır. Bu nedenle aileye sahip çıkmak, kadına gereken önemi vermek, ailenin geleceği ve huzuru için vazgeçilmez bir gerekliliktir.
Bu anlayış çerçevesinde, İç Anadolu Birliği, Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanlığı tarafından, Mamak Lavanta Kültür Merkezi'nde düzenlenen iftar programı kapsamında “8 Mart Dünya Kadınlar Günü-İz Bırakan Kadınlarımız” etkinliği gerçekleştirilmiştir. Programda kadının toplumdaki önemi vurgulanmış ve yaklaşık altmış kadına ödül verilmiştir.
Yapılan konuşmalarda; kadının inceliği, narinliği, zarafeti, gücü, iradesi ve fedakârlığı dile getirilmiş; kadının karşılıksız seven en büyük varlık olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca kadının aciz ve zavallı bir varlık olmadığı, aksine güçlü iradesiyle her türlü zorluğu aşabilecek bir azme sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu düşünceyi ifade eden anlamlı bir söz de programda dile getirilmiştir:
“Beşik sallayan eller, dünyayı sallar.”
Kadını bir meta, bir mal, bir reklam aracı ya da bir “et parçası” olarak gören zihniyet, tarihin karanlık sayfalarına gömülmelidir. Oysa günümüzde bunun tam tersi yapılmakta; kadınlarımız dergilerde, gazetelerde ve sosyal medyada çoğu zaman bir reklam unsuru, bir vitrin süsü gibi kullanılmaktadır. Bu durum, kadının saygınlığını zedelemekte ve onu değersizleştirmektedir. Para kazanma hırsı, kadını aşağılayan ve küçük düşüren bir anlayışı beslemekte, kadının değerini anlamsızlaştırmaktadır. Kadını bu cendereden kurtaracak en büyük güç ise kendi iradesi ve inancıdır.
Çünkü bizim kadınımız, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında en umutsuz anlarda bile ortaya çıkmış; “Ben Müslüman Türk kadınıyım.” diyerek dünyaya meydan okumuştur. Bu mücadelede Nene Hatun, Fatma Bacı ve Kara Fatma gibi kahraman kadınlarımız tarihe iz bırakmıştır.
Kadını bu yüce konumundan indirerek vitrinlerde bir reklam aracına dönüştüren anlayışa karşı amansız bir mücadele vermek; önce kadınlarımızın, ardından da erkeklerimizin asli görevi olmalıdır.
Bu düşünce doğrultusunda, yukarıda bahsedilen “İz Bırakan Kadınlarımız” gibi programlar çoğalmalı; kadınlarımıza, onların yetiştirdiği çocuklara ve aile kurumuna sahip çıkılmalıdır. Özellikle madde bağımlılığı başta olmak üzere her türlü tehlikeden korunmaları için bu bilinç ve şuurla hareket eden herkes ortak çalışmalar yapmalı ve bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmelidir.
Vesselam…
Aileni koru, ailene sahip çık ve kadına gereken değeri ver.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.