Karadeniz’de Salah fırtınası

Trendyol Süper Lig’de sonucu merakla beklenen Trabzonspor-Galatasaray arasındaki kıran kırana maç nefes kesti. Karadeniz temsilcisi doksan dakika boyunca üstün bir oyun ortaya koyarak Galatasaray’a adeta nefes aldırmadı.

Bordo mavililer ortaya koyduğu futbolla hem galibiyeti sonuna hak etti hem de zirve yarışından kopmadım mesajını rakiplerine verdi. Şimdi sizlerle bu maç üzerine kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum değerli okurlarım.

Bazı maçlar vardır, skor tabelası her şeyi anlatır. Bazı maçlar ise vardır ki skor, sahada yaşananların yalnızca küçük bir bölümüdür. Trabzonspor’un Galatasaray karşısındaki 4-0’lık galibiyeti tam da böyle bir maçtı.

Papara Park’ta sadece dört gol atılmadı. Trabzonspor, sahaya koyduğu cesaret, tempo, mücadele ve oyun iştahıyla Galatasaray’a ciddi bir futbol dersi verdi. Gecenin başrolünde ise hiç kuşkusuz Mısırlı yıldız Muhammed Salah vardı.

Üç gol, bir asist… Dile kolay söylemesi kolay geliyor ama böylesine zorluk derecesi yüksek bir maçta bunları yapmak ancak bir dünya yıldızına yakışırdı o da kendine yakışanı yaptı.

Ama Salah’ın maçtaki etkisini yalnızca bu rakamlarla anlatmak, aslında hikâyenin önemli bölümünü kaçırmak olur.

Çünkü Salah bu gece yalnızca gol atmadı; Trabzonspor’un hücum anlayışının merkezine yerleşti.

Daha maçın 4. dakikasında Galatasaray savunmasının arkasına sarkan Mısırlı yıldız, karşı karşıya pozisyonda yaptığı sakin vuruşla takımını öne geçirdi.

İşte o gol, maçın psikolojik senaryosunu da değiştirdi. Hem de öyle bir değiştirdi ki Galatasaray doksan dakika boyunca kendine gelemediği ne olduğuna bile anlamadı doğrusunu isterseniz.

Galatasaray'ın oyunu kurması, Trabzonspor'un ise geçişlerde boşluk bulması beklenirken, erken gol bütün hesapları bozdu. Trabzonspor artık daha özgüvenliydi. Galatasaray ise beraberlik için daha fazla öne çıkmak zorundaydı.

Ve Salah için bundan daha güzel bir ortam düşünülemezdi. Salah sadece golcü değil, oyun değiştirici

Bir dünya yıldızının takıma etkisi bazen attığı golden çok daha fazlasıdır. Salah'ın sahada bulunması bile rakip savunmanın planını değiştiriyor.

Savunmacı onun hızını düşünüyor. Orta saha oyuncusu onun koşusunu takip etmek zorunda kalıyor. Bek oyuncusu ileri çıkarken iki kez düşünüyor.

İşte Trabzonspor'un Galatasaray karşısındaki en büyük avantajlarından biri de buydu. Salah'a verilen her metre, Trabzonspor için bir tehdit anlamına geldi.

Salah'ın 44. dakikada attığı ikinci gol ise ilk yarının sonunda Galatasaray'ın umutlarını iyice kırdı.

Bir futbolcunun üç gol atması elbette olağanüstü bir istatistiktir. Fakat Salah'ın asıl farkı, Trabzonspor'un hücumlarının yönünü ve rakibin savunma davranışını değiştirmesiydi.

Asıl hikâye Trabzonspor'un oyunuydu Burada önemli bir parantez açmak gerekiyor.

Bu galibiyeti yalnızca “Salah maçı aldı” diye okumak Trabzonspor'a haksızlık olur.

Çünkü bordo mavililer takım olarak son derece etkili bir futbol ortaya koydu.

Salah'ın ilk golünde başlayan baskı, Saviolo'nun 39. dakikadaki golüyle devam etti. İkinci yarıda ise Trabzonspor oyunun kontrolünü büyük ölçüde elinde tuttu.

Yani sahada bir yıldız vardı ama o yıldızı parlatan bir takım da vardı.

Salah'ın arkasında çalışan, topu kazanan, koşan, alan açan ve rakibi kendi yarı sahasına iten bir Trabzonspor vardı.

Bu nedenle 4-0'lık skor yalnızca Salah'ın gecesi değildi. Bu, Trabzonspor'un gecesiydi.

Galatasaray için unutulması zor bir gece oldu açıkçası. Galatasaray açısından ise tablo oldukça farklıydı.

Ligin ilk haftalarında liderlik koltuğunda bulunan sarı kırmızılı ekip, Trabzon'da sezonun ilk mağlubiyetini aldı. Trabzonspor bu galibiyetle puanını 10'a yükseltirken Galatasaray 13 puanda kaldı.

Neticede göreve dört gün önce başlayan Trabzonspor yeni teknik direktörü Alman Thomas Reis yönetiminde Galatasaray’ı iyi analiz ederek rakibinin etkili isimlerine iyi önlem alarak onlara oynayacak alan bırakmadı.

Burada asıl sorgulanması gereken takımın yıldızı Victor Osimhen’in Galatasaray için ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Osimhen olmadığı zaman sarı kırmızılılar ne hücumda etkili olabiliyor ne de gol atabiliyor. Galatasaray yönetimi sanırım bunu iyice anlamıştır diye düşünüyorum.

Teknik direktör Okan Buruk, takımını sahada yönetmek yerine her zamanki gibi yine hakemlere itiraz edince sonunda kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Uzun zamandır hakemlere itiraz ediyordu fakat atmaya cesaret edemeyen hakemlere bu maç ders olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi