Gelenek mi, gösteriş mi?

Bir ömür boyu hatırlanması istenen en özel günlerden birisidir düğünler. İki insanın hayatlarını birleştirdiği, ailelerin kaynaştığı, sevincin paylaşıldığı anlamlı bir başlangıç. Ancak ne yazık ki son yıllarda bu güzel başlangıç, mutluluğun değil; borcun, gösterişin ve israfın konuşulduğu bir yarışa dönüştü.

Eskiden düğün denildiğinde akla samimiyet gelirdi. Mahalle arasında kurulan masalar, imece usulü hazırlanan ikramlar, gönülden edilen dualar... Kimsenin; gelinin kaç farklı elbise giydiğini, damadın hangi marka takım elbise tercih ettiğini ya da salonun ne kadar lüks olduğunu sorguladığı yoktu. İnsanlar düğüne gösteriş için değil, mutluluğa ortak olmak için giderdi.

Bugün ise tablo oldukça farklı. Günler süren organizasyonlar, kilometrelerce uzayan konvoylar, onlarca çeşit ikram, sosyal medyada paylaşılacak kusursuz kareler, havai fişek gösterileri, pahalı salonlar ve bitmek bilmeyen masraflar... Düğünler adeta ekonomik gücün sergilendiği bir vitrine dönüştü.

Üstelik bu yükü çoğu zaman yeni evlenecek gençler omuzluyor. Daha hayatlarının ilk gününde yıllarca ödeyecekleri kredilerin altına giriyor, sırf "el âlem ne der?" düşüncesiyle bütçelerini aşan harcamalar yapıyorlar. Oysa evlilik, lüks bir organizasyonla değil; sevgi, saygı ve anlayışla ayakta kalır.

Bir başka konu ise düğünlerde yaşanan gıda israfı. Saatlerce hazırlanan yemeklerin önemli bir kısmı çöpe gidiyor. Sırf masalar boş görünmesin diye gereğinden fazla sipariş veriliyor. Oysa aynı sofralardan artan yiyeceklerle onlarca ihtiyaç sahibi aile doyabilir. İsraf edilen sadece yemek değil; zaman, emek ve para da aynı şekilde boşa harcanıyor.

Elbette gelenekler toplumların hafızasıdır. Davul zurna da olsun, halay da çekilsin, büyüklerimizin adetleri de yaşatılsın. Kimse buna karşı çıkmıyor. Ancak gelenek ile gösteriş arasındaki ince çizgiyi de kaybetmemek gerekiyor. Bir geleneği yaşatmak başka, onu maddi külfete dönüştürmek bambaşka bir şey.

Düğün anlayışımızı yeniden gözden geçirmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Daha sade ama daha anlamlı törenler düzenlemek, gençlerin evliliğe borç yüküyle değil umutla başlamasını sağlamak hepimizin elinde. Çünkü düğünün ihtişamı bir gecede biter; geriye kalan ise kurulan yuvanın huzurudur.

Toplum olarak çoğu zaman mutluluğu pahalı organizasyonlarla ölçmeye başladık. Oysa gerçek mutluluk, sevdiklerimizin içten tebessümünde, edilen samimi dualarda ve kurulan yuvanın sıcaklığında. Bir gecelik alkış uğruna yıllarca sürecek ekonomik sıkıntılar yaşamanın kimseye faydası yok.

Belki de çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, gösterişli düğün videoları değil; israftan uzak, paylaşmayı bilen ve imkânı kadar yaşamayı öğreten bir anlayış olacak. Çünkü gelenekler bizi bir araya getirmek için var, birbirimizle yarıştırsın diye değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nursu YILDIZ Arşivi