Yaşlılara neden saygımız kalmadı?

Bir zamanlar yaşlı bir insan gördüğümüzde içimizden gelen ilk duygu saygıydı. Onların yanından geçerken selam vermek, sözlerini dinlemek, ihtiyaçları olduğunda yardımcı olmak bir insanlık görevi olarak görülürdü. Çünkü yaşlılık, sadece saçların beyazlaması değildi; Yaşanmışlığın, tecrübenin ve bir ömrün sessiz hikâyesiydi.

Peki bugün ne oldu da yaşlılarımıza karşı bu kadar duyarsızlaştık. Çevreye bakıyorsun insanlar o kadar vurdumduymaz oldu ki bırakın herhangi bir yaşlı insana saygı duymayı, kendi anne ve babasına bile duyarsızlaştı.

Otobüste ayakta kalan yaşlı bir insan görüyoruz, çoğu zaman başımızı telefona çeviriyoruz. Bir yaşlı konuşurken sabırsızlanıyor, aynı şeyi tekrar ettiğinde sıkılıyoruz. Oysa unuttuğumuz çok basit bir gerçek var: Biz de bir gün yaşlanacağız.

Sevgili gençler şunu unutmayın “bugünün gençleri, yarının yaşlılarıdır” kulağınıza küpe olsun, aklınızın bir yerinde mutlaka bulunsun.

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte iletişimimiz arttı ama nedense birbirimizden uzaklaştık. Aynı evin içinde oturup birbirimizle konuşmak yerine telefonlarımızın ekranlarına bakıyoruz. Büyüklerimizin anlattığı hayat hikâyelerine ayıracak birkaç dakikayı bile bulamazken, sosyal medyada saatlerimizi harcayabiliyoruz.

Belki de sorun yalnızca gençlerde değil, neredeyse bütün aileler hemen hemen aynı durumda. Köylüsü, şehirlisi fark etmiyor hepsi zamana ayak uydurdu.

Aile yapımız değişti, hayatın temposu hızlandı, insanlar geçim derdine düştü. Yaşlılarımız bazen kendi evlerinde bile kendilerini fazlalık gibi hisseder oldu. Çocuklarını büyüten, gecelerini uykusuz geçiren, hayatları boyunca ailesi için çalışan insanlar; yaşlandıklarında bir köşede sessizce unutulmayı hak ediyor mu?

Elbette etmiyor. Bir insanın değerini gençliği, kazancı, gücü ya da topluma sağladığı ekonomik katkı belirlememeli. İnsan, sadece insan olduğu için değerlidir.

Yaşlılarımız bizim geçmişimizdir. Onların anlattığı her hikâyede bu toplumun bir parçası, her nasihatinde yılların deneyimi vardır. Bugün sahip olduğumuz birçok şeyin temelinde onların emeği, fedakârlığı ve sabrı bulunmaktadır.

Saygı göstermek büyük bir fedakârlık da değildir. Bir otobüste yer vermek, karşıdan karşıya geçmesine yardımcı olmak, halini hatırını sormak, konuşurken sabırla dinlemek… Bazen küçücük bir davranış, bir insanın bütün gününü güzelleştirebilir.

Asıl mesele de burada başlıyor. Yaşlılara saygı, aslında insanlığa saygıdır.

Çünkü toplumun medeniyeti, güçlü olanlara nasıl davrandığıyla değil; güçsüz, yaşlı ve yardıma ihtiyaç duyan insanlara nasıl davrandığıyla ölçülür.

Bugün yaşlılarımızı görmezden gelirsek yarın bizi de görmezden gelecek bir toplumun temelini atmış oluruz. O yüzden biraz duralım.

Telefonlarımızı bir kenara bırakalım. Büyüklerimizin yanına oturalım. Ellerini tutalım, hikâyelerini dinleyelim. Belki aynı hikâyeyi daha önce anlattılar, belki bazı şeyleri tekrar tekrar söylüyorlar. Bırakalım anlatsınlar.

Çünkü onların zamanı azalıyor. Ve bizim de onlara ayırmadığımız her dakika, geri gelmeyecek.

Unutmayalım; Bugünün yaşlıları, dünün gençleriydi.

Bugünün gençleri ise yarının yaşlıları olacak.

İnsan, kendi geleceğine nasıl davranılmasını istiyorsa bugün başkasına öyle davranmalı.

Yaşlılara saygıyı yeniden hatırlamak için çok geç değil.

Yeter ki insan olduğumuzu hatırlayalım….

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi