Meryem Bölükbaşı
Çocukların Hayal Kurma Hakkını Koruyabiliyor muyuz?
Bir çocuğun gülüşü kadar kıymetli bir şey varsa, o da kurduğu hayallerdir. Çünkü hayal kuran çocuk umut eder, üretir, cesaret eder ve geleceğe güvenle bakar. Ne yazık ki bugün farkında olmadan çocuklarımızın en değerli hazinelerinden biri olan hayal kurma hakkını ellerinden alıyoruz. Sürekli dersler, ekranlar, yarışlar ve bitmek bilmeyen beklentiler… Daha küçücük yaşta omuzlarına yüklediğimiz sorumluluklar, onların çocukluklarını doyasıya yaşamalarına engel oluyor.
Bir çocuğun en büyük hakkı yalnızca eğitim almak ya da karnını doyurmak değildir. Oyun oynayabilmek, merak edebilmek, hata yapabilmek ve geleceğe dair hayaller kurabilmek de en az bunlar kadar kıymetlidir. Çünkü hayal kurmak, bir çocuğun iç dünyasını besleyen en güçlü hazinedir. Hayal kuramayan çocuklar yalnızca çocukluklarının bir parçasını değil, geleceği şekillendirme cesaretini de kaybetmeye başlar. Biz büyüklerin görevi ise onların hayallerini küçümsemek değil, o hayallere inanmak, destek olmak ve umutla büyümelerine imkân tanımaktır. Unutmayalım ki bugün bir çocuğun kurduğu masum bir hayal, yarının dünyasını değiştirecek büyük bir gerçeğe dönüşebilir.
Eskiden bir karton kutu uzay gemisi olurdu, bir dal parçası sihirli değneğe dönüşürdü. Mahalle aralarında oynanan oyunlar, çocukların hayal gücüyle bambaşka dünyalara açılan kapılardı. Bugün ise hazır oyuncaklar, hazır oyunlar ve saatlerce süren ekran karşısındaki zaman, çocukların kendi dünyalarını kurmalarına fırsat vermiyor. Oysa bir çocuğun hayal kurabilmesi için pahalı oyuncaklara değil; zamana, sevgiye, güvene ve onu dinleyen büyüklerin varlığına ihtiyacı vardır.
Bir anne olarak bazen kendime şu soruyu soruyorum: “Bugün çocuğumun hayallerini büyüten bir cümle mi kurdum, yoksa farkında olmadan onları küçülten bir söz mü söyledim?” Çünkü “Yapamazsın.”, “Boş ver.”, “Olmaz öyle şey.” gibi masum görünen cümleler bile bir çocuğun içinde filizlenen umutları sessizce soldurabiliyor. Oysa bazen tek bir “Ben sana inanıyorum.” ya da “Denemeye değer.” cümlesi, yıllarca sürecek bir özgüvenin temelini atabiliyor.
Çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata da hazırlamak zorundayız. Onlara başarılı olmayı öğretirken hayal kurmayı unutturursak, belki iyi meslekler kazandırırız ama mutlu bir gelecek bırakamayız. Çünkü hayal kurabilen çocuklar; sorgulayan, üreten, çözüm bulan ve dünyayı güzelleştiren yetişkinlere dönüşür.
Gelin, çocuklarımızın sadece ellerini değil, hayallerini de tutalım. Onların düşlerini küçümsemeyelim, aceleyle büyütmeye çalışmayalım. Bazen en büyük yatırım, bir çocuğun kurduğu hayale inanmak ve ona “Sen yapabilirsin.” diyebilmektir.
Çünkü çocukların en büyük hakkı yalnızca yaşamak değil; umut etmek, hayal kurmak ve o hayallerine inanacak büyüklerle büyümektir. Belki de geleceği değiştirecek en büyük adım, bugün bir çocuğun hayalini korumaktan geçiyordur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.