Eyüp Kara
18 yıllık rüyadan gerçeğe
Bir rüya sonunda gerçeğe dönüştü. Tam 18 yıl beklenen bir rüya dile kolay. Her yıl umutlanıp bir türlü rüyayı gerçeğe çeviremeyen Fenerbahçe sonunda muradına erdi. Sarı lacivertliler Fransa’nın Olimpik Lyon takımını 2-1’lik skorla eleyerek 2008-2009 sezonundan bu yana devam eden Şampiyonlar Ligi hasretine son verdi.
Futbol, istatistiklerden ya da doksan dakikalık taktik savaşlarından ibaret değildir; Futbol en çok da sabrın ve hatıraların oyunudur. Bir sarı lacivert sevdalısı için 18 yıl... Dile kolay gelen ama tribünlerde nesil büyüten, saçları ağartan, hayalleri bir sonraki bahara erteleyen koca bir çeyrek asra yakın zaman. Gerçekten söylemesi ne kadar kolay geliyor ama o kadar hasret kokan bir 18 yıl ki sorma gitsin…
En son 2008’in o efsanevi Kadıköy akşamlarında, Deivid da Silva’nın ayağından çıkan füzelerle İngiliz devi Chelsea’yi dize getirirken Şampiyonlar Ligi müziği Kadıköy’ün çimlerine tını veriyordu. O gün doğan çocuklar bugün yetişkin birer taraftar olarak Kadıköy çimlerine bakıyor ve nihayet o büyülü melodi yerini buluyor.
Bu dönüş, sadece bir turnuvaya katılım biletinden ibaret sayılamaz. Bu; Yıllardır kıl payı kaçan elemelerin, son dakikalarda direkten dönen umutların ve Avrupa’nın devleriyle aynı masaya oturma arzusuyla atılan çığlıkların bir özeti.
18 yıllık bu hasret, Fenerbahçe camiasının omzundaki ağır bir yüktü. Her yaz transfer döneminde "Bu yıl o yıl mı?" sorusuyla başlayan beklenti, her eleme turunda içe akıtılan gözyaşlarıyla sonuçlanmıştı. Fakat o umutlar bu sene gerçeğe dönüştü gerçekten büyük bir başarı hikayesi yazdı Fenerbahçe.
Fakat Çarşamba akşamı tablo bambaşka. Şampiyonlar Ligi’nin değişen formatı ve o devasa arenası, Fenerbahçe’yi ait olduğu vitrine geri çağırıyor. Kadıköy’ün o büyüleyici ve rakibi boğan atmosferi, Avrupa’nın en elit kulüplerine yeniden ev sahipliği yapacak. Artık televizyon başından iç çekerek izlenen o Salı ve Çarşamba akşamları, sarı lacivertli formanın terletildiği gurur gecelerine dönüşüyor.
Elbette Devler Ligi arenası acımasızdır; Hata kabul etmez, en ufak konsantrasyon kaybını cezalandırır. Ancak Fenerbahçe’nin bu sahnedeki varlığı, sadece sonuçlarla ölçülemeyecek kadar derin bir anlama sahip. Bu geri dönüş, kaybolan özgüvenin, uluslararası restorasyonun ve Türk futbolunun Avrupa vitrinindeki temsilinin en güçlü meşalesidir.
18 yıl sonra Kadıköy’de ışıklar yandığında ve o meşhur marş yükseldiğinde, sadece futbolcular değil; O 18 yılda pes etmeden armayı takip eden milyonlarca taraftar sahada olacak. Hoş geldin Devler Ligi, hoş geldin Kadıköy akşamları... Hasret bitti, simdi hikayeyi kaldığı yerden yazma zamanı.
Fenerbahçe Çarşamba akşamı büyük bir iş başardı. Kendisine güçlü Fransa temsilcisi Lyon karşısında şans dahi vermeyenlere en güzel dersi verdi. Şimdi dersini iyi çalışıp neden burada olduğunu bir kez daha kanıtlama zamanı geldi sanıyorum.
Mesele bundan sonra başlıyor açıkçası. Grup maçları birbirinden zorlu ve çekişmeli olacak. Fenerbahçe eğer eksik mevkilerine bir iki iyi transfer yaparsa bu takım iş yapar bana göre. Çünkü iyi bir kadrosu var ve gerekli takviyelerle başarılı sonuçlar alacaktır.
Burada iş artık futbolculara düşüyor. Avrupa vitrininde kendilerini göstermek için tam bir fırsat olacak onlar için. Çünkü burada kendilerini en iyi şekilde gösterdikleri taktirde kendilerine Avrupa’nın önde gelen kulüpleri transfer etmek için mutlaka kapılarını çalacaktır.
Tebrikler Fenerbahçe, tebrikler çocuklar doksan dakika boyunca mücadeleyi bırakmadınız ve adınızı Şampiyonlar Ligi’ne yazdırarak Türk Milletine unutulmaz bir gece yaşattınız darısı nice unutulmaz zaferlere diyelim…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.