Meryem Bölükbaşı

Meryem Bölükbaşı

Bir kase aşureye sığan bereket

Her yıl Muharrem ayı geldiğinde mutfaklardan yükselen o tanıdık koku, aslında bize sadece aşureyi değil, unutmaya başladığımız değerleri de hatırlatır.

Bir tencerenin içinde birbirinden farklı onlarca malzeme… Buğdayı ayrı, nohudu ayrı, fasulyesi ayrı, kuru meyveleri ayrı… Tek başına bakıldığında hepsi farklıdır ama aynı kazanda buluşunca ortaya bereket çıkar. Belki de aşure, bize tam olarak bunu anlatır: Farklılıklarımızla bir arada olduğumuzda güzelleşiriz.

Eskiden komşunun kapısı bir kâse aşureyle çalınırdı. “Az yaptım.” denmez, “Paylaşınca çoğalır.” denirdi. O küçük kâsenin içinde sadece tatlı değil; hatır sormak, gönül almak, komşuluğu yaşatmak ve dualaşmak vardı.

Bugün sofralarımız belki daha zengin ama paylaşacak zamanımız biraz eksildi. Oysa bereket sadece çok şeye sahip olmak değildir. Bereket; eldekinin yetmesi, gönlün huzur bulması ve paylaşınca çoğalmasıdır.

Belki de bu yıl bir kâse aşureyi sadece gelenek olduğu için değil, bir gönle dokunmak için hazırlamalıyız. Yaşlı bir komşunun kapısını çalmak, yalnız yaşayan bir akrabayı hatırlamak ya da ihtiyacı olan bir aileyle aynı bereketi paylaşmak… İşte aşurenin gerçek tadı tam da burada saklıdır.

Hayat bize her zaman bolluk vermeyebilir. Ama paylaşmayı bilen insanların sofralarında bereket hiç eksik olmaz.

Dilerim bu Muharrem ayı; evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, kalplerimize merhamet ve birbirimize karşı daha fazla anlayış getirsin. Çünkü bazı tatlar damakta değil, gönülde iz bırakır. Aşure de onlardan biridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Meryem Bölükbaşı Arşivi