Dilek Özder
Hoş Gel Eylül
Eylül ayının ruhunu, hüznünü ve beraberinde getirdiği umudu Taşıyorum üzerimde.Zamanın durdurulamaz akışı içinde, yazın o sıcak, cıvıl cıvıl ve telaşlı günlerini geride bırakırken, takvimler sonbaharın ilk gününü işaret ediyor. Doğa da bize muazzam bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu fısıldıyor.
İşte bu dönüşümün, sakinliğin ve içe dönüşün adıdır Eylül. Sararan yaprakların, serinleyen akşamların ve derin bir nefes alıp yola devam etmenin mevsimi...
Bu yüzden, tüm kalbimizle ve biriktirdiğimiz umutlarla haykırıyoruz: Hoş gel Eylül!Eylül, sadece bir ay değil; ruhun dinlenme, arınma ve yenilenme zamanı.Yaz boyunca koşturan, yorulan ve gürültüye boğulan zihnimiz, Eylül’ün o hafif serin rüzgarıyla sessizliğe kavuşuyor.Doğanın yavaş yavaş renk değiştirmesi, bize vazgeçmenin ve geride bırakmanın da bir güzelliği olduğunu öğretiyor. Ağaçlar yapraklarını dökerken aslında bir sonraki bahara daha güçlü uyanmak için hazırlanıyor.Bizler de içimizdeki kırgınlıkları, yorgunlukları ve bizi aşağı çeken ne varsa tıpkı o sarı yapraklar gibi geçmişe bırakmalı ve Eylül’ün getirdiği bu taze esintiye kapılarımızı açmalıyız.Ayrıca bu ay, pencere kenarında içilen sıcak bir kahvenin, sayfaları sararmış eski bir kitabın, yağmur damlalarının cama vuran o huzurlu melodisinin mevsimi.İnsanın kendi içine döndüğü, hayallerini temize çektiği ve yepyeni başlangıçlar için cesaret topladığı özel bir eşiktir, Eylül.
Sonbahar bize hüznü hatırlatsa da, bu hüzün umutsuz bir karanlık değil; aksine, olgunlaşmanın ve dinginliğin habercisidir.
Kapımızı çalan bu yeni mevsime umutla bakıyor, getirdiği serinliğin kalbimizi ferahlatmasını, döktüğü yaprakların dertlerimizi alıp götürmesini diliyorum. Ruhumuza, evlerimize ve hayatımıza tüm zarafetinle, huzurunla ve güzelliklerinle gel ve hoş gel Eylül...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.