Nursu YILDIZ
Güven ve vicdan arasında kalmak
Bir toplumu ayakta tutan en önemli değerlerden birisidir güven. Özellikle deprem, sel, yangın gibi zor zamanlarda, tanımadığımız kişilere yardım eli uzatırken bunu çoğu zaman güvendiğimiz sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yaparız. Çünkü biliriz ki, bir bağış sadece maddi destek değil, aynı zamanda vicdanın ve dayanışmanın da ifadesidir.
on günlerde Ahbap Derneği'ne yapılan bağışlar ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan çeşitli iddialar yeniden kamuoyunun gündemine oturdu. Bu tür tartışmalar henüz kesinleşmiş yargı kararlarıyla sonuçlanmadan toplumda büyük yankı uyandırıyor. Bir kişi ya da kurum hakkında ortaya atılan her iddianın doğru kabul edilmesi de, hiçbir sorgulama yapılmadan reddedilmesi de sağlıklı bir yaklaşım değil. Hukukun vereceği karar beklenmeli, değerlendirmeler somut bilgi ve belgelere dayanmalı.
Ancak tartışmaların kendisi bile toplum üzerinde önemli etkiler bırakıyor. Çünkü insanlar bir kez güven duygusunu kaybetmeye başladığında bunun bedelini yalnızca ilgili kurum değil, yardıma muhtaç insanlar da ödüyor. "Acaba bağışım yerine ulaşıyor mu?" sorusu zihinlere yerleştiğinde, yardım etmek isteyen birçok kişi geri adım atabiliyor.
Ülkemiz, dayanışma kültürüyle öne çıkan bir ülke. Büyük depremlerde, sellerde ve orman yangınlarında milyonlarca insan tek yürek olmayı başardı. Bu dayanışmanın zayıflaması, toplum adına en büyük kayıplardan biri olur.
Bu nedenle hem sivil toplum kuruluşlarına hem de kamuoyuna önemli görevler düşüyor. Yardım kuruluşları şeffaflıklarını artırmalı, gelir-gider tablolarını ve faaliyet raporlarını düzenli şekilde kamuoyuyla paylaşmalı. Bağışçılar ise duygularıyla değil, doğrulanmış bilgilerle hareket etmeli. Sosyal medyada hızla yayılan iddiaların her zaman gerçeği yansıtmayacağı da unutulmamalı.
Haluk Levent'in yıllardır yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmaları da, hakkında dile getirilen eleştiriler de kamuoyunun değerlendirmesine açık. Ancak kesinleşmemiş iddialarla hüküm vermek, hem kişilere hem de yardım bekleyen binlerce insana zarar verebilir.
Güven, yıllar içinde inşa edilir; fakat birkaç gün içinde sarsılabilir. Bu yüzden hem hesap verebilirliği hem de adalet ilkesini birlikte savunmak zorundayız. Çünkü mesele yalnızca bir dernek ya da bir isim değil. Asıl mesele, yarın bir felaket yaşandığında insanların yeniden birbirine güvenerek el uzatıp uzatamayacağı.
Dayanışmayı korumanın yolu, şeffaflığı desteklemekten ve doğrulanmamış iddialar yerine kanıta dayalı değerlendirmeler yapmaktan geçer.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.