İsmet TAŞ
Gül bahçesinde gezen gül kokar
“İnsan, farkında olsun ya da olmasın, içinde yaşadığı çevrenin rengini alır.”
Duygularımız, düşüncelerimiz, hatta olaylara bakış açımız; birlikte vakit geçirdiğimiz insanların etkisiyle şekillenir. Çünkü insan zihni, sürekli temas hâlinde olduğu kişilerin davranışlarını, alışkanlıklarını ve düşünce kalıplarını zamanla fark etmeden benimser.
Bu nedenle hayatımızda “kimlerle beraber olduğumuz” meselesi, sanıldığından çok daha önemlidir.
Atalarımız bu gerçeği asırlar öncesinden veciz sözlerle ifade etmiştir:
“Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz.”
“Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”
“Kargalar kargalarla, kartallar kartallarla uçar.”
Ve bütün bu hakikatin en zarif özeti:
“Gül bahçesinde gezen gül kokar.”
Gerçekten de insan, bulunduğu ortamın kokusu üzerine sinen bir varlıktır. İyi insanların arasında bulunan kişi zamanla iyiliğe meyleder; kötülüğün ve yanlışın içinde yaşayan ise çoğu zaman farkına varmadan o karanlığın parçası hâline gelir.
Bugün birçok insanın istemediği hâlde yanlış yolların içinde bulunmasının temelinde de bu gerçek vardır. Çünkü insan, yaratılışı gereği bir yere ait olmak ister. Bir gruba, bir düşünceye, bir çevreye yakınlık hissetmek ister. Ne yazık ki bazı kişi ve yapılar da bu aidiyet ihtiyacını kendi çıkarları uğruna kullanabilmektedir.
İnsan, samimi duygularla bağlandığı çevrenin etkisinde kalarak zamanla kendi değerlerinden uzaklaşabilir. Bir süre sonra dün “asla yapmam” dediği davranışları savunur hâle gelir. Hatta bazen kendi vicdanına, inancına ve milletine ters düşen noktalara kadar sürüklenebilir. İşin en acı tarafı ise çoğu insanın bunu fark ettiğinde artık çok geç olmasıdır.
Bu yüzden özellikle çocuklarımızın yetiştiği çevreye dikkat etmek zorundayız. Çünkü bir çocuğun karakterini en fazla etkileyen unsur, çoğu zaman ailesinden sonra içinde bulunduğu arkadaş çevresidir. Kiminle vakit geçirdiği, neye özendiği ve hangi düşüncelerle beslendiği; onun geleceğini belirleyen en önemli etkenlerden biridir.
Elbette burada baskıcı bir anlayıştan değil; sevgi, güven ve bilinçli rehberlikten söz ediyoruz. Çocuklarımızı kontrol etmekten ziyade onları tanımak, anlamak ve doğru çevrelere yönlendirmek durumundayız. Çünkü birçok yanlış, henüz büyümeden fark edildiğinde engellenebilir.
İyi bir “gül bahçesinde” bulunmanın yollarından biri de manevi dünyamızı doğru değerlerle beslemektir. Mübarek Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte bu hakikati yeniden düşünme fırsatı buluyoruz.
Bayramlar sadece et kesilen günler değildir; paylaşmanın, kardeşliğin, merhametin ve samimiyetin yeniden hatırlandığı özel zamanlardır. Kurban ibadetinin özü de gösteriş değil; Allah’a yakınlaşma arzusu, ihtiyaç sahibini gözetme bilinci ve insanın nefsini terbiye etmesidir.
İnsan yalnızca Rabb’inin rızasını gözettiğinde, kalbi dünyevi gösterişlerden arınır. Samimiyetle yapılan her iyilik, insanın ruhuna güzel bir koku bırakır. İşte asıl “gül kokmak” da budur.
Bugün aile ziyaretlerinin azalması, akrabalık bağlarının zayıflaması ve insanların giderek yalnızlaşması bize bir gerçeği daha hatırlatıyor: İnsan, sevgiyi ve merhameti yaşadığı ortamdan öğrenir. Bayram sofraları, büyüklerin duaları, çocukların sevinci ve paylaşmanın huzuru; toplumsal bağlarımızı yeniden güçlendiren manevi bir bahçedir.
Belki de hepimizin zaman zaman durup kendimize şu soruyu sorması gerekir:
“Hangi bahçede geziyorum ve hangi kokuyu taşıyorum?”
Yüce Allah bizleri; kibirden uzak, samimiyetle yaşayan, doğru insanların arasında bulunan ve ömrü boyunca gül bahçelerinde dolaşan kullarından eylesin.
Mübarek Kurban Bayramı’nın gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket ve toplumumuza birlik getirmesi dileğiyle…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.