Eyüp Kara
Avrupa akşamından iki farklı hikâye
Değerli Ulus Gazetesi okurları Avrupa kupalarında heyecan devam ediyor. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi play-off ilk maçında Fransa’nın Olimpik Lyon takımı ile 1-1 berabere kaldığı maçın ardından Beşiktaş ve Trabzonspor Avrupa Ligi ilk maçlarına çıktı.
Trabzonspor evinde oynamasına karşın hayal kırıklığı yaratırken Beşiktaş yine ev sahibi olmanın avantajını iyi kullanıp rövanş maçı için avantajlı bir skorla akşamı kapattı. Beşiktaş kapıyı aralarken, Trabzonspor hesabı Macaristan’a bıraktı. Hayırlısı diyelim başka ne söylenir bilemiyorum.
Türk futbolunun Avrupa sahnesindeki sınavları her zaman sadece 90 dakikalık maçlardan ibaret değildir; bir ekran başında hissettiğimiz o kolektif tansiyonun, umudun ve stadyum atmosferinin sahaya yansımasıdır.
Perşembe akşamı oynanan müsabakalar da tam olarak bu hissi yaşattı. Sahada iki farklı vizyon, iki farklı ritim ve neticesinde son düdükle birlikte iki farklı tablo vardı: Beşiktaş turun kapısını aralarken, Trabzonspor turu kendi evindeki rövanşa bıraktı.
Beşiktaş tarafına baktığımızda, sahada ne yaptığını bilen, oyun disiplininden kopmayan ve en önemlisi Avrupa arenasında nasıl oynanması gerektiğini anlayan bir takım gördük. Maçın başından itibaren oyunu kontrol eden, temposunu rakibe kabul ettiren siyah beyazlılar, elde ettikleri 3-0 gibi avantajlı skorla sadece maçı değil, turun da anahtarını ceplerine koydu.
Skordan öte, sahaya yansıyan özgüven ve yardımlaşma, Beşiktaş’ın bu sezon Avrupa yolculuğunda hedeflerini ne kadar büyüttüğünün net bir kanıtı gibiydi. Taraftarın desteğiyle birleşen bu performans, rövanş öncesinde camiaya adeta bir nefes alırdı. Kısacası tur kapısını ardına kadar araladı.
Madalyonun diğer yüzünde ise Trabzonspor vardı. Karadeniz fırtınası, Avrupa gecesinde zaman zaman oyunun kontrolünü eline alsa da, son vuruşlardaki üretkenlik sorunu ve savunmadaki anlık konsantrasyon kayıpları nedeniyle istediği galibiyeti cebine koyamadı.
Sahadaki mücadele gücü yüksek olsa da, taktiksel disiplin zaman zaman kırılgan bir hal aldı. Sonuç mu? Turun kaderi, Trabzon’un o kendine has, baskılı ve rakibi boğan atmosferine kaldı. Bordo mavililer tur kapısını kapatmadı belki ama işi zora sokarak düğümün Trabzon’daki rövanşta çözülmesine razı oldu.
Avrupa'da tur atlamak sadece fiziksel güçle değil, oyun aklıyla ve elde edilen avantajları korumakla mümkün oluyor. Beşiktaş, yakaladığı bu fırsatı rövanşta da koruyarak gruplara yürüyecek güce sahip olduğunu kanıtladı. Trabzonspor ise Papara Park'ın o büyülü atmosferinde taraftarını arkasına alıp bu hesabı kapatmak zorunda.
Şimdi gözler rövanş maçlarında. Biri araladığı kapıdan içeri girmek, diğeri ise ardına kadar kapanmak üzere olan o kapıyı Trabzon’da omuzlayıp açmak için sahaya çıkacak. Türk futbolu için temennimiz net: İki temsilcimizin de son düdük çaldığında adını bir üst tura yazdırması.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.