Meryem Bölükbaşı
Eren Bülbül: Bir çocuğun ardından değil, bir gururun yanından geçmek
Bazı isimler vardır; aradan yıllar geçse de bir milletin hafızasından silinmez. Çünkü onlar yalnızca bir isim değildir artık. Bir annenin gözyaşı, bir evladın yarım kalan hayali, bir milletin yüreğinde taşıdığı gururdur.
Eren Bülbül de böyle bir isimdir.
Henüz hayatının baharında, çocuk denilecek yaşta aramızdan ayrıldı Eren. Belki okuluna gidecekti, belki büyüyecek, bir meslek sahibi olacak, kendi yuvasını kuracaktı. Belki annesine daha çok sarılacak, kardeşleriyle daha nice güzel günler yaşayacaktı.
Ama onun hikâyesi yarım kaldı.
Ve biz bugün Eren’i yalnızca kaybettiğimiz bir evlat olarak değil, milletimizin gurur duyduğu bir kahraman olarak anıyoruz.
Çünkü bazı insanlar yaşlarıyla değil, yüreklerinin büyüklüğüyle ölçülür.
Eren’in hikâyesinde hepimizi derinden yaralayan bir çocukluk var. Fakat aynı zamanda hepimize cesareti hatırlatan bir yürek de var. Onun adı bugün Trabzon’un dağlarından çok daha uzağa, Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmış durumda.
Bir anne olarak Eren’in hikâyesine baktığımda aklıma önce annesi geliyor.
Bir annenin evladını büyütmesi kolay değildir. Gece uykusunu böler, hastalandığında başında bekler, düştüğünde kaldırır, korktuğunda sarılır. Sonra bir gün o evlat, annesinin ellerinden kopup koskoca bir milletin hafızasına emanet olur.
İşte Eren’in annesi, yalnızca kendi evladının acısını değil, Türkiye’nin yüreğinde açılan bir yarayı da taşıdı.
Bu yüzden Eren’i anmak, yalnızca birkaç cümle kurup geçmek değildir.
Onu hatırlamak; “İyi ki vardın Eren.” diyebilmektir.
Çünkü bir milletin gerçek zenginliği yalnızca sahip olduğu topraklar, binalar, yollar değildir. O milletin asıl zenginliği; uğruna fedakârlık yapan, gerektiğinde canını ortaya koyan evlatlarının bıraktığı mirastır.
Eren Bülbül, bize cesaretin yaşla ölçülmediğini gösterdi.
Bize vatan sevgisinin bazen uzun cümlelere ihtiyaç duymadığını gösterdi.
Ve bize bir çocuğun bile kocaman bir milletin yüreğinde nasıl iz bırakabileceğini öğretti.
Bugün çocuklarımıza Eren’i anlatırken yalnızca ölümünü anlatmayalım.
Onlara yaşarken taşıdığı cesareti, iyiliği ve vatan sevgisini anlatalım.
Çünkü Eren’in hatırası acının içinde kaybolup gitmemeli.
Eren’in adı korkuyla değil, gururla anılmalı.
Bir annenin evladıydı Eren.
Sonra hepimizin evladı oldu.
Ve bazı evlatlar vardır ki, onları kaybetmenin acısı hiç dinmese de arkalarında bıraktıkları gurur, yıllar geçtikçe daha da büyür.
Eren Bülbül de bizim için böyle bir evlattır.
İyi ki vardın Eren.
İyi ki bu vatanın evladıydın.
Seni unutmayacağız.
Adını çocuklarımızın hafızasında, kalbimizde ve bu toprakların duasında yaşatacağız.
Çünkü bazı isimler tarihe yazılmaz sadece…
Milletin kalbine yazılır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.