Nerde o eski bayramlar…
Eskiden bayram demek; günler öncesinden başlayan bir telaş, mutfaktan yayılan mis gibi kokular, ütülenen bayramlıklar ve sabaha kadar dinmeyen bir heyecan demekti. Çocukluğumuzun bayramları sadece bir takvim günü değil, adeta gönüllerin buluştuğu özel zamanlardı.
Şimdi dönüp geçmişe baktığımızda hepimizin dilinde aynı cümle var:
“Nerde o eski bayramlar…”
Oysa eskiyen bayramlar mı, yoksa bizler miyiz?
Bir zamanlar kalabalık sofraların etrafında toplanırdı aileler. Anneanneler, dedeler, amcalar, teyzeler… Aynı sofrada kahkahalar yükselir, çay bardakları hiç boş kalmazdı. Büyükler başköşede oturur, küçükler ise bayram harçlıklarının heyecanıyla kapı kapı dolaşırdı. Bayram ziyaretleri bir görev değil, gönülden gelen bir mutluluktu.
Şimdi ise birçok ev sessiz…
Kimi şehirler uzak etti insanları birbirinden, kimi hayat telaşı…
Aynı evin içinde bile telefon ekranlarına gömülen insanlar olduk. Kalabalıklar arttı belki ama samimiyet azaldı. Bayram mesajları bile birkaç saniyelik hazır cümlelere dönüştü.
Eskiden kapılar sonuna kadar açıktı.
Şimdi ise insanlar birbirine gönlünü açmaya çekiniyor.
O eski bayramlarda aslında en güzel şey; sahip olduğumuz sevgiymiş. Birlikmiş, paylaşmakmış, büyüklerin elini tutup hayır duasını almakmış. Şimdilerde en çok eksikliğini hissettiğimiz şey de tam olarak bu…
Belki zamanı geri getiremeyiz…
Ama eski bayramların sıcaklığını yeniden yaşatmak bizim elimizde. Bir telefon açmak, bir büyüğün kapısını çalmak, kırgınlıkları bayram hatırına geride bırakmak hâlâ mümkün.
Çünkü bayram; sadece tatil değil…
Bayram, kalpleri yeniden birbirine yaklaştırabilmektir.
Bu bayramda sofralarınız bereketli, gönülleriniz huzurlu olsun.
Sessizleşen evler yeniden kahkahalarla dolsun…
Ve hiçbir çocuk bayram sabahına sevgisiz uyanmasın.
Bayramınız mübarek olsun.
Sevgiyle kalın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.