Eyüp Kara
Dijital ekranda boğulan çocuklar
Çocuklarımız her geçen gün dijital dünyanın akvaryumunda boğuluyor bilmem farkında mısınız? Ailelere sormamız gereken soru yarının dünyasını kim şekillendiriyor ve bu şekillendirilen dünyada çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
Artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki gözlerimizi açtığımız her yeni gün, teknolojik bir devrimin tam ortasına uyanıyoruz. Akıllı telefonlar, tabletler, bitmek bilmeyen video akışları ve algoritmaların yönettiği bir dünya… Büyükler olarak bizler bile bu dijital anaforun içinde zaman zaman yönümüzü kaybederken, en değerli varlıklarımızı, yani çocuklarımızı bu kontrolsüz okyanusta yapayalnız bırakıyoruz.
Bugün durup kendimize şu can alıcı soruyu sormamız gerekiyor: Çocuklarımızı dijital medyadaki kötülüklere karşı gerçekten koruyabiliyor muyuz, yoksa onları parıltılı ekranların insafına mı terk ettik? Bana kalırsa aileler çocukları ile uğraşmak yerine onları çoktan terk ettiler.
Ekranların arkasındaki görünmez tehlikeyi ne yazık ki hafife alıyoruz. Ebeveynler, çocuklar kendisini rahatsız etmesin diye eline tutuşturduğu tablet ve telefonda bu kirli dünyanın çarkında boğuluyor farkına varamıyor. Sonra geri dönülmez yaralar açılıyor kapanması mümkün olmayan.
Eskiden sokaklarda koşan, dizleri kanayan ama hayatı dokunarak, düşerek öğrenen bir nesil vardı. Şimdiki çocuklar ise parmak uçlarıyla dünyayı döndürdüklerini sanıyorlar. Ancak o ekranların arkasında, çocukların ilgisini tek bir saniye bile kaybetmemek üzere tasarlanmış, milyar dolarlık algoritmalar çalışıyor.
Bir sonraki videoya otomatik geçiş yapan, bitmeyen kaydırma döngüleri, henüz gelişimini tamamlamamış çocuk beyinlerinde ciddi tahribatlara yol açıyor. Son yıllarda hızla artan dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları, sabırsızlık ve derinleşen yalnızlık hissi, ne yazık ki bu dijital bağımlılığın en somut faturaları olarak önümüze çıkıyor.
Çocuklar, sanal dünyada binlerce "arkadaş edindiklerini" sanırken, gerçek hayatta iki kelimeyi bir araya getirmekte, akranlarıyla sağlıklı empati kurmakta zorlanıyorlar. Sanal dünyadan edindikleri arkadaşlıklar çoğu zaman onların sonu oluyor veya geleceğini karartıyor.
Dürüst olalım; Çoğumuz günün yorgunluğu içinde çocuk biraz sessiz kalsın, yemeğini rahat yesin ya da bizi uslu uslu beklesin diye ellerine o cihazları tutuşturuyoruz. O an için hayatımızı kolaylaştıran bu hamle, aslında çocuğun geleceğinden çalınan zaman anlamına geliyor.
Dijital medya sadece bir zaman hırsızı değil; Aynı zamanda süzgeçten geçirilmemiş, çocuğun yaş grubuna tamamen aykırı şiddet, zorbalık ve idealize edilmiş sahte yaşam formlarıyla dolu bir mayın tarlası. Korunmasız bir çocuk zihni, siber zorbalıkla ya da sinsi reklam stratejileriyle karşılaştığında ne yapacağını bilemez. Onları gerçek hayatta sokağın tehlikelerine karşı nasıl koruyorsak, dijital dünyanın karanlık sokaklarına karşı da aynı refleksle korumak zorundayız.
Elbette dijital çağı tamamen reddetmek ya da teknolojiyi çocukların hayatından tamamen söküp atmak ne gerçekçi ne de doğru bir çözüm. Teknolojik okuryazarlık çağımızın bir gerekliliği. Ancak buradaki sihirli kelime: Sınır ve bilinç.
Çocuklarımızı dijital tehlikeden uzak tutmanın elbette bazı yöntemleri var. Evlerimizde mutlaka ekransız alanlar ve saatler olmalı. Örneğin, yemek masasına hiçbir dijital cihaz yaklaşamamalı ve uykudan en az bir saat önce tüm ekranlar kapatılmalı.
Çocuğumuzun hangi platformda, ne tür içerikler tükettiğini gevşek bırakmadan, arkadaşça bir takiple bilmek zorundayız. Ebeveyn kontrol uygulamaları bu konuda en büyük yardımcımız.
Çocuğu ekrandan koparıyorsak, yerine koyabileceğimiz kaliteli zaman alternatifleri sunmalıyız. Birlikte oynanan kutu oyunları, doğa yürüyüşleri, kitap okuma saatleri veya bir spor dalı, ekranın yapay cazibesini kıracaktır.
Belki de en önemlisi... Elinden telefonu düşürmeyen bir anne babanın, çocuğuna "Bırak o tableti artık!" demesi hiçbir anlam ifade etmez. Önce biz dijital bağımlılığımızla yüzleşmeli ve çocuklarımıza ekran olmadan da mutlu olunabileceğini göstermeliyiz.
Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların temiz zihinlerinin dijital dünyanın kirli ya da yapay içerikleriyle erkenden körelmesine izin veremeyiz. Dijital medya harika bir hizmetkâr, ancak çok acımasız bir efendidir.
Gelin, geç kalmadan çocuklarımızı bu dijital akvaryumdan çıkarıp gerçek hayatın renkleriyle tanıştıralım. Unutmayalım; tabletlerin, telefonların ekranı kırıldığında yenisi alınabilir ama bir çocuğun çalınan çocukluğu ve zedelenen ruh dünyası hiçbir parayla geri getirilemez.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.