Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Keçiören’de Asıl Şok: Uyuşturucu Belediyenin Kapısından Nasıl Girdi?

Keçiören’i son günlerde sarsan haber, sıradan bir uyuşturucu operasyonu haberi değil.

Bir belediye düşünün…

Binlerce insanın çalıştığı, vatandaşa hizmet götüren, çocukların, gençlerin, ailelerin geleceğine dokunan bir kamu kurumu.

Ve yapılan uyuşturucu taramasında yüzlerce çalışanla ilgili pozitif sonuç ortaya çıkıyor.

İlk testlerde 171 personelin sonucu pozitif çıkıyor. Daha sonra yapılan testlerde 42 kişinin sonucu negatife dönüyor. Geriye kalan 129 kişi hakkında ise adli süreç başlıyor.

Şimdi asıl soruyu sormanın zamanı geldi:

Bu 129 kişi nasıl oldu da aynı kurumun çatısı altında çalışmaya devam edebildi?

Daha da önemlisi…

Uyuşturucu meselesi belediyenin içine kadar nasıl geldi?

Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta var.

Bu rakamları bütün belediye çalışanlarına mal etmek doğru değildir. “Belediyedeki herkes uyuşturucu kullanıyor” demek hem haksızlık hem de eldeki verilerin söylemediği bir şeyi söylemek olur.

Ama 129 kişi de görmezden gelinecek bir rakam değildir.

Çünkü mesele sadece birkaç çalışanın kişisel tercihi olmaktan çıkıp, kurumların uyuşturucuyla mücadelede ne kadar etkin olduğu sorusunu ortaya koyuyor.

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, testlerin gönüllülük esasına göre yapıldığını ve kendisinin de test yaptırdığını açıkladı. Belediye yönetimi de uyuşturucuyla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğini belirtiyor.

Benim derdim birilerini peşinen suçlamak değil.

Benim derdim şu:

Bu çocuklar nerede?

Keçiören'in sokaklarında…

Okullarının çevresinde…

Mahalle aralarında…

Parklarda…

Ve belki de bazı ailelerin evlerinde uyuşturucu yüzünden hayatlar kararıyor.

Bir belediyede bu kadar ciddi sayıda pozitif bulgunun ortaya çıkması, bize yalnızca belediyeyi değil, toplumdaki uyuşturucu gerçeğini de gösteriyor.

Bugün “Keçiören uyuşturucunun meskeni oldu” demek kolay.

Ama bence bundan daha zor ve daha doğru olan soru şu:

Uyuşturucuyu Keçiören'e kim getiriyor?

Kim satıyor?

Kim dağıtıyor?

Kim gençlerin hayatını para uğruna karartıyor?

Ve en önemlisi…

Bu zehirle mücadele sadece test yapmakla mı sınırlı kalacak, yoksa bu işin kaynağına kadar inilecek mi?

Çünkü uyuşturucu kullanan insanı yalnızca suçlu olarak görmek, meselenin tamamını açıklamıyor.

Tedaviye ihtiyacı olan varsa tedavi edilmeli.

Suç işleyen varsa hukuk önünde hesabını vermeli.

Ama asıl olarak uyuşturucuyu satan, dağıtan ve gençleri bu batağa çeken yapıların üzerine gidilmeli.

Keçiören'in çocukları bizim çocuklarımız.

Onların geleceği, herhangi bir siyasi tartışmanın üzerinde.

Bugün belediyede ortaya çıkan bu tabloyu yalnızca “129 personel” diye okuyup geçersek, büyük resmi kaçırırız.

Asıl mesele şudur:

Bir toplumun geleceğini uyuşturucu kemiriyorsa, mesele artık sadece belediyenin değil, hepimizin meselesidir.

Keçiören'in ihtiyacı olan şey korku değil.

Temiz sokaklar, temiz kurumlar, güçlü denetim ve gençlerin elinden uyuşturucuyu çekip alacak gerçek bir mücadeledir.

Ve artık herkes aynı soruyu sormalı:

“Uyuşturucu Keçiören'e kadar geldiyse, biz daha ne kadar sessiz kalacağız?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi