Dilek Özder
Kalbini Sahil Kıyısında Unutanlar
Her insanın ruhunun haritasında, dönüp dolaşıp sığınacağı bir coğrafya vardır. Kiminin kalbi kalabalık caddelerin gürültüsünde atar, kimininki ise sessiz bir dağ başında. Benim kalbim ise şu sıralar tam da bizim oralarda; güneşin kendini nazlı bir sevgili gibi denizin kollarına bıraktığı o sahil kıyısında…Bilirsiniz, güneş her yerde aynı şekilde batmaz. Bazı coğrafyalarda binaların arkasında kaybolur gider, alelade bir günü bitirir gibi. Ama bizim oralarda öyle değildir; güneş, doğrudan denize batar. Gökyüzü önce turuncunun en sıcak tonuna bürünür, sonra kızıla döner ve en nihayetinde yerini morun huzurlu karanlığına bırakır. Devasa bir ayna olan deniz ise göğün tüm bu nazını ve edasını kendi dalgalarında taşır.İşte tam o an; zamanın yavaşladığı, dünyanın tüm koşturmacasının anlamını yitirdiği büyülü bir andır. Dalgaların kıyıya her vuruşu, içimizde biriken yorgunlukları, kırgınlıkları ve sustuklarımızı alıp derinlere götürür. İnsan o kıyıda sadece bir izleyici değildir; dalganın sesiyle ritim tutan, batan güneşle birlikte kendi içindeki günü de batıran bir yolcudur.Şu günlerde kalbimi bir sahil kıyısına bırakmış olmam da bundandır belki. Hayatın getirdiği tüm fırtınalardan sonra sadece o kızıllığı izlemek, denizin kokusunu içine çekmek ve "Her bitiş, yeni bir doğuşun habercisidir" diyen o muazzam batışı seyretmek… Çünkü biliriz ki bizim oralarda güneş denize ne kadar derinden batarsa batsın, yarın sabah yine aynı denizin ufkundan, yepyeni bir umutla doğacaktır.Kalbini bir sahil kıyısında unutanlara ya da tam da şu an o kızıllığa bakıp iç çekenlere selam olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.