Aysel Ayşe Aygün Özer
Devletin Bir Yüzü “Var” Diyor, Diğer Yüzü “Yok”… Biz Kime İnanacağız?
Bir ülkede siyasetin ve bürokrasinin dili bu kadar mı birbirinden kopuk olur? Devletin en kilit noktalarından yükselen sesler, aynı ada, aynı mahkûm ve aynı bina için nasıl taban tabana zıt iddialar ortaya atabilir? Bugün karşımızda sadece harcanan paraların hesabı değil, devlet ciddiyetinin ve şeffaflığın temel ilkeleri duruyor. Çünkü ortada muazzam bir çelişki, izahı mümkün olmayan bir çift seslilik var. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tecrübeli bir siyasetçi ve iktidar ortağının lideri olarak açıkça konuşuyor. Gazeteci Nagehan Alçı’ya İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan için “ev konforunda, önünde bahçesi olan bir yer inşa edildiğini” bizzat doğruluyor. Hatta terörist başının “statü” istediği için henüz bu eve geçmeyi kabul etmediğini aktarıyor.Hemen ardından eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar sahneye çıkıyor ve adeta bir mimari rapor sunuyor: “250 metrekare kapalı alana sahip, iki katı büyüklükte bahçesi olan dubleks bir villa…” Teknik altyapısından, çalışma ofisi işlevine kadar her şeyi bir bir anlatıyor.Siyaset kanadı bu kadar net, bu kadar detaylı ve pervasızca bir villadan bahsederken, cezaevlerinin en üst sorumlusu olan kurumdan, yani Adalet Bakanlığı kürsüsünden tamamen farklı bir ses yükseliyor.Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu iddiaları kesin bir dille yalanlayarak mikrofonlara aynen şu cümleyi kuruyor:“Orada öyle bir şey yok. Orada bir idari yerleşke var. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen yeni binalar yapılıyor olabilir ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok.”Şimdi bir vatandaş olarak, bu ülkenin namuslu bir mükellefi olarak sormak en doğal hakkımız değil mi: Biz kime inanacağız?İktidar ortağının lideri “Ev yapıldı, konforlu, bahçeli bir yer” diyor...Eski milletvekili metrajını verip “Dubleks villa” diye tarif ediyor...Ama o adadaki cezaevinden birinci derecede sorumlu olan Adalet Bakanı “Özel konut yok, idari yerleşke inşaatı var” diyerek tüm bu iddiaları boşa düşürüyor.Bu nasıl bir yönetim koordinasyonudur? Bu nasıl bir kurumsal iletişimdir?Eğer Adalet Bakanı’nın dediği doğruysa ve orada sadece rutin, devlete ait askeri ya da idari bir bina yapılıyorsa; koca koca siyasetçiler neden milletin sinir uçlarıyla oynayarak İmralı’da terörist başına “villa yapıldığı” algısını köpürtüyor? Toplumun adalet duygusu neden bu iddialarla hırpalanıyor?Yok eğer siyasetçilerin dediği doğruysa ve orada gerçekten 250 metrekarelik özel bir villa yükseldiyse; Adalet Bakanlığı neden gerçeği gizleme ihtiyacı duyuyor? İdari yerleşke kılıfının arkasına ne saklanıyor?Devlet, vatandaşına karşı şeffaf olmak zorundadır. Hele ki konu on binlerce insanın katili olan bir figürün yaşam koşullarıysa, devletin iki farklı kurumunun veya iki farklı yüzünün birbirini yalanlamaya hakkı yoktur.Bu çelişki ortada durduğu sürece, milletin aklındaki şüpheler büyümeye devam edecektir.Soruyoruz: O binalar idari yerleşke mi, yoksa birilerine hazırlanan özel bir ikametgâh mı? Biz kamuoyu olarak devletin kurumsal yalanlamasına mı güveneceğiz, yoksa Ankara siyasetinin açık itiraflarına mı?Millet iki dudağınızın arasından çıkacak tek ve net bir doğruyu bekliyor. Çünkü bu muamma, sadece bir binanın değil, devlet ciddiyetinin de sorgulanmasına yol açıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.