Meryem Bölükbaşı

Meryem Bölükbaşı

Bir anneye taş atmadan önce

Geçtiğimiz hafta Bursa’da bir sitenin havuzunda yaşanan acı olay, hepimizin yüreğine bir kez daha ağır bir taş gibi düştü. Henüz 2 yaşındaki bir çocuk, göz göre göre hayattan koptu. Bir evin içi sessizliğe gömüldü, bir annenin dünyası bir anda karardı.

Ve ne yazık ki, evladının ardından gözyaşı döken annenin acısı daha tazeyken, başka bir fırtına daha koptu.

“Anne neredeydi?”

“Nasıl fark etmedi?”

“Nasıl izin verdi?”

Sosyal medya mahkemesi yine çoktan hükmünü verdi.

Oysa hayat, bir ekranın soğuk satırlarına sığmayacak kadar karmaşık, insan kalbi ise tek bir cümleyle yargılanamayacak kadar kırılgandır.

Anne olmak; bir çocuğun her nefesini içgüdüyle takip etmek, her düşüşünde ilk acıyı kendi içinde hissetmek, uykusuz geceleri onun nefesiyle bölmek demektir. Ve bazen, sadece birkaç saniye…

Evet, yalnızca birkaç saniye…

Bir çocuk merak eder.

Bir adım fazla atar.

Bir kapı aralanır.

Bir anlık dikkat dağılır.

Ve o birkaç saniye, bir ömrün en ağır yüküne dönüşebilir.

Elbette ki çocuklarımızı korumak hepimizin en büyük sorumluluğudur. Özellikle havuzlar, su kenarları ve riskli alanlarda alınacak önlemler hayati önem taşır. Bu tür acıların bir daha yaşanmaması için hem bireysel hem toplumsal olarak daha dikkatli, daha bilinçli olmak zorundayız.

Ama bir annenin en ağır cezası zaten evladının yokluğudur.

Hiçbir söz, hiçbir yorum, hiçbir sert yargı bunun üzerine daha fazlasını ekleyemez.

Bugün klavye başında yazılan her sert cümle, yarın o annenin taşıdığı tarifsiz yükün üzerine yeni bir taş daha koyuyor olabilir. Oysa acının dili yargı değil, merhamettir.

Ne zaman başkasının acısını anlamaya çalışmaktan vazgeçtik?

Ne zaman bir olayın tüm detaylarını bilmeden hüküm vermek, empati kurmaktan daha kolay hale geldi?

Belki de asıl sormamız gereken soru “Anne neredeydi?” değil…

“Biz merhametimizi nerede kaybettik?” olmalı.

Çünkü hiçbir anne sabah evinden, evladını kaybetmek için çıkmaz.

Hiçbir anne, “Bugün çocuğumu yitireyim” diye uyanmaz.

Ve hiçbir anne, en büyük acısının üzerine bir de toplumun yargısını taşımayı hak etmez.

Bir çocuğun ardından yapılacak en doğru şey; öfkeyi büyütmek değil, farkındalığı büyütmektir. Havuz güvenliğini artırmak, çocukları bir an bile gözden ayırmamak gerektiğini hatırlamak ve benzer acıların yaşanmaması için sorumluluk almaktır.

Çünkü bugün yargıladığımız anne, yarın biz olmasak bile en yakınımız olabilir.

Merhamet, başkasının acısını hissedebildiğimiz kadar insandır.

Ve bazen en doğru cümle, hiç söylenmeyen cümledir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Meryem Bölükbaşı Arşivi