Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Örtünmek Bir Moda Değil, Bir İbadet Bilincidir

Bugün başörtüsü ve tesettür hakkında çok şey konuşuluyor. Kimi onu yalnızca bir moda unsuru olarak görüyor, kimi farklı bağlama biçimlerini “tesettür” adı altında sunuyor, kimi ise örtünmeyen kadını inancı üzerinden yargılıyor.

Oysa meseleye önce modadan, sosyal medyadan ve insanların birbirine verdiği hükümlerden değil, Kur’an’ın kendisinden bakmak gerekir.

Çünkü İslam’da kadının örtünmesi, insanların sonradan oluşturduğu bir gelenek değildir. Kur’an’da bununla ilgili açık hükümler bulunmaktadır.

Önce erkeklere söylenen

Dikkat çekici olan şudur: Kur’an, kadınlara örtünmeyi anlatmadan önce erkeklere de sorumluluk yükler.

Nur Suresi 30. ayette mümin erkeklere, gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilir.

Ardından Nur Suresi 31. ayette mümin kadınlara hitap edilir. Kadınlardan da gözlerini sakınmaları, iffetlerini korumaları ve ziynetlerini teşhir etmemeleri istenir.

Ve ayetin devamında kadınların “başörtülerini yakalarının/göğüs açıklıklarının üzerine vurmaları” emredilir.

Burada çok önemli bir ayrıntı var:

Kur’an'ın kullandığı “humur” kelimesi başörtülerini, “ceyb” ise göğüs/yaka açıklığını ifade eder. Yani ayet, yalnızca başın örtülmesinden değil, örtünün göğüs ve yaka bölgesini de kapatacak şekilde kullanılmasından söz eder.

Dolayısıyla tesettürü yalnızca “saçım görünüyor mu?” sorusuna indirgemek doğru değildir.

Tesettür, bedenin mahremiyetini gözeten bir örtünme biçimidir.

Peki kıyafet nasıl olmalı?

Kur’an bize bir kumaş markası, renk kataloğu veya moda listesi vermiyor.

“Şu renk olacak, şu model olacak” demiyor.

Fakat temel prensipleri ortaya koyuyor:

Örtünme, ziyneti teşhir etmemeyi ve mahremiyeti korumayı amaçlamalıdır.

Bu nedenle çok dar, vücut hatlarını belirginleştiren veya dikkat çekici biçimde teşhir eden bir kıyafeti yalnızca başı örttüğü için “tam tesettür” olarak değerlendirmek, tesettürün maksadını daraltmak olur.

Başörtüsü vardır ama bedenin bütün hatları ortaya çıkıyorsa, burada insanın kendisine şu soruyu sorması gerekir:

Ben gerçekten örtünüyor muyum, yoksa sadece başımı mı örtüyorum?

Bu soru bir başkasını yargılamak için değil, insanın kendi nefsine sorması gereken bir sorudur.

Kur’an'da bir başka emir daha var

Ahzâb Suresi 59. ayette Peygamberimize, eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara dış giysilerini üzerlerine almalarını söylemesi bildirilir.

Buradaki “cilbab”, dışarı çıkarken bedeni örten dış giysi anlamında anlaşılmıştır.

Demek ki Kur’an’ın tesettür anlayışı yalnızca başa bir örtü koymaktan ibaret değildir.

Başörtüsü tesettürün bir parçasıdır; tesettür ise daha geniş bir mahremiyet ve örtünme anlayışıdır.

Ama yüz meselesinde dürüst olalım

Burada din adına konuşurken bir başka gerçeği de saklamamak gerekir.

Kur’an’da kadınların yüzlerini mutlaka kapatmalarını emreden açık bir ayet yoktur.

Yüzün örtülmesinin farz olup olmadığı konusunda İslam hukukçuları arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı âlimler fitne ve şartlara bağlı olarak yüzün örtülmesini gerekli görmüş, bazıları ise yüz ve elleri örtülmesi zorunlu olmayan yerler arasında değerlendirmiştir.

Bu nedenle “Kur’an açıkça bütün kadınlara yüzünü kapatmayı emrediyor” demek doğru olmaz.

Aynı şekilde “İslam’da kadının örtünmesi diye bir emir yok” demek de Nur 31 ve Ahzâb 59. ayetleri görmezden gelmek olur.

Gerçek, iki uç sloganın arasında değil; ayetlerin ortaya koyduğu ölçülerdedir.

Tesettürün en çok unutulan tarafı

Bence bugün tesettür konuşulurken en çok unuttuğumuz şey şu:

Tesettür yalnızca kadının kıyafeti değildir.

Kur’an önce erkeğe bakışını terbiye etmeyi öğretiyor.

Sonra kadına da bakışını, iffetini ve örtünmesini emrediyor.

Yani İslam'ın mahremiyet anlayışı, “Kadın kapansın, erkek istediği gibi baksın” anlayışı değildir.

Tam tersine:

Erkeğin de gözüne sahip çıkması gerekir.

Kadının da bedenine ve mahremiyetine sahip çıkması gerekir.

İffet, iki taraflı bir sorumluluktur.

Örtü, kadının değeri değildir

Bir kadının tesettürlü olması onu otomatik olarak diğer kadınlardan daha değerli bir insan yapmaz.

Aynı şekilde bir kadının örtünmemesi de bizim ona hakaret etmemizi, onu aşağılamamızı veya kalbini okumamızı haklı çıkarmaz.

Çünkü imanın hesabını insanlar değil, Allah görür.

Biz hükmü anlatabiliriz.

Ayetleri hatırlatabiliriz.

Doğru bildiğimizi söyleyebiliriz.

Ama bir kadının kalbine girip “Sen Allah için örtünmüyorsun” deme yetkisine sahip değiliz.

Tesettür emrini savunurken ahlakı kaybetmek, savunduğumuz emrin ruhuna aykırıdır.

Örtünmek modaya teslim olduğunda...

İşte tam da burada bugün gördüğümüz “tesettür modası” tartışması önem kazanıyor.

Tesettür elbette estetik olabilir. Güzel giyinmek günah değildir. Bir Müslüman kadın temiz, şık ve zarif giyinebilir.

Fakat tesettürün amacı modanın görünürlük yarışına dönüşürse, kavramın kendisini yeniden düşünmek gerekir.

Başörtüsünün markası olabilir.

Elbisenin markası olabilir.

Ayakkabının markası olabilir.

Ama tesettürün ölçüsünü marka belirleyemez.

Ölçüyü belirleyen şey Kur’an'ın ortaya koyduğu mahremiyet, edep ve örtünme anlayışıdır.

Bir kadının başındaki örtüyle alay etmek ne kadar yanlışsa, başörtüsünü yalnızca bir moda aksesuarına dönüştürmek de o kadar yanlıştır.

Çünkü başörtüsü Müslüman bir kadın için sadece kumaş değildir.

Bir emrin, bir teslimiyetin ve bir ibadet anlayışının sembolü olabilir.

Fakat o sembolün hakkını vermek, yalnızca saçı kapatmakla bitmez.

Giydiği kıyafetin bedenini nasıl örttüğüne, davranışlarına, bakışlarına, mahremiyetine ve edebine de yansır.

Ve belki de bugün hepimizin kendimize sorması gereken en önemli soru şudur:

“Ben tesettürü modaya mı uyduruyorum, yoksa modayı tesettürün ölçülerine mi uyduruyorum?”

Çünkü tesettür kadını görünmez yapmak için değil, mahremiyetini korumak için vardır.

Ve gerçek tesettür, baştan başlayıp ahlakta tamamlanan bir örtüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi