Suç şahsi, ceza neden toplu?

Bir önceki yazıda, bir sosyal gruba mensup olmanın tek başına suç sayılamayacağını ve modern hukukun kişiye “Sen kimlerdensin?” diye soramayacağını, “Sen ne yaptın?” diye sorması gerektiğini ifade etmiştim.

Peki bizim tarihimizde bu kurala ne kadar uyuldu?

Hurufiler’e ne oldu?

Kutsal metinleri harf ve sayılarla yorumlayan Hurufiler, Fatih'in ilk saltanat dönemi olan 1440'lı yıllarda Edirne’de halktan çok ilgi görmüştü. Hatta Fatih’in de batıni ilimlere ilgisi nedeniyle saray çevresinde görev almışlar ve bu durum bürokratlar ile ulema arasında rahatsızlığa yol açmıştı

Veziriazam Çandarlı Halil Paşanın talebiyle Başşehir Edirne Müftüsü Fahreddin-i Acemi Hurufileri dinlemiş ve dinsizlikle suçlayarak öldürülmeleri yönünde fetva vermişti. Kaynaklarda mensubiyetlerinden dolayı yüzlerce Hurufinin Edirne meydanında yakılarak katledildiği anlatılır.

Bu olayın Fransa’da Katar Mezhebi mensuplarının Kilise tarafından sapık ilan edilip katledilmelerinden çok da farkı yoktur.

“Celali Töhmeti” ve Kuyucu Murad Paşa’nın Katliamları

Tarihimizde görülen bir başka toplu cezalandırma örneği Celali suçlamasıdır. Ağırlaşan vergiler, ekonomik sıkıntılar ve yerel yöneticilerin baskıları nedeniyle Şeyh Celal önderliğinde 1519'da Tokat-Bozok havalisinde isyan başladı. Safevi etkisinin de eklenmesiyle Orta Anadolu'ya yayılan isyanlar aralıklarla 1609'a kadar yaklaşık 90 yıl sürdü.

Veziriazam Kuyucu Murad Paşa'nın Orta Anadolu’ya yönelik 1607 yılında düzenlediği ve 2 yıl süren sefer sonunda isyanlar bastırıldı. Bu sefer sırasında “Celali suçlamasıyla” yaklaşık 60-70 bin kişinin katledilip cesetlerinin kuyulara atıldığı rivayet edilmektedir.

Sorun aynı: Silahlı isyancılarla masum halkın birbirinden ayrılmaması.

Yeniçerilerle Birlikte Bektaşiler

Benzer bir durum 1826'da yaşandı. Osmanlı’nın merkezi ordusunu oluşturan Yeniçeriler askeri yapının bozulması, ekonomik sıkıntılar ve siyasi çekişmeler nedeniyle sık sık ayaklanıyorlardı. II. Mahmud’un emriyle Yeniçeri ocağı topa tutularak kapatıldı. Tasfiye yeniçerilerle sınırlı kalmadı, ocakla manevi bağı bulunan Bektaşilik de yasaklandı.

Anadolu ve Rumeli’de bazı Bektaşi babaları idam edildi, bazıları da aileleri hatta köyleriyle birlikte sürgün edildi. Bütün tekkeleri kapatıldı veya yıktırıldı, bazıları başka tarikatlara devredildi, mallarına el konuldu.

Soru şu: Birkaç Bektaşi babasının Yeniçerilere destek vermiş olması, bütün Bektaşiliği suçlu hale getirir mi?

Cumhuriyet Döneminde Durum Değişti mi?

Cumhuriyet, modern bir hukuk düzeni kurma iddiasıyla doğdu. Buna rağmen devletin ya tehdit algısıyla ya da topluma gözdağı vermek için hukuku rafa kaldırdığı dönemler oldu.

Şeyh Said İsyanı (1925) bastırıldı. Ancak sonrasında İstiklal Mahkemeleri devreye sokularak yüzlerce idam kararı verildi. Bölgedeki tekke ve zaviyeler kapatıldı, geniş çaplı sürgün ve zorunlu iskan uygulamaları yapıldı.

Dersim olaylarında da (1937-38) silahlı direnişin bastırılması sırası ve sonrasında bölgede yaşayan halk toplu olarak cezalandırıldı. Yaklaşık 14 bin kişi hayatını kaybetti. Binlerce insan da başka bölgelerde zorunlu iskana tabi tutuldu.

15 Temmuz'da Ne Oldu?

Genelkurmay'ın açıkladığı verilere göre 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsüne 8.651 askeri personel katıldı. Bunların da 600’ü sadece komutanının emrine uyan er ve öğrencilerdi.

Darbeyi planlayanların, yönetenlerin, silah kullananların ve darbe girişimine bilerek yardım edenlerin cezalandırılması gerektiğine kuşku yoktur.

Ancak 10 Ağustos 2016'da Cumhurbaşkanı vatandaşlara ‘ihbar edin’ çağrısında bulundu. Bunun üzerine soruşturmaların kapsamı genişletildi. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre 30 Haziran 2026’ya kadarki 10 yıllık süreçte 2,2 milyon kişiye adli işlem yapıl ise de bunlardan 1 milyon 561 bin kişi hakkında soruşturmaya, 363 bin kişi hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Altı Asır Sonra Aynı Soru

Hurufilerden Celalilere, Bektaşilerden Cumhuriyet döneminde yapılanlara kadar sorumuz değişmiyor.

Suçlu mu cezalandırılmalı yoksa suçlunun da mensubu olduğu sosyal grup mu?

İlahi hukuk “Hiçbir günahkar başkasının suçunu yüklenmez” ve “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe düşürmesin” derken, Anayasamız da “Ceza sorumluluğu şahsidir” diyor.

Devletin adaleti zor zamanlarda belli olur. Çünkü hukuk vatandaşına “Sen kimlerdensin?” diyemez, “Sen ne yaptın?” diye sorar.

Toplu cezalandırırken sahi sizin benimsediğiniz hukuk sistemi hangisiydi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Yücer Arşivi