Ahilik Bir Hayat Biçimidir

Ahilikte sermaye amaç değildi.

İnsan amaçtı.

Kazanç vardı ama paylaşmak da vardı.

Üretim vardı ama kalite de vardı.

Ticaret vardı ama dürüstlük de vardı.

İşveren vardı ama işçinin hakkı da vardı.

Bugün çalışanlara çoğu zaman sabır tavsiye ediliyor.

“işini kaybetme.” “şükret.” “sabret.” “daha kötüsü de var.”

Oysa ahilik anlayışında mesele işçiye sadece sabretmeyi öğretmek değildi.

İşçinin emeği değerliydi.

Üreticinin alın teri değerliydi.

Tüketicinin hakkı değerliydi.

Esnafın itibarı değerliydi.

Çünkü ahilikte insanın değeri, kazancından önce gelirdi.

Peki siyaset?

Hangi siyasetçinin hayatında ahilik ahlakını bütün yönleriyle görebiliyoruz?

Adalet, dürüstlük, kul hakkı, liyakat, emanete sahip çıkma, ölçülülük ve toplumun tamamını düşünme...

Bunlar ahiliğin temel değerleri değil mi?

Öyleyse ahiliği yalnızca esnafa anlatmak yeterli mi?

Ahilikten söz eden siyasetçi de ahilik ahlakıyla hareket etmeli.

Kamu görevlisi de etmeli.

İşveren de etmeli.

Esnaf da etmeli.

İşçi de etmeli.

Çünkü ahilik yalnızca dükkânın kapısından içeri girince başlayan bir anlayış değildir.

Ahilik bir hayat biçimidir.

İşte asıl sorumuz burada başlıyor:

Biz neyi kutluyoruz?

Ahiliği mi?

Yoksa ahiliğin hatırasını mı?

Eğer ahilik yalnızca bir hafta boyunca meydanlarda konuşuluyor, törenlerde anılıyor, protokol konuşmalarına konu oluyor ve ardından günlük hayatımıza hiçbir şey katmadan unutuluyorsa, burada bir çelişki yok mudur?

Çalgıyla, çengiyle, halaylarla ahilik haftası kutlamak elbette güzel.

Ama ahilik sadece meydanda kutlanmaz.

Ahilik; tezgâhta, fabrikada, dükkânda, pazarda, ofiste, işyerinde, siyasette, kısacası hayatın her alanında yaşanır.

Ahiliği anlatan insan ahiliği yaşamıyorsa, anlatılan sözlerin ne anlamı kalır?

Bugün ahi Evran-ı Veli’nin adını yaşatmak istiyorsak, önce onun anlayışını yaşatmalıyız.

Bir esnaf müşterisini kandırmıyorsa ahilik vardır.

Bir üretici kalitesiz malı kaliteli diye satmıyorsa ahilik vardır.

Bir işveren çalışanın hakkını zamanında ve eksiksiz veriyorsa ahilik vardır.

Bir işçi işini hakkıyla yapıyorsa ahilik vardır.

Bir siyasetçi emanete ihanet etmiyor, adaletten ayrılmıyorsa ahilik vardır.

Bir insan kazancını paylaşmayı biliyorsa ahilik vardır.

Çünkü ahilik, geçmişte kalmış bir esnaf teşkilatının adı değildir.

Ahilik, insanı insan yapan değerlerin bütünüdür.

Bugün bize düşen ahi Evran’ı sadece anmak değil, onun anlayışını yeniden hayatımıza taşımaktır.

Ahilik Haftası’nı kutlamak kolaydır.

Asıl mesele, ahilik ahlakıyla yaşamaktır.

Meydanlarda ahilikten söz etmek kolaydır.

Asıl mesele, iktidarlarda, dükkânda, fabrikada, işyerinde ve siyasette ahiliği yaşatmaktır.

Çünkü ahilik, törenlerde değil; ahlakta yaşar.

Ve belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken en önemli soru şudur: “biz ahiliği gerçekten kutluyor muyuz, yoksa yaşamadığımız bir ahlakın sadece törenini mi yapıyoruz?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi